Ana Sayfa Yazarlar Hakkı Görür Zaman grubu nereye koşuyor? – (Hakkı Görür)

Zaman grubu nereye koşuyor? – (Hakkı Görür)

0
Zaman grubu nereye koşuyor? – (Hakkı Görür)

Son grup ise yaşını başını almış ve görece en çoğulcu grubu oluşturuyor. Cemaatten gelenleri de var gelmeyenleri de. Hepsi Müslüman insanlar.

Zaman grubu ve ekleri bir haftadır bir panik içindeler.

Uzunca bir zamandır tamamıyla kendilerinin başlattıkları “bir sürecin” acı neticeleriyle karşı karşıya gelince paniklemiş durumdalar.

Kullandıkları saldırgan, ötekileştirici, toplumun ma’şeri vicdanını rencide edici, hoşgörüsüz, diyaloğun kapılarını kapatıcı ve kibirli dilin altında kalkamayacakları bir karşılığının çıkabileceğini hesaplamamış olmanın verdiği şaşkınlık hali, kendilerine hakim olmaya başladı.

Bir yılı aşkın bir süredir, Zaman ve uydu gazetelerinde kendilerinin bile açıklamakta zorlandıkları bir AK Parti düşmanlığı yapılıyor. AK Parti ile ayrı düştükleri her konu başlığında rasyonel eleştiriler getirmek yerine işi salt Erdoğan düşmanlığına çevirince kontrolü kaybettiler.

Erdoğan, kamuoyu önünde, siyasetin dilinden anlayanın kolayca idrak edeceği bir nezaket içinde defalarca uyarılarını yapmış olmasına rağmen Zaman grubu burnunun dikine gitmekte ısrarcı oldu.

Bu bir siyasi tercih olabilir ve en temel hakları…

Lakin düşmanlığa vardırılan AK Parti eleştirisinin, siyasi hasım pozisyonu alınmasının doğal olarak kendilerinin de tartışma konusu olmaları sonucunu doğurması da kaçınılmazdı.

Zaman grubu ve uydu gazeteleri marifetiyle, Hizmet hareketi, içinde olmaması gereken bir tartışmanın ve siyasi hesaplaşmanın ortasına bizzat itiliyor.

İş bir süre sonra o kadar kontrolden çıktı ki Hizmet`in İngilizce gazetesinin tavır ve yayınları artık Türkiye düşmanlığı şeklinde algılanabilecek boyuta ulaştı.

Today`s Zaman`ın, Ekrem Dumanlı`dan daha genç ve daha deneyimsiz muhteris bir yayın yönetmeninin “basireti”, Hizmet hareketinin refleksini belirlemeye başladı. “Hizmet” hakkında, Türkiye’nin dünyada yükselen imajını karalamaya çalışan “siyasi bir akım” algısı oluşmaya, zihinlerde yer etmeye başladı.

Garip olan durum ise, Today`s Zaman`ın bozmaya çalıştığı Türkiye imajının Hizmet hareketinin gönüllülerince yurt dışında bin bir emekle lobicilik yaparak düzeltilmeye çalışılıyor olması.

Bu manzarada can alıcı bir soru gündeme geliyor:

Dışarıya zayıf, yetersiz, hükümeti sallantıda bir Türkiye imajı vermek Hizmet`in kurumsal kararı mıdır? Yoksa genel yayın yönetmeni olan çok genç ve çok deneyimsiz ismin şahsi manipülasyonu mudur?

Mesela, Mursi`ye “firavunlaştı” diyen, “AK Parti”yi düşürmenin yol haritasını yayınlayan bir isme Today`s Zaman niçin köşe verir?

Zaman ve Today’s Zaman’da çıkan o yazılar medyanın saygın kalemleri tarafından eleştirilince veya sosyal medyada on binlerce kişi tarafından sorgulanınca, Zaman grubunun yöneticilerinin o yazarı savunma refleksi içine girmeleri ne anlama geliyor?

Hepsi o görüşleri kabul ediyor mu?

Twitter`dan köşe yazarını kovarak bayağı havaya girmiş olan o çok genç ve çok deneyimsiz yayın yönetmeninin aldığı kararlar neyi yansıtıyor?

Örneğin, Gezi olayları sırasında, bir ziraat mühendisinin telefonla yaptığı bir anket. Bu masa başı uydurma anketi, yeminli AK Parti düşmanı olduğu bilinen en spekülatif anket şirketlerinin bile göstermekten hicap ettiği, AK Parti oy oranlarının %30`lara düştüğü tarzda bir anket. Sözcü gazetesinin bile abartılı bulacağı bu anketi Today’s Zaman manşetten verip yurt dışında yüzlerce habere neden malzeme taşır?

Zaman grubu ve uydu gazeteleri, kazan-kaybet denkleminden bağımsız olarak içinden çıkamayacakları bir yolda hızla ilerliyorlar.

Oldukça çarpık bir siyasallaşma süreci yaşıyorlar. Bu durumlarını dile getirenlere de oldukça can sıkıcı, zekadan ve Türkiye’nin toplumsal gerçekliğinden uzak bir cevap veriyorlar: “Biz size cemaat kurun diyor muyuz?”

Eğer sırf bir laf söylemiş olmak için söyleniyorsa sorun yok.

Ama, eğer zeka düzeyi bu ise, şimdiden sorunun çok büyük olduğunu söylemekte fayda var!

Gelen eleştirileri karşılama biçimlerini ve aktörleri üçe ayırabiliriz.

Birinci grup, medya yüzü olan, entelektüel birikimi zayıf, bütün sosyalleşmesini cemaat içinde tamamlamış, İslamcılığa ve İslamcılara kategorik olarak mesafeli, AK Parti öncesinde varlıklarından çoğu kişinin haberdar bile olmadığı isimlerden oluşuyor. Bu isimler bazen çok çiğ tepkiler vere
biliyor ve “Hizmet” bunu hiç ama hiç sorun etmiyor. Polis istihbarat raporlarıyla siyasallaşmasını yaşamış olan bu kadronun sapla samanı birbirine karıştırma potansiyeli çok yüksek. Açıkça Erdoğan düşmanlığı yapan bazı isimler de bu grupta yer alıyor.

İkinci grup ise AK Parti öncesinden de bilinen isimler. Bu isimlerin ilk grupla da yoğun ilişkileri var. Zaman zaman ilk gruptaki en marjinal isimlere referans vermekten de geri durmuyorlar. Bu gruptaki isimlerin orijinal bir tarafı bulunmuyor. Yeni olan tek özelliği “bir şeye muhalefet” edebiliyor oluşlarını fark etmiş olmamız. Yıllarca tedbir dünyasında yaşadıklarından, “ashab-ı tedbir” olarak Erdoğan`la uyanmış halleri var. Açıkça Erdoğan düşmanlığı yapmıyor gözüküyorlar ama sürekli imalı laf sokuşturma düzeyindeler. Ne dedikleri pek belli olmuyor. İslami bir cemaatten yetişmiş olmalarına rağmen kendi cemaatleri dışındaki bir Müslüman ortamda veya toplulukta görülmüşlükleri duyulmuş şey değil. Diğer grup ve cemaatlerden kişilerle diyalogları neredeyse sıfır düzeyinde. Kendileri dışında daha çok seküler, laik figürlerle diyalogu önemserler. Bazıları, Binnaz Toprak düzeyine bile ulaşamayan sığlıkta Türkiye`deki İslami oluşumlarla ilişki bakiyesine sahip.

Son grup ise yaşını başını almış ve görece en çoğulcu grubu oluşturuyor. Cemaatten gelenleri de var gelmeyenleri de. Hepsi Müslüman insanlar. Sağduyu mesajı vereni de var açıktan tekfir yazıları yazanı da. Daha düne kadar Mekke Resuller Yolu’nu anlatırken bugün kafasına yatmayanları helak gemisine bindirenler de bu gruptan. İçlerinden bazıları Erdoğan`a duyduğu husumeti Hizmet`i kullanarak sürdürüyor. Bazılarının tek görevi “aslında öyle değil” ve “ama Hizmet`i temsil etmiyor” yazıları yazmak. Hepsinin son dönem ortak özelliği dini vaaz, kıssalar, ayetler olmadan yazı yazamamaları. Komik olan taraf ise kıssa aktarıp yazının sonunda `masal anlatmadıklarını` hatırlatmak için “buradan bugüne dersler çıkarılmalı” uyarısını yapmaları. Sürekli bir beddua, fitne, gayretullah vurgusu en popüler şifreli analiz araçları.

Kendileri eleştirilince “Hizmet”e sığınıp, Türkiye’daki kendileri dışındaki Müslüman halkı fitnecilik, gayretullaha dokunmak, hizmete karşı olmakla suçlarlar.

Sorulara cevap vermezler.

Yukarıdaki üç grubun cevap vermediği bir çok soru var.

Kamuoyunda, dost meclislerinde, sosyal medyada açık açık sıralanıyorlar.

Burada saymakla bitmez.

Ama bir soru hepsinden önemli ve kritik.

7 Şubat`ta sizi motive eden neydi? Ne umuyordunuz? Hepiniz, yani üç grubun tamamı, niçin can havliyle darbe girişimini desteklediniz?

 Haber10

———————————-
Hakkı Görür
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI