“Yeni Türkiye Nedir?” Başlığı Konuşuldu

0
184

Programın 5. gününe Erol Göka, Talip Küçükcan ve Hatem Ete konuk oldu.

Programın 5. günü ilk oturumunu Ümit Aktaş’ın moderatörlüğünde gerçekleştirdi. Oturumda Prof.Dr. Erol Göka, Prof.Dr. Talip Küçükcan, ve Hatem Ete konuk edildi. Konuklar yaptıkları analizlerde Türkiye’de yaşanan değişim ve dönüşümleri  ele almanın yanında küresel ölçekte Türkiye’nin yeni konumu ve demokratik gelişimlerini anlattılar. Sayın Ümit Aktaş’ın giriş konuşmasının ardından sözü Prof.Dr.Erol Göka aldı.

 Erol Göka "Yeni Türkiye gerçek mi hayal mi?" başlığı altında yaptığı sunumda Cumhuriyetten bu yana tartışılan bir konuya değineceğini ifade etti. Yeni Türkiye kavramının kullanım alanı ve önceliği anlamında bir hak teslimi yapan Göka, bu kavramsallaştırmanın ilk olarak 2000-2010 Has Parti kuruluş tüzüğünde kullanıldığını belirtti. Kullanım alanı olarak genel bir zemine yaslanan bu kavramsallaştırmanın  bugün sıkça kullanıldığının ve uzun bir süre de kullanılmaya devam edeceğinin altını çizdi

Siyaseti insan olma gereği olarak görmeye başlamayıp, bir meslek ve kazanç kapısı olarak kullanmanın siyasetin doğru anlamını da zedelediğini belirten konuşmacı, siyasetin insani bir şey olduğunu söyledi. Göka sözledine şöyle devam etti; "Yeni Türkiye’nin olmazsa olması siysasetin özgürlüklere dayanmasıdır. Eski Türkiye tek biçimli bir insan ve toplum oluşturdu ama yeni Türkiye’de bu değişti ve değişecektir. Yeni siyaset bunu tavrını çoğaltmalıdır. çoğaltmalı. Yeni Türkiye›de kamusal insanı ayağa kaldırmak  ve dünyaya yeni bir siyasi inşa oluşturmak zorundayız. Batı’da demokrasi siyaseti daralttığı için anlam değişikliğine uğramıştır. Her şeyin psikolojiye indirgendiği bir dönemdeyiz fakat aslında her şey siyasettir. Psikoloji ‹sen› vurgusunu çokça yapar, fakat siyaset daha çok ‹biz› algısına dayanır. "

Siyasetin uzun süreli anlamlarını inceleyen Göka, yeni Türkiye’nin dayanması gereken ilkenin liyakat sistemi olması gerektiğini dile getirdi. Devlet genelin çıkarlarını tesis etmeye çalışır ve hepimizindir diyen konuşmacı toplumsal düzeyde siyasette vurgu yaptı. Göka, bir yanda insanla birlikte aileyi öne çıkaran medeniyetin gerekliliği diğer yanda dış politikada tüm dünyanın esenlik ve adaleti için bütün mazlumlara kucak açacak bir sayasetin öngörülmesinin önemine vurgu yaptı. Ancak bu umdeler gerçekleştiğinde siyasetin insani olanına erişeceğimizi söyleyen konuşmacı sözü, küresel bağlamda var olan Türkiye’yi anlatmak üzere Talip Küçükcan’a verdi.

Prof.Dr.Talip Küçükcan «Küresel Jeopolitikte Yeni Türkiye Olgusu» başlığını sundu. Doğu da, Batı da yeni Türkiye’nin inşa sürecine şahitlik ediyor, bu anlamda doğru adımların birçok bölgeyi etkileyeceğini söyledi Küçükcan. Konuşmacı İslami olan bir partinin bu düzen içerisinde demokratik değerlerle başa gelebileceğini ve ancak bu yolla ülkeyi yönetebileceğini söyledi. Türkiye’nin içinden geçtiği bu sürecin herkes tarafından fark edildiğini ve ülke içinde bu düzeni provakatif yollarla engellşeyecek olayların yaşandığını hatırlatan Küçükcan, bunların kurgu olduğunu ve üzerine dikkatle gidilmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin tarihsel süreci içinde topluma oluşturulmuş algıların olduğunu belirten konuşmacı bu imajlardan bir an önce kurtulmamız gerektiğini ve yeni Türkiye içinde yeni bir birlikteliğin kurulması gerektiğini belirtti.

Hatem Ete, son konuşmacı olarak sözlerine başladı. Ete, «Türkiye’de Demokratik Dönüşüm» başlığı üstünden Türkiye’nin sistemini açıkladı. Kemalist dönemi anti-demokrat buluyorduk ve sistem vesayetçi bir sistemdi diyen Ete, bu sistemin 27 Mayıs darbesinden sonra kurumsallaştığını söyledi. Konuşmacı bu sistemin sürecini şöyle anlattı; 1990 yılına kadar merkez sağ partileri belediyecilik ile uğraşmış ve bu pürüzsüz şekilde devam etti, vesayetçi sistemde bu gerekliydi ama 1990 sonrasında bunu değiştirecek bir parti olan Refah Partisi başa geldi.  Üçüncü dönem olarak da 2007’den bu yana ve Cumhurbaşkanlığı seçimiyle de birlikte yeni dönem.

Ak Parti’nin ilk dönemi büyük bir mücadeleye girmenin ilk aşamasıdır ve bu mücadelenin görünürlüğünü geciktirip kendileri için uygun olan bir vakitte açığa çıkardılar. Bu dönem atak yapmaktan ziyade uzlaşmanın gerçekleştiği bir dönemdir. 2017 sonrasında ise uzlaşma ile daha fazla ilerlemeyeceğini anladıklarında Ergenekon davaları ile başlayı 27 Nisan Muhturası ile ihtarlarını aldılar. Bu dönem vesayet sisteminin aktörlerinin tasviyesiydi. Milli güvenlik, ordu, medya, sermaye, aydınlar bu mücadelenin muhatabıydı. Bu aktörler devredışı bırakıldı.

Ak Parti’nin toplum desteği ile yeni Türkiye›yi kurma  kapasitesi vardır. 2010 yılına kadar vesayetçi sistem de dahil oyları Ak Parti’nin almasını sağlamaya çalıştı. Toplumun homojen olarak seçtiği Ak Parti’yi kendilerinin yöneteceğini düşünüyorlardı. Bu plan Ak Parti tarafından yıkıldı. Ardından gelen Arap Baharı Ortadoğu’nun kırılmalarla yaşayacağı dönüşüm için bir başlangıçtı. Ve birbirine yakın bölgesel güçlerin birbirine temas etmesi korkusu bu süreçten sonra güç odaklarını harekete geçirdi.

Bu bağlamda, yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimiyle hazırda bulunan pürüzler de temizlenmeye başlanacaktır. Fakat şu an anayasa değişimi olmadan bir değişim gerçekleşiyor. Bu yolda en önemli nokta anayasa değişimidir. Bu çalışmanın üstüne gidilmeli ve takip edilmelidir.

Hatem Ete, çok yönlü yaptığı açıklamanın sonunda yeni Türkiye için temennilerde bulundu. Konuşmacıların sunumları ve katılımcılardan gelen soruların cevaplanmasıyla birlikte oturum sonlandı.