Yemen'de darbeler tarihi

0
139

Yavuz’un Mısır seferleri ile Osmanlı Devleti’ne bağlılığını bildiren 1635’de fiilen katılan Yemen’in, stratejik önemi açısından yalnız bir karakol bölgesi olarak görülmeyip aynı zamanda yatırımların yapıldığı bir bölgeydi

Yemen Lozan Antlaşması’na kadar TBMM bağlıydı

20. yüzyıl, Osmanlı’nın Yemen ile ilişkilerinde yeni bir boyut getirdi.Yavuz’un Mısır seferleri ile Osmanlı Devleti’ne bağlılığını bildiren 1635’de fiilen katılan Yemen’in, stratejik önemi açısından yalnız bir karakol bölgesi olarak görülmeyip aynı zamanda yatırımların yapıldığı bir bölgeydi. İmam Mansur Muhammed’in başlattığı isyanlara rağmen sanayi, eğitim alanında Suriye dışında en önemli yatırımlar Yemen’e yapıldı. Sanaa’da sanayi mektepleri açıldı ve modern teknik eğitimi verilmeye başlandı. Yine Sanaa’da üniversite düzeyinde Fransızca ve Arapça eğitim veren bir meslek yüksek okulu açıldı.

Ayrıca, bölgenin ihtiyacını karşılayacak demir çelik fabrikaları ile silah ve mühimmat fabrikaları kuruldu. Bu fabrikalara sadece Yemenliler alınarak yerli halk istihdam edilmeye çalışıldı. Osmanlı Devleti’nin Yemen’e getirdiği en önemli yeniliklerden biri de Anadolu’da yaygın olmamasına rağmen Aden ve Sanaa gibi şehirlerin elektriğe kavuşturulmasıydı.  Taşkömürü bulunması sayesinde bölgenin en büyük elektrik santraline kavuşan Yemen’in sahil şehirleri, Kızıldeniz ve Hint Okyanus’undan geçen gemiler için de liman vazifesini görüyordu. 

1911’de Osmanlı Devleti’yle İmam Yahya arasında imzalanan antlaşmaya göre kuzey Yemen ve  İngiliz işgali altındaki güney bölgesine özerklik verildi. İmam Yahya, Osmanlı halifesine bağlı kalacağına yemin ederek, Yemen’in özerk olmasına rağmen Osmanlı Devleti’ne bağlı olduğunu kabul etti.

Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin yenilmesi Yemen’in de elden çıkmasını sağladı. Fakat İmam Yahya, halifeliğe bağlılığını sürdürerek Yemen’deki Osmanlı bürokrasisinin dağıtılmasına izin vermedi.  Yemen valisi Mahmut Nedim Paşa, San’a valiliğine getirilerek Osmanlı ile siyasal ilişkilerin sürdürülmesine çalışıldı.

Osmanlı Devleti’nin yıkılmakta olduğunu gören İmam Yahya, ordunun ilk birliklerini Yemen’de kalmış ve İngilizlere teslim edilmeyen Osmanlı askerlerinden oluşturdu. Dışişleri ve İçişleri danışmanlarını Muhemmed Ragıp, Mahmut Nedim Paşa gibi Türk bürokratlardan meydana getirerek bu bakanlıkları Yemenli Türklere verdi. Fakat 1956’ya kadar sürmüştür.

İmam Yahya TBMM varlığı tanıyan ilk Arap liderlerden birisidir. 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması’na kadar TBMM’ne bağlılığını sürdürmüş, bu anlaşmanın imzalanmasından sonra Yemen bağımsız bir devlet olduğunu dünyaya ilan etmiştir. İngiltere Kuzey Yemen’in bağımsızlığını tanımış fakat Güney Yemen’den çıkmamıştır. Güney Yemen zamanla Arap milliyetçiliğinin ve sendika hareketlerinin sömürgeciliğe karşı en önemli direniş merkezlerinden biri olmuştur.

1962’de Kuzey Yemen’de Albay Sallar’ın darbesiyle Zeydi yönetim sona erdi ve askeri yönetim başladı. Bu darbenin etkisiyle güneyli Yemenliler, Marksist ideolojiyi referans alarak İngiliz yönetimine karşı direniş başlattılar. Milli Kurtuluş Hareketi’nin başlattığı direniş kısa sürede Güney Yemen’deki şehrilere yayıldı ve İngilizler ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.30 kasım 1967’de Aden merkezli Güney Yemen Halk Cumhuriyeti kuruldu. Daha sonra devlet ismini Yemen Demokratik halk cumhuriyeti olarak ismini değiştirdi.

Yemen’de birleşme söylentileri çıkmasına etnik ve mezhebi farklılıklardan dolayı bu birleşme 1990’lı yılların başlarına kadar gerçekleşmedi. Güney Sovyetler Birliği ile yakınlaşırken Kuzey, körfez ülkeleri ve ABD ile yakınlaştı. 1980’li yılların sonlarına kadar Kuzeyliler ile Güneyliler arasındaki savaş devam etti.
Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla Arap milliyetçileri Yemen’in birleşmesi konusunda görüş birliğine vararak cumhuriyetçilerin desteğiyle iki Yemen arasında birleşme anlaşmasının 1990’ın Nisanda gerçekleşmesini sağladılar.

Yemen’de darbeler dönemi

1948’de imam Yahya’nın bir suikastla öldürülmesi üzerine yerine oğlu Ahmed geçti. Ahmed ülkede kabileler arasında birliği sağlayamadı. 1962’de Sallar’ın darbesiyle devrilen Yemen’de cumhuriyet yönetimine geçildi. Fakat ülke Nasır ve Suud yanlıların çatışmasına dönüştü. 1967’de Yemen’in önde gelen şii din adamlarından biri olan Ahrar Partisi’nin kurucusu Abdurrahman el iryani kabilerin desteğini alarak yönetime el koydu ve kendini devlet başkanı ilan etti. Fakat Marksist kökenli Albay İbrahim Hamdi, İryani’ye karşı 1974’de askeri bir darbe düzenleyerek yönetimden uzaklaştırdı. İbrahim Hamdi, hem devlet başkanlığı hem de genelkurmay başkanlığı görevini birlikte sürdürdü. Darbeden sonra Sovyet yanlısı düşünceden vazgeçerek batı yanlısı bir politikayı benimsedi ve ekonomide piyasa ekonomisini benimsedi. 1977’e kadar görevde kalan İbrahim Hamdi bir suikast sonucu öldürülünce yerine yine ordudan Albay Ahmet Haşimi geçti, HHaşimi devlet başkanlığı görevini 8 ay devam ettirebildi ve bir suikast sonucu öldürüldü( suikastin halihazırdaki devlet başkanı Abdullah Salih’in gerçekleştirdiği iddia edilmektedir) ve Haşimi’nin yerine başkan yardımcısı Abdullah Araşi geçti. Fakat Ali Abdullah Salih, Araşi’yi kabul etmeyerek darbe yaptı  ve yönetimi ele geçirerek kendini devlet başkanı ilan etti. Abdullah Salih’e karşı 1994’de kadar dört darbe ve 3 suikast düzenlendiyse de iktidardan uzaklaştırılamadı, 33 yıldır ülkeyi yönetmeye devam etti.

1993 meclis seçimlerinde büyük başarı elde eden iktidar partisi lideri Abdullah Salih güç kullanarak iki devleti Yemen Cumhuriyeti adı altında birleştirmeyi başardı. Abdullah Salih’e karşı muhalefetin dağınık oluşu askeri iktidarı güçlendirirken başta Islah Partisi olmak üzere sosyalist ve Baasçı muhalefet yönetime karşı bir güç oluşturamadılar.


Dünya Bülteni