Zengin bir adam

0
156

Başından geçen olayı unutmamak amacıyla, Mercedes’in taş isabet eden o bölümünü hiç boyatmadı.

Zengin bir adam, Mercedes arabasıyla, dar bir yoldan hızla ilerliyordu. Önüne, birdenbire bir çocuk fırladı; arabaya taş atıyordu. Şoför ani fren yaptı. Zengin adam öfkeyle Mercedes’inden indi ve çocuğu omuzlarından tutup sarsmaya başladı; bir yandan da bağırıyordu: “Serseri, ne yapıyorsun? Bak arabamı ne hale getirdin.”

Çocuk üzgündü… Neredeyse ağlayacaktı. “Amca lütfen kızma. Sizden önce geçen arabalara işaret ettim ama hiçbiri durmadı. Bu yüzden taş atmak zorunda kaldım” dedi ve kenarda devrilmiş duran özürlü arabasını göstererek sözlerini şöyle sürdürdü: “Ağabeyim yürüyemiyor; onu ben gezdiriyorum. Tekerlekli arabası devrildi, yerden kaldıramadım. Biri bana yardım etsin diye sizin yolunuza çıktım.”

Zengin adam, utandı, boğazı düğüm düğüm oldu. Hemen koştu, özürlü ağabeyin yanına gitti. Çocukla birlikte, onu tekerlekli arabaya oturttular. “Bir ihtiyacın var mı?” diye sormasına vakit kalmadan çocuk, tekerlekli arabayı sürerek uzaklaştı.

Mercedes’in üzerinde o taşın izi kalmıştı. Başından geçen olayı unutmamak amacıyla, Mercedes’in taş isabet eden o bölümünü hiç boyatmadı. Bu hadiseden zihninde, “Hiçbir zaman, birilerini, seni durdurmak için taş atmaya mecbur bırakacak kadar hayatın içinden hızlı geçme; çevrene bak; ihtiyacı olanları gözden kaçırma”…

Allah, ruhumuza fısıldar ve kalbimize konuşur. Vicdan böyle bir şeydir. O sesi dinlemek için vaktimiz olmadığında, fırlatılan bir taş, çevremize daha dikkatle bakmamızı sağlar.

İster fısıltıyı dinle, ister taşı bekle…

(Saim Güven’e teşekkürler)