Ana Sayfa Kategoriler Dosyalar Yeni Türkiye Yeni Şehir

Yeni Türkiye Yeni Şehir

0
Yeni Türkiye Yeni Şehir

Anadolu Platformu Yeni Türkiye Yeni Şehir Raporu Tam Metni

Anadolu Platformu, 30 Mart Seçimleri Öncesi, Yerel Yönetimlerle İlgili “Yeni Türkiye Yeni Şehir” Başlıklı Raporunu Yayınladı.

Raporun Tam Metni:

YENİ TÜRKİYE YENİ ŞEHİR

Türkiye; tarihi geçmişi, kültürel altyapısı ve coğrafi konumuyla bölgesinde önemli bir konuma sahiptir. Varlığını sürdürdüğü altı yüz yirmi yıl boyunca farklılıkları bünyesinde bir zenginlik olarak taşıyan Osmanlı İmparatorluğu’nun bölgedeki varisi konumunda olan Türkiye, yönünü yeniden “Anasır-ı Osmaniye ve Memalik-i İslamiye” perspektifine dönmüştür. Türkiye, 780 bin kilometre karelik sadece kendi suni sınırlarında kalmayarak 25 milyon kilometre kare alana yayılmış Osmanlı topraklarına ve bu topraklar üzerinde yaşayan Arap’ıyla, Türk’üyle, Kürt’üyle, Çerkez’iyle, Boşnak’ıyla birçok Müslüman halka ve farklı ülkelerde zor şartlar altında azınlık olarak yaşayan 800 milyon Müslümana yeniden umut kaynağı olmaya başlamıştır.

Topraklarımızda yüz yıldır yaşanan buhran dönemi yerini uyanış ve asli hüviyetine dönüş dönemine bırakırken bu sürece Türkiye’nin önemli bir katkı yaptığı ve moral oluşturduğu bir gerçektir. Türkiye’nin bu yeni süreci dünya genelinde ilgiyle izlenmekte ve kimi zaman gıpta edilen kimi zaman kıskanılan bir durum oluşturmaktadır. Başta Türkiye olmak üzere dünyadaki bütün Müslüman halkların bu gelişim sürecine bir şekilde katkı sağlaması, sürecin tersine dönmesine neden olabilecek tutum ve yaklaşımlardan uzak durulması gerekir. Artık Müslümanlar, ancak İlay-ı kelimetullah ve nizam-ı âlem felsefesiyle birlik olup tevhidi bir duruşla şirazesi bozulan dünyaya bir nizam getirilebileceğinin farkına varmıştır.

Öncelikle halkların gönüllerinde yeşeren bu uyanış, uluslararası güç şebekelerinin de dikkatini çekmiştir. Bu uyanışın yaşandığı ülkelerde, darbe girişimleri sosyo-kültürel manipülasyon çalışmaları, itibarsızlaştırma ve kaos senaryolarıyla sekteye uğratmak isteyen küresel Batılı güçler bölgedeki hakimiyetin elinden çıkmasına katlanamamakta ve bulduğu her yolla başta Türkiye olmak üzere uyanışın aktörü diğer ülkelerde varlık mücadelesine girişmektedir. İslam coğrafyası ve mazlum milletler her gün yeni bir Batılı senaryoyla karşılaşmaktalar.

Artık topraklarımızda söz söyleme hakkı milletin iradesindedir. Bu ülkelerin halkları nasılsa yönetimleri ve dolayısıyla politikaları öyle olacaktır. Kardeşlik, birlik ve beraberlik içerisinde farklılıkların çatışma değil zenginlik olarak değerlendirildiği bir anlayışa doğru yol alınmaktadır. Bizler inanıyoruz ki, insan merkezli ve medeniyet eksenli yürüyüşümüz adalet, merhamet ve özgürlüğün topraklarımızda yeniden hakim olmasını sağlayacaktır. Bu tarihsel fırsatı inşallah ıskalamayacağız.

Genelde dünyada ve özelde Türkiye’de gerçekleşen bu süreç, kamu vicdanında biriken adalet ve özgürlük arayışı, 20. yüzyılın sonlarından itibaren daha etkin bir görünüm kazanmış, bu durum halklarımızı ciddi anlamda bir beklentiye sevk ederek umut verici bir gelişmeye dönüşmüştür.

21. yüzyılın başından itibaren ülkemiz genelinde gerçekleşen olumlu sayabileceğimiz siyasi gelişmeler doğal olarak şehirlerimize de yansımıştır. Bu yansıma neticesinde illerimizde önemli gelişme ve dönüşümlerin yaşandığını gözlemlemekteyiz. Özellikle sanayi ve ticaret, ulaşım ve sağlık alanında kat edilen mesafe belirgin bir nitelik arz etmektedir. Açılan organize sanayi siteleri, yollar, köprüler, hastaneler okullar ve üniversiteler, havaalanları ve ihracatta gerçekleşen artışlar, istihdam alanındaki gelişmeleri olumlu göstergeler olarak kabul edebiliriz.

Hepimizin tarihi bir dönemden geçtiği bu süreçte değişim, her alanda eskiyle yeni arasında sürüyor. Hiçbir şeyin bittiğini söyleyemeyiz. Ülkemizde ve bölgemizde büyük bir değişimin yaşandığı muhakkak. Bu değişim sürecini göremeyenler elbette kaybedecektir.

Türkiye’deki fetretin geriletilmesinde 21. yüzyılın başından beri yaşanan gelişmeler olumlu etkiler oluşturdu. Bu süreç elbette bir anda olmadı. Uzun yıllara dayanan bir çaba ve gayret var. Bu gayreti görmezlikten gelemeyiz. Bu ülkenin vicdan sahibi insanları “başarabilirim” hissini yeniden yakaladı, toplum yeniden öz güven kazandı. Ancak henüz işin başındayız, rehavete kapılmamalıyız… Tarihimizle ve köklerimizle barışma süreci hızlanmalıdır…

Ülkemizin, 2023 yılında dünyanın ilk on ekonomisine girme planları yapılırken bu topraklara asli özelliklerini katan değerler unutulmamalıdır. Ancak bu şekilde bulunduğumuz eşikten önemli sıçramalar yapabiliriz. Her alanda kendi değerlerimizden neşet eden ahlaki ve vicdani üretimler yapmalıyız ve her alanda öncü misyonumuzu yerine getirmeyi hedeflemeliyiz. Ancak ürettiğimiz değerlerle yeni Türkiye’nin ve dünyanın kurucu unsuru olabiliriz.

Elbette sorunlarımız var. Bunun bilincindeyiz. Bu sorunlarımıza yapısal ve metodolojik yaklaşmalıyız. Bu köklü dönüşümü her sahada sorumluluk sahibi olarak toplumun önde gelenleri sahiplenmelidir. Ülke genelinde yaşanan bu iyileşme sürecinin, ilimiz yerelinde de vücuda gelmesi için birtakım yenilikler yapmamız, yeni bazı adımlar atmamız gerektiğini gözlemlemekteyiz. Bu yeniliklerin önemli bir kısmı şehirlerimizde gerçekleştirilmelidir.

Yerel yönetim seçimlerinin eşiğinde olduğumuz bu süreçte Anadolu Platformu olarak bazı hususları hatırlatmayı bir görev olarak görmekteyiz. Aşağıda başlıklandırdığımız yapılması gereken çalışmalar, şehirlerimizin daha dinamik hale gelmesinde ve yaşadığımız genel süreçle örtüşen bir durum arz etmesinde önemli bir katkı yapacaktır kanaatindeyiz. Yerel yönetimlerde yapılması gerektiğini düşündüğümüz bu çalışmaların başlıcaları şunlardır:

1.   ŞEHİR ARAŞTIRMA MERKEZLERİ

Şehirler, canlı bir organizmadır. Yaşayan ve her an gelişen bir sistemdir. Bu canlı, dinamik, çok boyutlu organizmayı yönetmek dünyanın en önemli ihtisas alanlarından biri haline gelmiştir. Özgürlük alanlarının her geçen gün biraz daha fert lehine gelişmesi, hizmet standartlarının çıtasını sürekli yükseltmektedir. Bu beklentilere cevap verecek donanımlı insan kaynağını yetiştirmek, günümüzde yerel yönetimlerin en ciddi sorunları arasında yer almaktadır. Şehir Araştırma Merkezleri şehirlerimizin ihtiyacı olan nitelikli insan kaynağının yetişmesine katkı sunacaktır. Bu katkı, bürokratik mekanizmanın işleyişinde ihtisaslaşma seviyesinde olacaktır.  Şehirlerimizin tarihi, kültürel ve doğal zenginliklerinin bir marka olarak inşa edilmesine yönelik süreçte yeni stratejiler, yeni yaklaşımlar, yeni felsefeler üretecektir. Merkez, Belediyelerimiz için bir AR-GE, bir inovasyon merkezi olarak faaliyet gösterecektir.

Bu alanda Türkiye’de faaliyet gösteren ve Ak Parti’nin vizyonuna önemli katkılar sağlayan Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA), Bilim ve Sanat Vakfı (BİLSAV), Bilgi Yolu Eğitim Kültür ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (BİLSAM), Sivil Dayanışma Platformu (SDP) , Siyasi Sosyal Araştırma Merkezi (SDE) gibi kuruluşlarla partner olarak planlanacak Şehir Araştırma Merkezleri çalışmaları şehirlerimizin de vizyonuna önemli katkılar sağlayacaktır.

Büyükşehir Belediyesi ve İl belediyeleri bünyesinde kurulacak merkezler, şehirlerimizin tarihi ve kültürel zenginlikleri, gelenekleri, felsefi alt yapısı, dini inanç ve yaşayış biçimleri, coğrafi zenginlikleri, stratejik konumu, insan zenginliği, kozmopolit yapısı vb verilerden yola çıkarak sosyolojik, tarihi ve ekonomik tahliller yapıp, şehir sakinlerinin bir arada yaşama kültürünü kazanmaları, bu kültürün sürdürülebilir bir geleneğe dönüşmesi için belediyenin geliştireceği pratikleri projelendirmek ve bilimsel destek sağlamak konusunda büyük katkı sağlayacaktır.

Yeni Türkiye’nin ve yeni dünyanın temel bileşenleri, mutlak açıklık ve şeffaflık, daha fazla özgürlük, daha fazla refah, daha fazla halk iradesidir. Bunlar, kültürel seviyeyi, hizmet standartlarını belirleyen en önemli ölçütlerdir. Yeni Türkiye’nin tüm bileşenlerinin aynı anda kaliteli hizmet, yatırım ve zenginliklere dönüşmesi, yerel yönetimlerin göstereceği performansla doğrudan ilişkilidir.

Şehir Araştırma Merkezleri; şehirlerimizde yerel yönetimler alanında ertelenemez bir ihtiyaç haline gelen uzman kadroların birikimlerini paylaşmasına ve yeni kadroların yetişmesine, üniversitelerin katılımıyla akademik disiplin kazandıracak, STK’ların katkılarıyla sosyal sorumluluk bilinci inşa edecek, Belediyelerimizin faaliyetleriyle uygulamalı eğitim tecrübesinden yararlanarak şehrin yeniden yapılanmasında öncülük edecektir. Bu çalışmalarla şehirlerimiz kimliği ve kişiliği olan; adaletin, merhametin, ahlakın iç içe geçtiği yapılara dönüşecektir.

 

2.   SİVİL TOPLUM ÇALIŞMALARI

Toplumsal faydayı her alanda maksimize etmeye çalışan STK’ların; yerel sorunların tespiti, yeni değerlerin üretilmesi ve toplumsal sorunların çözümünde önemli roller üstlenmesi STK’ları geçmişten bu güne şehir yaşamının vazgeçilmez dinamikleri haline getirmiştir. Şehirlerimiz yerel, ulusal ve uluslararası pek çok STK’ya ev sahipliği yapmaktadır. Belediyelerimiz, şehirlerimizde faaliyet gösteren tüm STK’ların birikiminden azami derecede yararlanmalı, şehirlerimizin yeni dönemdeki gelişim süreçlerine etkin katılımlarını sağlamalıdır.

a.    STK Koordinasyon Birimi

Başkanlığa bağlı oluşturulacak bu birim, başkan ile STK’lar arasında etkin ve verimli iletişim kurulmasını sağlayacaktır.

Birim şehrin sivil toplum haritası çıkarılarak ihtisas alanlarına göre sınıflandırma yapar. Bu sınıflandırma neticesinde belediyenin faaliyet alanlarına göre istişare ortamlarının oluşmasını sağlar. Şehirde yapılacak çalışmalar proje aşamasında iken alana ilgili STK’ların görüş ve fikirlerinin alınması, uygulanacak projelerin halk tabanında daha kuvvetli bir sahiplenmenin olmasını sağlayacaktır. Faaliyet alanlarına göre sınıflandırılan STK’lar ile yapılacak rutin toplantılar Başkanlık ile şehir sakinleri arasında etkin bir işletişim trafiği oluşturarak, yeni projelerin çıkmasını da sağlayacaktır.

 

b.   Gönüllü Yönetimi

          Osmanlı Devleti eski Türk İmparatorluklarının, Roma’nın ve İslam medeniyetinin varisi olması sebebiyle çok büyük bir birikime sahipti. Şehirlerde hiçbir görev başıboş bırakılmıyor, mahalli idare (Belediye) hizmetleri de aksamadan yürütülüyordu. Mahalli idarenin yetişemediği alanlarda şehir sakinleri tarafından alınan inisiyatif yine mahalli idare tarafından destekleniyor ve alan oluşturuluyordu. Şehrin birçok problemi halkın oluşturduğu vakıflar tarafından çözülüyordu. Bu çalışmalarda yürütülen gönüllü yönetimi kâr amacı gütmeyen, toplumsal bir refleks haline gelmiş ve bir arada yaşama sorumluluğu olarak kabul edilmişti. Tarihimizdeki bu yönetim tecrübesini göz önünde bulundurarak şehirlerimizde bir gönüllülük geleneği oluşturulmalıdır.

          Günümüzde yapılan çalışmalarda kâr amacı gütmeyen STK’ların, ekonomik ve sosyal faaliyetler alanında önemli bir yer tuttuğu aşikardır ve aynı zamanda, bu STK’ların gelişmiş ülkelerde de son yıllarda en fazla gönüllü istihdam eden sektör haline geldikleri görülmektedir. Ayrıca, bu örgütler ekonomik faaliyetler açısından değerlendirildiğinde özel ve kamu sektörü yanında üçüncü bir sektör gibi işlev görmektedirler. Diğer yandan, kâr amacı gütmeyen STK’lar işletme yönetiminin önderleri olma yolundadırlar. Strateji ve yönetim kurulunun etkinliği gibi alanlarda, gönüllülerin motivasyonu ve verimliliği konularında birçok işletmeden daha başarılı olmaktadırlar. Bunun için STK’lar ile geliştirilecek projelerde Belediye çalışmalarına bir gönüllülük bilinci geliştirilmelidir.

c.    Şehir Gönüllüleri

Şehirlerimizde yaşanan sıkıntı ve eksikliklerin tamamının yerel yönetimler ve kolluk güçleri tarafından bertaraf edilmesi mümkün değildir. Bu alanda planlanacak bir çalışma ile tespit edilen sorunların çözümüne katkı sağlayacak gönüllülükler oluşturulması gerekmektedir. Şehrimi Seviyorum, Şehrime Sahip Çıkıyorum anlayışıyla Belediye destekli oluşturulacak gönüllülükler, ilgi alanlarına göre okullarda camilerde sosyal tesislerde bilgilendirme ve bilinçlendirme seminerleri düzenleyerek toplumun duyarlılığının artırılması sağlanmalıdır.

 

3.   ŞEHİR VE ÇEVRE BİLİNCİ

Günümüzde, ülkelerden ziyade kentler ön plana çıkmakta, ülkelerin itibarını şehirler tayin etmekte, şehirler bulundukları coğrafyalardan taşarak, küresel etkiler ve enerjiler yaymaktadır. Ülkeler arasında kıyasıya yaşanan rekabetler, aslında şehirler üzerinden sürmektedir. Küreselleşmenin yarattığı rekabet ortamında ayakta kalabilmek için insanoğlunun geliştirdiği en önemli yöntemlerden biri kentleşmedir. Kentler, insanoğlunun küresel dünya düzeninde var olabilmek için oluşturduğu muazzam bir birliktelik ve dayanışma modelidir. Doğal olarak bu muazzam yapı, yönetilmesi gereken sorunları da ortaya çıkarmakta; kentleşme süreçleri doğru yönetilmediği taktirde sorunlar yumağı haline gelebilmektedir.

Belediyelerimiz her şehrin kendine özgü kültürü, sosyolojisi, psikolojisi olduğu gerçeğinden hareketle; şehirlerimizin anlamını belirleyen insan ve mekân unsurunu esas faaliyet alanlarından biri olarak belirlemelidir.

Kenti; kendi kültürüyle var eden insan katmanlarının değer ve hassasiyetleri ile şehirle halkı arasında kurulacak aidiyet bağlarını güçlendirmek için projeler organize etmeli, bu yöndeki çalışmalara destek vermelidir.

          Şehir; aynı zamanda bir mekânlar bütünüdür. Mekânların vizyonu, planlaması, imarı, mimarisi, estetiği ve kültürü şüphesiz şehrin tüm bileşenlerine yansımaktadır. Belediyelerimiz, daha iyi mekânların oluşturulabilmesine katkı sağlamak amacıyla projeler gerçekleştirmelidir.

 

a.    Şehir Bilinci

Şehirlerimizin tarihi ile bu günü arasında kurulacak gerçek bağlar şehir insanında bir aidiyet bilinci oluşturacaktır. Şehrin park ve bahçelerine, kavşaklarına kurulan anıt heykel vb. sanatsal yapıların şehrin tarihinin tamamını kapsayan bir bilinçle şekillendirilmesine dikkat edilmelidir. Bu konuda şehir arşivi çalışması yapılmalı ve şehrin hafızası canlandırılmalıdır.

 

b.   Mimari

Şehrin tarihi dokusu canlandırılırken aslına uygun olarak restore edilen mekânların yine aslına uygun olarak kullanılmasına hassasiyet göstermeli ve şehir insanının genelinin kullanacağı sosyal yaşam alanlarına dönüştürülmelidir.

Yeni yapılan park, sosyal tesis, eğitim mekânları şehrin tarihi dokusu da göz önünde bulundurularak planlanmalıdır.  Bu konuda Ankara’da Hacı Bayram ve İstanbul’da tarihi mekânlarda oluşturulan kültür merkezleri örnek projelerdir.

 

c.    Dönüştürülebilir Enerji Politikaları

Modern yaşamın geldiği noktada, bilinçsiz kullanım nedeniyle yaşamımızı devam ettiren kaynaklar her geçen gün azalmakta ve kritik bir eşiğe dayanmaktadır. Gelişmiş sanayisiyle şehirlerimizin dönüştürülebilir enerji alanında gerek üreticilerin ve gerekse de tüketicilerin bilinçlendirilmesine dönük faaliyetlerin planlanması gerekmektedir. Bu alanda projeler geliştirmek ve geliştirilen projelere destek sağlamak yerel yönetimler açısından yeni dönemde olmazsa olmaz bir alan olarak belirginleşmektedir.

Enerji verimliliğinin, yenilenebilir enerji ve çevre politikalarının desteklenmesi konusunda yerel yönetimlerin oldukça önemli oyuncular oldukları artık yaygın şekilde kabul görmektedir.

Yerel yönetimlerin kendileri önemli enerji tüketicileri durumundadırlar ve dolayısıyla enerji maliyetlerini azaltan enerji verimli önlemlerden doğrudan doğruya faydalanacaklardır. Bunun yanı sıra, vatandaşlar için örnek oluşturacak ve onları yerel toplumlara fayda sağlayacak enerji verimli ve çevre dostu uygulamaları benimsemeye teşvik edici rol oynayabilirler. Yerel yönetimler, vatandaşlara en yakın idareler olduklarından, onların kaygılarını anlayarak, kamu ve özel menfaat arasında uzlaşmayı ve sürdürülebilir enerjinin yerel kalkınma hedefleriyle bütünleştirilmesini kolaylaştıracak ideal bir konuma sahiptirler. Bu nedenle, Belediyelerimiz, sürdürülebilir enerji politikalarının uygulanmasında öncü aktör durumuna gelmeli; bu çabaları takdir etmeli ve desteklemelidir.

 

4.   EĞİTİM ÇALIŞMALARI

Belediye, STK ve ü