Yeni Dönemin İlk İstişare Sohbeti Yapıldı

0
102

Bülbülzade Vakfı’nın aylık olarak düzenlediği, ülke ve dünya gündeminden öne çıkan başlıkların müzakere edildiği İstişare Sohbetleri başladı.

Bu sene 7. yılına giren ve ayda bir yapılan istişare sohbetlerinde sezonun ilk oturumu 20 Kasım Pazartesi günü Bülbülzade Vakfı Davut Özgül Konferans Salonunda yapıldı.

İstişare sohbetinde bu senenin ilk gündem maddesi olarak “Türkiye’de ve Dünyada Son Gelişmelerin Değerlendirilmesi” yapıldı. Oturuma Bülbülzade Vakfı bünyesinde faaliyet gösteren 22 birimde çalışmalara katılan 130 birim üyesi katıldı.

Oturumun başında duyurusu olan birim başkanları kürsüye gelerek faaliyetleriyle ilgili haziruna bilgi sundu. Ardından Bülbülzade Vakfı Başkanı Turgay Aldemir, “Türkiye’de ve Dünyada Son Gelişmelerin Değerlendirilmesi”ni içeren sunumunu gerçekleştirdi.

Aldemir’in konuşmasından satır başları şöyle;

En büyük yenilgi bir milleti tarihte yenmektir

“Uzunca bir zamandır kendimizle, etrafımızla, çevremizle olup bitenlere karşı gösterdiğimiz duyarsızlık, bunlara karşı tepki verememe, git gide bencilleşme, kendimize dönme, kendimizi merkeze alan süreçleri yaşıyoruz. Bu durum git gide bizi böldü, parçaladı. Adeta kendi içine doğru yönelen, kendi içine çöken bir halle karşı karşıya kaldık. Kayıp yıllarımız, kayıp yüzyıllarımız oldu, insanlarımız oldu. İnsanlarımıza, emeğimize, tarihimize sahip çıkamaz hale geldik.

Tarihçilerin güzel bir tespiti var. Diyorlar ki, en büyük yenilgi bir milleti tarihte yenmektir. Siz aslında muzaffersinizdir, bir tarihiniz vardır, ama siz bugün mağlup olduğunuz için geriye akarak tarihteki kazanımlarınızın hepsini kendilerine yazarlar. Biz böyle bir makûs tarihe de sahibiz. Dönüp baktığınız zaman insanlık tarihine hiçbir şey üretememiş bir geçmiş bizim önümüze konmuş. Müslümanlar hep birbirleriyle kavga etmişler hiçbir şey üretmemişler.

Kendimizi tanımlamazsak, bizi başkaları tanımlar

Oysaki Müslümanların tarihte, insanlığa yön verdiği dönemde bilimden sanata, çevreden ekolojiye hayatın her alanına dair, vicdanlı, merhametli, adil, herkesi merkeze alan, çok dinli çok kültürlü medeniyetler kurduğu yadsınamaz bir gerçek. Bunun için ciddi bir tarih felsefesine ihtiyaç var. Eğer biz kendimizi tanımlamazsak, kendi tarihimizle bağlar kuramazsak bizi başkaları tanımlar.

Uzunca bir süredir batı doğruyu tanımlayarak doğu toplumlarına bir deli gömleği giydirmeye çalışıyor. Bunun sonucunda hep bakıyorsunuz ki onlar ne der? Onlar ne diyor? Bugün İslam toplumlarıyla ilgili bir araştırma yapılacak olsa gidilip ya Londra’da, ya Paris’te ya da Washington’da sair üniversitelerde bu konuları araştırırsınız. Bunu ne Fas’ta, ne Bağdat’ta veya Kahire’de araştıramazsınız. Biz kendimizi tanımlamazsak, bu süreçte kendimizi bir misyona yerleştirmezsek başkaları bizi tanımlar ve o tanım içerisinde bir figüran olarak sürükleniriz.

Dünya yeniden çok uluslu şirketler tarafından pay ediliyor

Uzunca bir süredir Türkiye batının, NATO’nun bir cephe karakolu olaraktan varlığını sürüyordu. Şu anki kavganın ortaya çıkışının temelinde artık Türkiye’nin bir cephe ülkesi olmaktan çok bir merkez ülke olmaya karar vermesi yatıyor. Yeniden kendine o kadim güçlerine dönmeye dair ortaya koyduğu bir kısım emarelerdir asıl sorun. Ben sizin savaşınızın cephesi değil kendi mücadelemin, kendi planlarımın uygulayıcısı olmak istiyorum. Böyle bir coğrafya olmak için kökleriyle, tarihiyle, tarihteki bağlarıyla bağ kurma çabalarının şuandaki acılarına şahitlik etmekteyiz.

Dünyanın yeniden çok uluslu şirketler tarafından pay edilişine şahit oluyoruz. En nihayetinde bir kısım krizlerin arka planını incelediğiniz zaman Londra ve Washington merkezli birkaç ailenin dünyayı parsellemesinden öteye geçmeyen, devlet diye insanlığın önüne çıkarılmış yapıların bu çok uluslu şirketlerin Truva atı olduğu artık saklanamaz bir duruma geldi. Düne kadar rol yapılıyordu, adeta herkes kukla kullanıyordu ama artık herkes daha açık konuşur hale geldi” dedi.

Sunumun ardından müzakere kısmına geçildi. Bu kısımda katılımcılar tarafından konuyla ve farklı gündemlerle alakalı sorular soruldu ve karşılıklı müzakere yapıldı.

Program, yapılan müzakerelerin ardından sona erdi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.