Yeni Anayasa Çalıştayı

0
145

Yeni ve sivil bir Anayasa hazırlama arayışları kapsamında kurulan Yeni Anayasa Platformu (YAP), Gaziantep çalıştayını vakfımız Bülbülzade ve Gül-Der’in ev sahipliğinde gerçekleştirdi.

Bülbülzade Vakfı ve Gül-Der’in Ev Sahipliğinde

Yeni Anayasa Platformu’ndan Gaziantep Çalıştayı

 

Yeni ve sivil bir Anayasa hazırlama arayışları kapsamında kurulan Yeni Anayasa Platformu (YAP), Gaziantep çalıştayını vakfımız Bülbülzade ve Gül-Der’in ev sahipliğinde gerçekleştirdi. 2 Nisan 2011 Cumartesi günü Şehitkâmil Belediyesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen program; Moderatör Veysel UÇUM başkanlığında İstanbul Eski Baro Başkanı Doç. Dr. Yücel SAYMAN, Anayasa Mahkemesi Raportörü Doç. Dr. Osman CAN, Yazar Ömer LAÇİNER ve Gazeteci-Yazar Bejan MATUR’un katılımıyla gerçekleşti.

Panelistlerin sunumlarını gerçekleştirme, farklı sivil toplum örgütlerine veya eğilimlere mensup 25-30 civarında katılımcının yeni anayasadan beklentilerini dile getirme, soru-cevap faslı şeklinde cereyan eden program; Bülbülzade Vakfı ve Anadolu Platformu Başkanı Turgay ALDEMİR’in açılış konuşmasıyla başladı. ALDEMİR yaptığı konuşmada Anayasa hazırlamanın ne kadar güç olduğunu, çalıştayı gerçekleştirmek için salon arayışlarına giriştiklerinde bir kez daha fark ettiklerini; Baro, Sanayi Odası, Ticaret Odası’nın kendilerine destek çıkmak bir yana salonlarını tahsis etmemek için engeller çıkardıklarını, bunun sebebini anladıklarını, çünkü söz konusu kuruluşların tuzlarının kuru olduğunu anlatarak “Bu fırsatlar yüz yılda bir ancak önümüze çıkar. Fırsatların kazası olmaz” diyerek tarihî bir eşikte olduğumuzu ifade etti ve salon tahsisinde bulunan Şehitkâmil Belediye Başkanı Rıdvan FADILOĞLU’na teşekkür etti.

 

“Yüzyılda Bir Ancak Oluşabilen Bir Fırsat Var Önümüzde”

ALDEMİR şöyle konuştu: “Şu anda toplumsal sosyolojinin gerisinde kalmış ideolojik bir anayasa mevcut. Halkın sosyal hayatında, vicdanlarda mevcut ideolojik Kemalist anayasa fiilen mülga olmuş durumda.”

“Yeni Anayasa yapma aşamasında olduğumuz şu günlerde etrafımıza ördüğümüz duvarları, ön yargıları kaldırmalıyız. Çizgimizle hayatın içinde yer alıp birbirimizle iletişim kurmalıyız.”

“Anadolu”nun birlikte yaşamanın adı olduğunu belirten ALDEMİR, Anadolu’da birlikte yaşamanın bin yılı aşkın bir arka planı olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Bu coğrafyada farklılıklarımız dün olduğu gibi bu gün de tehdit değildir. Bu durum fırsata dönüşmeli. Toplum olarak farklılıklarımız, inanç, mezhep ve kültürler olarak kendi iç hukukuna tabi olabilmeli. Bu anlamda çok hukukluluğu mutlaka tartışmalıyız.”

“Bizler milletin hassasiyetlerini, endişelerini dikkate alan bir toplumsal sözleşme için çabalamalıyız. Çoğunluğu dikkate alan, tatmin eden, azınlığı da gören, ezmeyen, âdil bir yaklaşım sergilemeliyiz. Kaygısı giderilen bir dil ve üslupla konuları tartışmalıyız.”

Yeni anayasanın can, nesil, akıl… gibi beş temel beş temel hakkı güvence altına alması gerektiğini ifade eden ALDEMİR Yeni Anayasanı çerçevesi hakkında şunları söyledi:

“Anayasa, hakları tarif etmeli ve evrensel temel değerlere vurgu yapmalıdır, ödevlerle ilgilenmemelidir. Toplumun ortak değerleriyle uyumlu, bir toplumsal sözleşme amaçlamalı.”

“Yeni anayasada hiç bir etnik tanımlama olmamalı anayasada her vurgu ve virgül, kavga nedeni olacaktır. Haddi zatında anayasa metni kavga ettiren değil toparlayan bir üst sözleşmedir.”

 

“ Yeni Anayasada “değiştirilemez” madde olmamalı”

“Anayasa’nın değiştirilemez maddesi olmamalı. Bu değiştirilemez yaklaşımlar, herkesin kendi değişmezini üst sözleşmeye koyma isteğini tetikleyecektir” diyen ALDEMİR sözlerini şöyle sürdürdü:

“Devlet, sosyal devlet olmalı ve her alanda zalime karşı, mazlumun, güçlüye karşı zayıfın yanında yer almalı, gelir dağılımında adalet sağlanmalı.”

“Yeni anayasada seçkinlerin üstünlüğü, sermayenin önceliği, askeri vesayet ve aşırı bürokrasi engellenmeli. Anayasanın en önemli fonksiyonu insanın insan üzerindeki her türlü baskı ve tahakkümünü kaldırmak olmalıdır.”

 

“Anayasa hazırlanırken aydın ve entelektüel sermayemizi güçlendirmeliyiz. Bu süreçte ülkenin her bölgesinden ve her kesiminden insanlar ses vermeli, özgür özneler ortaya çıkmalı. Sessiz çoğunluk artık konuşmalı. Sosyal bakış sahibi insanlarımız ses vermeli. Sosyal sermayemiz olan sivil toplum, bu süreçte daha aktif yer almalı. Akıllar birleşerek büyük aklı oluşturmalı. Yürekler birleşerek merhameti, sevgiyi ve umudu yaymalı. Farklılıklarımızla bir araya gelip, birbirimize yaslanarak, daha büyük bir kültür havzasını mayalamalıyız.” diyen ALDEMİR konuşmasını şöyle tamamladı:

 

“Kaçan Fırsatların Telâfisi Olmaz”

“Değişen toplumsal sosyoloji bize bunu işaret ediyor. Artık bize çizilen coğrafi ve düşünsel sınırlara hapsolmamalıyız, sınır ötesi düşünmeliyiz. Yeni bir dünya kuruluyor, biz de içinde yer alırız” teslimiyetçi ve kaderci anlayışı yerine “Yeni bir dünya kurarız ve içinde hak ve adaleti etkin kılarız” düşüncesine geçmeliyiz.“

“Devrimci anlayışını taşımalıyız. Her alanda yenilerek normalleşip özgüvenimizi tekrar kazanmalı, hayatın her alanında iş birliğine ve eş güdüme açık olmalıyız.”

“Unutmayalım ki; bir millete anayasa yapma, yüzyılda bir nasip olur. Fırsatların asla kazası olmaz. Çok çabalayıp az konuşup, çok dinleyip risk almalıyız, az maddeli bir toplumsal anayasa için çabalamalıyız.”

 

“Toplumun Taleplerini, Düşüncelerini Alıyoruz”

Yeni Anayasa Platformu (YAP) adına kürsüye gelen Dr. Mustafa DAĞCI Türkiye genelinde yaptıkları 14 toplantıdan sonra 15. il olarak Gaziantep’e geldiklerini ifade ederek Yeni Anayasa Platformu’nun bu toplantılarla toplumun taleplerini, düşüncelerini aldığını, bunun devamında ise birikimlerin bir süzgeçten geçirildikten sonra yeni iktidara ve muhalefete taslak olarak verileceğini belirtti.

Dr. Mustafa DAĞCI konuşmasını şöyle tamamladı: “Yeni Anayasa kimsenin güdümünde olmadığı gibi kimsenin arka bahçesi de değildir… Şimdiye kadar yapılan anayasalar, “yurttaşlar eşit” diyordu. Ben eşit vatandaş olamadım. Eşit askerlik, eşit eğitim, eşit yargılama olmadı benim için… Çünkü anayasayı ben yapmadım, anayasa yapılırken fikrim sorulmadı. Yeni, demokratik, sivil bir anayasa istiyorum. Ancak böyle bir anayasa yürürlükteyken ölmek istiyorum.”

 

Açılış ve selamlama konuşmalarının ardından Yeni Anayasa Platformu’ndan Veysel UÇUM’un moderatörlüğünde panele geçildi. İlk söz hakkını alan İstanbul Eski Baro Başkanı Doç. Dr. Yücel SAYMAN, TÜSİAD’ın 22 akademisyene hazırlattığı anayasa taslağı hakkında “aslında taslak TÜSİAD’ı da memnun etmedi. Buna rağmen taslağa sahip çıkmadılar, arkasında durmadılar. Bu taslak bir de siyasilerin elinde tuhaflaşacak, başkalaşacaktır” ifadelerini kullanarak ortaya çıkan ve çıkması muhtemel çarpıkları dile getirdi.

 

“Kendi Özgür İrademle Kaderimi Kendim Belirlemek İstiyorum“

SAYMAN sözlerini şöyle sürdürdü: Anayasa’nın ilk üç maddesi değişirse devlet değişir deniyor. Toplum istemiyorsa zaten anayasa gereği o maddeler orada kalamaz. Kaldı ki otoriter ve despotik devlet tarafından başlangıç ilkesinde oluşturulan dayatmalar değişmelidir. Bizler devletin hem Laiklik tanımına hem de uygulamalarına karşıyız. Devlet kendisini bu şekilde konumlandırdığı, yapılandırdığı için her özgürlük talebine karşı gerekçeler sıralıyor.

Kendi özgür irademle kaderimi kendim belirlemek istiyorum. Bana bağlı olan haklarım, benim kimliklerim bana aittir. Düşüncelerimi geliştirmek, yaymak istiyorum… Propaganda yapmak, fikirlerimi ortaya koymak istiyorum. Bunun için de özgür olmalıyım. Anayasalar bunu sağlamalı.

 

“Kendisine Güvenen İnsanlar ve Toplumlar Anayasalarını Yapabilirler”

Yazar Ömer LAÇİNER yaptığı konuşmada işin mahiyeti, vasfı üzerinde duracağını söyleyerek anayasa yapma gayretlerinin 300 yıllık bir arayış olduğunu ifade ederek ancak kendisine güvenen insanların ve toplumların anayasalarını yapabildiklerini ifade ederek kendi kaderlerini tayin edemeyenler medeni olamazlar şeklinde konuştu.

LAÇİNER’in üzerinde durduğu bir diğer önemli husus ise bireylerin, başka insanlar için de eşitlik istemesi gerekliliği idi. Bunu talep eden, bunu sağlamak için uğraş veren toplumlar ancak uygar toplumlar olabilir diyen LAÇİNER sözlerini şöyle tamamladı:

Peki; başka insanlar için neler talep etmeliyim? İnsanlar anadillerini öğrenemiyorlar. Okula gittiklerinde en az 2-3 yıl bu sebeple çok zorlanıyorlar. Bireyler değer tanımıyla toplumu kucaklamalıdırlar.

 

“TÜSİAD’ın Taslağındaki En Önemli Eksiklik, Halkın Olmamasıdır”

Doç. Dr. Osman CAN yaptığı değerlendirmelerde TÜSİAD’ın anayasa taslağında önemli unsurların olduğunu, çok önemli bir şeyin ise eksik olduğunu, onun da halkın katılımının olmaması olduğunu ifade etti.

Anayasaların hayatımızı biçimlendirdiğini ifade eden Osman CAN “polisle karşılaştığımızda, vergi verdiğimizde, disiplin durumlarıyla karşılaştığımızda aslında karşılaştığımız şey anayasadır. İsyanlar… ifşaatlar… Faili meçhuller… Devlet ile devlet yapılanması farklı şeyler. Anayasa, “devlet yapılanması” dediğimiz alanlarda karşımıza çıkar, şeklinde konuşarak devlet aygıtı hakkında şu değerlendirmede bulundu: “Güvenliğimizi sağlamak ve hayatımızı kolaylaştırmak için devlet kurarız. Devlet, farklılıklara, özgürlüklere tahammül edebilmeli.”

“Birilerinin bugün şikâyet etmeye hakkı yok. Çünkü kurdukları devlet yapılanması bu… Özgürlük, basın özgürlüğü, haklarımız diyemezler” diyen Osman CAN yapılan anaysalar hakkında şu görüşleri ortaya koydu:

“Şimdiye kadar kimler anayasa yaptı? 1876 yılında batıya şirin görünmek için anayasa yapıldı. Bir yıl sonra ise askıya alındı.

1913’te bu sefer İttihat Terakki anayasayı askıya aldı.

1921-1924 Anayasaları: İstiklal Mahkemeleri’nde önce idam yapılıyor sonra mahkeme oluyor.

Yapılan anayasalarda Türklerin özgürlüklerinden, haklarında bahsedilir. Hoş, Türklerin de hakları doğru-dürüst yer almıyor.

Anayasayı yapanlar, anayasa kendilerine hizmet etsinler yapmışlardır. Sistem beli çıkar gruplarınca dizayn edilmişse, insan unsuru yoksa o anayasadan ne beklenebilir ki…”

 

“1960 Darbesi, 1950 Seçimlerinde İmtiyazlarını Kaybedenler Tarafından Yapıldı”

“1950’de yapılan seçimlerin sonucunda, 1924-1950 arası oluşan kurumlar haklarını imtiyazlarını kaybetmeye başladılar. Bu sebeple de 1960 darbesiyle tekrar eski haklarını ele geçirdiler. Birkaç memurun başına Prof. Dr. Orhan ALDIKAÇTI getirilerek anayasa yapıldı.”

Osman CAN sözlerini şöyle tamamladı: “Şimdiye kadar partisi kapatılmayan kimse kalmadı. Tam 60 parti kapatıldı.

Artık toplum var. Toplum talep ediyor. Bu anayasa işadamının, siyasetçinin, girişimcinin handikapıdır. Bu devlet anlayışı, yapılanması bizi engelliyor.

Artık yeni bir dünya var. Bilgiye ulaşmak hiç bu kadar kolay olmamıştı. Anayasamızın değişen Türkiye ve dünya şartlarına uygun olması gerekiyor.”

 

Anayasaya Hiçbir Katkı Sunamadığımız Günlerden, Cümlelerini Hazırlayıp Salonlarda Katkı Sunan İnsanların Olduğu Günlere Kavuştuk

Panelin son sözünü alan Gazeteci-Yazar Bejan MATUR, ablasıyla birlikte ilkokula gittiği gün, karşılarına askerlerin çıktığını ve kendilerine “Gidemezsiniz” denilerek eve gönderildiklerini, sebebini sorduklarında darbe olduğunu, bu sebeple de okula 12 gün gidemediği için o günden beri darbeleri ve darbecileri sevmediğini belirterek konuşmasına başladı. MATUR sözlerini şöyle sürdürdü:

Türkiye hızla değişiyor. Hem de dünyadan daha hızlı. Şimdi anayasa hazırlama tartışmaları aşamasında cümlelerini hazırlayıp salonlarda katkı sunan insanlar var. İnsanımız siyasetin çok önünde. Dolayısıyla yeni bir siyaset gerekiyor.  Çünkü yeni bir sosyoloji de var ortada. %80’den fazlası kentlerde olan bir ülkeyiz. Yani artık bir orta sınıf var.

“Yeni bir insan tipi çıktı ortaya. İnsanlarımızda eşitlik arzusu var. İnsanların talepleri, siyaseti şekillendiriyor. Daha da şekillendirecek” diyen MATUR sözlerini şöyle tamamladı:

“Bizim eskiden “hak rezervimiz” vardı. Rezervimiz sınırlı olduğu için hak talebinde bulunanlara “Bunlar ne istiyor?” diyorduk. Oysaki başkalarına verilen haklar, bizim haklarımızı sınırlamıyor, zedelemiyor.”

 

Bejan MATUR’un konuşmasının ardından, farklı sivil toplum örgütü veya eğilimlere mensup 25-30 civarında katılımcı tek tek kürsüye gelerek özgürce, yeni anayasadan beklentilerini, taleplerini dile getirerek yeni anayasa çalışmalarına zengin katkılar sundular.

 

Katılımcıların panelistlere yönelttiği sorularla oluşan soru-cevap faslından sonra yazılı soruları da cevap verilerek Yeni Anayasa Platformu (YAP) Gaziantep oturumu tamamlandı.

 

Programın bitiminde Doç. Dr. Osman CAN ve Gazeteci-Yazar Bejan MATUR son çıkan kitaplarını, katılımcılar için imzaladılar.