Zulme Dur Demek İçin Toplandılar

0
80

Bu zulmü durdurmak, sorumluları yargılamak, suçluları cezalandırma, insanların insanlara olan borcudur

Kuyularönü Camii’nde toplanan Alanya Dayanışma Platformun basın sözcüsü Hasan İlhan, Suriye halkına yapılan zulme dur demek için toplandıklarını söyleyerek, Alanya halkını, bu platforma davet etti. İlhan, “Suriye halkı yıllar önce kaybettiği özgürlüğünün mücadelesini veriyor. Ağustos 2011 tarihine kadar devam eden silahsız sokak gösterilerinde öldürülen yüzlerce sivil, artık geri dönüş olmayacağının sinyalini veriyor. Suriye, her geçen gün derinleşen bir bataklık halini alıyor” dedi.

‘SURİYE HALKINDAN YANA OLALIM’

İnsanları Suriye halkından yana olmaya çağıran İlhan, “Bu resmi kayıtlara geçen katledilmiş 70 bin insanın, 100 bini aşkın kayıp insan vakası çağrısıdır. Bu zulmü durdurmak, sorumluları yargılamak, suçluları cezalandırma, insanların insanlara olan borcudur. Suçtan cezalandırılmak üzere derhal harekete geçilmelidir. Yeryüzünde yaşayan her insanın yaşam hakkı, yani canı, malı, onuru, namusu, dini, kadın-erkek bütün Müslümanların ve erdemli insanların sorumluluğudur. Bugüne kadar zalim Esed Rejimi’nden yana tavır sergileyenler, sizleri çocuklarımıza ve gelecek nesillerine bir utanç ve günah bırakmamak için acilen yanlıştan dönmeye ve tarafınızı mazlum Suriye halkından yana çevirmeye çağırıyoruz” şeklinde açıklamalarda bulundu.

‘EN BÜYÜK MAĞDURLAR KADINLAR OLDU’

 Suriye’de yaşanan bu acı olayların en büyük mağdurlarının kadınlar olduğunu söyleyen İnal, kamplarda, sağlıksız koşullar nedeni ile çeşitli hastalıklarla mücadele edildiğini söyledi. Hijyen bakımından birçok eksikliğin bulunması da kadınların, psikolojik sorunlarının büyümesine sebep oluyor. Göç etmeyip, de Suriye’nin içinde kalan kadınlar içinse hayat daha da zor. Özellikle tutsak kadınlar, işkence gören kadınlar ve tecavüze uğrayan kadınların durumu için maalesef özel bir gayret gösterilmiyor” diye konuştu. Alanyalılar olarak, her zaman Suriye halkı ile dayanışma içinde olmaya davette bulunan İnal, “Bu zulmün bitmesi için, olanca gücümüzle ses veriyoruz.  Suriyeli kardeşlerimizin yanında yer almak için insanlıkta hem fikir olduğumuz tüm erdem sahibi insanları sese vermeye çağırıyoruz” diye konuştu.

Basın Açıklamasının Tam Metni

Değerli Basın mensupları ve saygıdeğer katılımcılar.

Suriye, Dera Şehrinde 15 Mart 2011 tarihinde 12-14 yaşlarında bir grup çocuğun okul duvarına yazdığı Arap Devrimlerinin meşhur sloganı olan “Halkın isteği Rejimin Düşmesi” yazısının bedelini kan ve gözyaşı ile ödüyor. İnsanlar, okul duvarına yazı yazdı diye evlerinden alınıp işkence ile alıkonulan çocuklarına sahip çıkıyor. Suriye özgürlük talep ediyor. 15 Mart 2011 den bu yana Suriye direniyor. Suriye Halkı Adalet istiyor. Azınlığın çoğunluğa tahakkümünü reddediyor. Onurlu bir yaşam istiyor. Suriye Halkı yıllar öncesi kaybettiği özgürlüğünün mücadelesini veriyor. Ağustos 2011 tarihine kadar devam eden silahsız sokak gösterilerinde öldürülen yüzlerce sivil, artık geri dönüş olmayacağının sinyalini veriyor. Suriye, her geçen gün derinleşen bir bataklık halini alıyor.

Bu çağrı resmi kayıtlara geçen katledilmiş 70.000 (5250 çocuk,5040 kadın) insanın, 100.000’i aşkın kayıp vakasının, sayısı tespit edilemeyen tecavüzün, hapsin, işkence vakasının, vicdan sahiplerine muhasebe çağrısıdır.

Bu zulmü durdurmak, sorumluları yargılamak, suçluları cezalandırmak, insanların insanlığa borcudur. Suçluları cezalandırmak üzere derhal harekete geçilmelidir. Yeryüzünde yaşayan her insanın yaşam hakkı yani canı, malı, onuru, namusu, dini kadın-erkek bütün Müslümanların ve erdemli insanların sorumluluğudur.

Bugüne kadar zalim Esed Rejimi’nden yana tavır sergileyenler: Sizleri çocuklarınıza ve gelecek nesillerine bir utanç ve günah bırakmamak için acilen yanlıştan dönmeye ve tarafınızı Mazlum Suriye halkından yana çevirmeye çağırıyoruz.

Suriye direnişi ikinci yılını doldururken, İslam dünyasının gözleri önünde bugüne kadar Suriye halkı, tank ve uçaklardan atılan bombalarla katledildi ve katledilmeye devam ediyor.

Şam, Halep, Hama, Humus, Dera, Rakka ve İdlip gibi şehirlerde camiler, hastaneler, okullar, işyerleri ve şehirlerin altyapıları, tank, top ve SCUD füzeleri ile adeta yerle bir ediliyor.

BM, UCM, İİT, Arap Ligi gibi uluslararası güç merkezleri defalarca bir araya gelmesine rağmen, Suriye’de akan kanı durduramıyor veya durdurmak istemiyor.

Bunun neticesinde iki yıl içersinde 70 bin insan hayatını kaybederken, 170 bin insan elini, ayağını, gözünü kaybederek ağır bir şekilde yaralandı, 200 bin insan kayboldu ve 4 milyon Suriyeli evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Bir milyon Suriye vatandaşı Ürdün, Lübnan, Irak, Mısır, Türkiye ve Körfez ülkelerinde bulunan kamplarda yaşıyor. Göç eden nüfusun yüzde 70’ini kadınlar ve çocuklar oluşturuyor.

Suriye savaşının en büyük mağdurları kadınlardır. Özellikle kamplarda, sağlıksız koşullar nedeniyle çeşitli hastalıklarla mücadele ediyorlar. Hijyen bakımından birçok eksikliğin bulunması da kadınların, psikolojik sorunlarının büyümesine sebep oluyor.

Göç etmeyip de Suriye’nin içinde kalan kadınlar için ise hayat daha da zor. Özellikle tutsak kadınlar, işkence gören kadınlar ve tecavüze uğrayan kadınların durumu için maalesef özel bir gayret ve çaba gösterilmiyor.

Oysaki Bosna savaşı yıllarında insani yardım seferberliği had safhadaydı. 2,5 milyon Boşnak halkına yapılan yardımlar muhtaç insanların derdine çare olabiliyordu.

Suriye’deki durum ise daha vahim bir sürece doğru gidiyor. 23 milyonluk Suriye’de 15 milyon insan her geçen gün yardıma muhtaç hale doğru sürükleniyor. Suriye’de insani yardım krizine çözüm noktasında hâlâ sağlıklı bir yapı oluşturulamadı.

İslam İşbirliği Teşkilatı’nın pasif durağan akademik karakteri maalesef Suriye’de bizleri hayal kırıklığına uğrattı.

BM, ABD ve Rusya yaşanan katliamlardan ziyade Suriye’nin siyasi geleceğini dizayn etmeye çalışıyor.

İran, Irak, Lübnan, Ürdün, Suud, Katar gibi Müslüman ülkelerde din öncelikli değil, iktidar öncelikli bölgesel, ulusal çıkarlar doğrultusunda, Batılı modernist bir inanç düsturu ile Suriye Müslümanlarının kanı üzerinden kavga yapılıyor.

Müslüman ülkeler böyle yaklaşırken, Suriye Müslümanları ise 45 yıllık zalim diktatör bir rejimi devirmek için kararlı bir şekilde mücadelesini sürdürüyor.

Alanyalılar olarak her zaman Suriye halkı ile dayanışma içindeyiz.Bu zülmün bitmesi için olanca gücümüzle ses veriyoruz ve diyoruz ki Ey zalimler ve işbirlikçileri mazlum halkların omzundan düşün yoksa mazlumların ahı ile yok olacaksınız. Suriyeli kardeşlerimizin yanında yer almak için : “İNSANLIKTA” hem fikir olduğumuz tüm erdem sahibi insanları “SES” vermeye çağırıyoruz.

Alanya Dayanışma Platformu: Hasan İLHAN

ALİMDER, ANÇED, ANADOLU GENÇLİK DER, DİYANETSEN, EĞİTİMBİRSEN, SAĞLIKSEN, SEBİLAY, SENADER,