Ana Sayfa Kategoriler Faaliyetler/Etkinlik Yeni Dünya ve Türkiye’de İslam

Yeni Dünya ve Türkiye’de İslam

0
Yeni Dünya ve Türkiye’de İslam

“Değişen Dünya ve İslam” sempozyumunda “Yeni Dünya ve Türkiye’de İslam” ile “Değişen Dünyada Gelecek Aile Sorunları ve İslami Çözümler” konuları değerlendirildi.

Dünyadaki hızlı değişimden en fazla aile kurumu etkileniyor

Anadolu Platformu tarafından 8. Anadolu Buluşmaları kapsamında Sakarya Kuzuluk’ta düzenlenen ve yoğun bir izleyici kitlesi tarafından iki gündür dikkatle takip edilen “Değişen Dünya ve İslam” sempozyumunda “Yeni Dünya ve Türkiye’de İslam” ile “Değişen Dünyada Gelecek Aile Sorunları ve İslami Çözümler” konuları değerlendirildi.

“Değişen Dünya ve İslam” konulu 8. Anadolu Buluşmaları Sempozyumunda “Değişen Dünyada ve Türkiye’de İslam” konusunda bir konuşma yapan Anadolu Platformu Yönetim Kurulu Üyesi, Yazar Hüseyin Özhazar, tarihin akışını şekillendiren coğrafyalar olan Anadolu, Mezopotamya ve Mısır’da, İslam Devriminin kısa zamanda insanlığı etkilediğini belirterek tarihten günümüze kadar uzanan süreci anlattı. Bugünkü İslam coğrafyasının Hz. Ömer döneminde şekillendiğini kaydeden Özhazar, İslam’ın insanlık birikimini harmanladığını, İslam ile insanlığın yeni bir evreye girdiğini belirtti. Özhazar  “1946 yılından beri İslam Dünyası acı yaşıyor. 20. yüzyılda batı dünyası hâkimiyetini genişletti ancak 21. yüzyılda batı egemenliği sona erecek” dedi.

Mısır dirilişe vesile oldu

Konuşmasında Mısır halkına selam gönderen Özhazar, Mısır halkının Ümmetin yeniden dirilişine vesile olduğuna değinerek “İslam dünyasında ölü toprağı vardı. Ümmetin korları üzerindeki külleri üflediler. ‘Gayemiz Allah, önderimiz Resulullah, düsturumuz Kur’an, yolumuz Cihat, en büyük arzumuz Allah yolunda şahadettir.’ diyen insanlar, sivil direnişin ne olduğunu, nasıl olacağını tüm dünyaya gösterdiler” şeklinde konuştu.

Karanlık Müslümanlarla kalktı

İslam’ın adalet ve merhametinin zalim yönetimleri ortadan kaldırdığını kaydeden Özhazar, konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “Dünya insanlığın birikimiyle Müslümanlar aracılığıyla tanıştı. Karanlık Müslümanlarla ortadan kalkmaya başladı. Bizim tarihimizde bir karanlık yok. Ortaçağ karanlığı bizim değil, Avrupa’nın karanlığı. Yüzyıl önce yapılan gizli anlaşmalarla İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya İslam coğrafyasını aralarında paylaştılar. Bu topraklar üzerinde gecekondu devletler kurdular. Kurdukları gayri meşru devletleri İslam coğrafyasına musallat ettiler. Dünyanın problemli bölgelerine bakın! Kanın, gözyaşının, acının, sefaletin olduğu yerlerin İslam coğrafyasında olduğunu görürsünüz. Her gün İslam topraklarında bombalar patlamakta. İnsanların bu coğrafyada bir hayvan kadar değeri yok.  Bugün insanlık için tek alternatif var o da İslam’dır. Hz. Ömer’in çıkışı gibi bir çıkış yaparsak, onların hesaplarını altüst ederiz. İşte onlar bundan korkuyorlar.”

İslam coğrafyası yeni bir sürecin içinde

Özhazar, dünya Müslümanlarının yepyeni bir sürecin içinde olduğunu söyledi. Dünya ve Türkiye Müslümanlarının vizyonunun çok iyi bilinmesi gerektiğini de belirten Özhazar, “Üzerimize çok büyük sorumluluklar düşüyor. Tarihteki en büyük değişim ve gelişim süreçleri büyük kaosların, acı ve gözyaşların ardından yaşanmıştır. Bugün İslam coğrafyasında yaşanan acı ve gözyaşının ardından Müslümanlık dünya üzerinde daha güçlü ve etkili olacaktır” dedi.

Aile sorunları ve İslami çözümler

“Değişen Dünyada Gelecek: Aile Sorunları ve İslami Çözümler” başlıklı bir sunum yapan Prof. Dr. Ayşen Gürcan; sosyal politikalar ve aile,  ailede sorunun kaynakları ve göstergelerini ve İslami bakışla aileyi anlattı. Prof. Dr. Gürcan, bütün toplumlarda aile kurumunun varlığını ve önemini sürdürmekte olduğunu söyledi. Gürcan, konuşmasında Türk aile profilini de çizerek; “Çekirdek aile (%80’den fazlası) kuvvetli networkü (iletişim ağı) olan, düzenli olarak bir arada zaman geçiren, sosyal ilişkileri (örneğin ziyaret ve hediyeleşme) birlikte kuran, mülk sahibi olmada güçlü bir ataerkil yapı, eş seçiminde aile kararına öncelik veren, evlilik törenini önemseyen, eş seçiminde aile yapısı benzerliğinin tercih nedeni olan, evliliğin yürütülmesinde kadına odaklı, çocuğu soy devamında ve yaşlılıkta yatırım olarak gözeten bir yapı” olarak değerlendirdi.

Değişimden en çok etkilenen aile

Prof. Dr. Gürcan, ailede sosyal dönüşümü ise şöyle anlattı; “Hızlı değişim sürecinden etkilenen kurumların başında aile kurumu gelmekte. Modern devletin gücü sosyal devlet anlayışında yatar. Tebaadan vatandaşlığa geçiş sürecinde en etkili yol, sosyal politikaların netlik ve uygulanabilirlik düzeyidir. Devletin sosyal niteliği, toplumsal risklerin azaltılmasını ve bu riskler altındakilerin desteklenmesini öngörür. Sosyal devlet, gelişmişlik ve kalkınma düzeyine bağlı olarak kaynak ve olanakların kullanımı ve paylaşımında dezavantajlı gruplara (özürlü, yaşlı, çocuk, kadın, tek başına yaşayanlar, tek ebeveynli aileler vb.)  yönelik politikaların üretilmesine bağlıdır”

Ahlak çöküntüsü

Televizyonda yer alan dizilerin sosyal ahlakımızı önemli ölçüde bozduğunu vurgulayan Gürcan, “Nikahsız birliktelik ve gayri meşru çocuk temalı diziler aile yapımıza zarar vermekte,  aileler, özellikle gençler bu dizilerden etkilenmekte. Yapılan araştırmalarda bu çok net bir şekilde ortaya konuluyor. Nikahsız yaşamayı normal karşılayan lise ve yüksek okul öğrencileri anketlerin ilk sırasında yer alıyor. Toplumda bir ahlak çöküşü var” dedi.

‘Biz’ gitti ‘Ben’ geldi

Boşanmaların nedenleri ve yapısal sorunlara değinen Prof. Dr. Gürcan, geçmişle bugünkü aile yapısını değerlendirdi. Gürcan, “Bugün biz yerine ben olgusu ön planda. Geçmişte hiyerarşik yapı vardı, bugün yatay (eşitlik örgülü) yapı, geçmişte cinse dayalı erklik vardı, bugün duruma dayalı erklik var. Geçmişte net iş bölümü vardı, bugün karmaşık iş bölümü. Geçmişte kutsallar için yaşam vardı, bugün refah için yaşam var. Geçmişte otoriteryan itaat vardı, bugün ben için isyan, geçmişte sosyal destekli ama sınırlı yaşam vardı, bugün yalnız ve özgür yaşam öne çıkıyor” şeklinde değerlendirmede bulundu.

Bugün ve İslam

Prof. Dr. Gürcan, gelecek yapılanması için ne yapılmalı konusunda ise bugünün anlayışı ile İslam anlayışını karşılaştırdı. Bugünün anlayışının bilgi esaslı olduğunu, İslami anlayışta ise ahlakın ön planda olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Gürcan, sözlerini şöyle tamamladı; “Bugün, kişisel gelişimi önceleyen bir dönem yaşıyoruz. İslam düşüncesinde ise insani gelişim öncelenir. Bugün kendine yetme hedefi hâkim iken, İslam’da haddini bilme hedefi vardır”