YÖK Öğrenci Disiplin Yönetmeliği – (Beril Dedeoğlu)

0
164

Öğrencilik görevleri ile üniversitede öğrenci olmak arasında ne fark bulunduğu yönetmelikten anlaşılamıyor; ancak bu özel varlığın okulda ve okul dışında, yani sokakta, evde, tatilde, her yerde bu görevi yerine getirmesi gerekiyor

Yönetmeliğin birinci maddesine göre, ‘Bu Yönetmelik; kanun, tüzük, yönetmelik ve yönergelerin öğrencilere yüklediği görevleri yükseköğretim kurumu içinde ve dışında yerine getirmeyen, uyulması gerekli hususlara uymayan, yasaklanan işleri yapan veya öğrencilik sıfat, şeref ve haysiyeti ile bağdaşmayan hal ve harekette bulunan öğrencilere verilecek disiplin cezalarını, usul ve teşkilatla ilgili hükümleri belirtmek amacıyla düzenlenmiştir.’

Gelişmiş demokrasiye sahip bazı ülkelerde üniversitelerin koordinasyonunu sağlayan kurumlar olsa bile, bu kurumların üniversitede öğrenci olma halini özel bir canlı türü gibi görüp disiplin düzenlemesini üstlendikleri görülmez. Disiplini bozan bir olay olmuşsa, ki disiplin lafı da birçok yerde geçmez, ilgili olaya göre komisyonlar oluşturulur ve kararları üniversiteler alır.

Bizde işler farklı. İlk maddenin ilk cümlesi kanunların öğrenciye yüklediği görevler olduğunu belirterek başlıyor. Yani gençler yıllar boyu ders alarak, dershanelere giderek ve onca test sorusunu çözerek aslında kendilerini bu göreve hazırlıyorlar.

Öğrenci haysiyetlidir

Öğrencilik görevleri ile üniversitede öğrenci olmak arasında ne fark bulunduğu yönetmelikten anlaşılamıyor; ancak bu özel varlığın okulda ve okul dışında, yani sokakta, evde, tatilde, her yerde bu görevi yerine getirmesi gerekiyor. Bu durumda öğrencilik okulla sınırlı bir durum olmaktan çıkıyor ve davranışlarının da her yerde başkalarınca denetlenmesini gerekiyor. Metinden anlaşıldığı kadarıyla öğrencinin sırtına binen görev, yasalara değil yasaklara uymakla sınırlı. Dolayısıyla, ailesiyle pikniğe giden bir gencin sorumluluğu, babasından daha fazla, zira genç, öğrencilik şeref ve haysiyetine uygun davranmak zorunda.

Öğrenci olmanın ne tür ayrı bir haysiyet alanı yarattığı anlaşılamayacağı gibi, şerefsiz davranışı da kimin nasıl ölçeceği belli değil. Ancak yönetmelikte, öğrencilik sıfatının gerektirdiği vakar, itibar, güven duygusu diye tanımlar olduğuna göre, metni kaleme alanların kafasında bir şablon bulunuyormuş.

Şablon, suça konu olan davranışların ve cezaların sıralandığı maddelerde gayet açık. Öğrenci denen özel varlık, asker ocağına yazılmış biri olarak görülüyor, suç-ceza ilişkisi de daha çok ‘devlete karşı işlenmiş suçlar’ mantığına dayanıyor.

Öğrenci muhtemel suçludur

Yönetmelik, öğrencilerin siyaset yapmasını yasaklıyor; yani Siyaset Bilimi bölümünde okuyan bir yetişkinin botanikçi gibi davranması bekleniyor. Ayrıca metinde hırsızlık yapmak diye bir başlık da var ve bu suça iki yarıyıl okuldan uzaklaştırma cezası öngörülüyor. Yani hırsızlık genel bir suç değil, konu öğrenci olduğunda adli makamlara başvurmak gerekmiyor ve hocalardan oluşan bir komisyon hırsızlığa karar mı veriyor? Yönetmelik, hocaların cübbelerini başka cübbelerle eş tutmuş; bu yolla zavallı öğrenci tek suç nedeniyle iki kurum tarafından iki ayrı ceza alma ayrıcalığı kazanmış.

Bu caydırıcı durum, öğrencileri ‘kuzu’ gibi görme arzusunun ifadesi gibi duruyor.

Bayrak törenine gerekli saygıyı göstermemenin de okuldan atılma nedeni sayıldığını bildiren yönetmeliğin, ne günümüzdeki Türkiye’ye ne üniversitelere ne de gençlerimizin ulaştığı düzeye uymadığı çok açık. İlle bu konuda bir yönetmelik olsun deniyorsa, yeniden düzenlenecek metnin sadece üniversiteye özgü konularla sınırlı tutulması gerekir. Ayrıca, ‘kopya yapmak’ yerine ‘kopya çekmek’ teriminin kullanılması da daha uygun olur, zira gençler evde kopya yapıp gelmiyorlar; artık cep telefonlarını, sanal alemi ve uyduları kullanıyorlar.

 Star


———————————-
Beril Dedeoğlu
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI