“Yakın Dönem Türkiye Tarihi” Yayımlandı!

0
364

Hüseyin Özhazar tarafından kaleme alınan “Yakın Dönem Türkiye Tarihi” adlı çalışma Tire Kitap tarafından yayımlandı.

Antik filozof Herakleitos, “Aynı nehirde iki kere yıkanılmaz” diyerek tarihteki değişime işaret etmiştir. Bir yandan, Herakleitos’un işaret ettiği gibi, hayatın devamlı değiştiğini gözlemlemekte ama diğer yandan bu değişimlere karşın sürekliliğe de şahitlik etmekteyiz. Mehmet Akif de bu durumu, “Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar / Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?” diyerek ifade etmiştir. Tekil ve somut düzeyde hayatın bir “an”ı diğer bir “an”ıyla aynı değildir. Bununla birlikte genel ve toplumsal düzeyde ise hayat benzerlikler ve hatta tekrarlardan ibaret görünmektedir.

Bu sebeple dünü bilmeden bugünü anlamanın imkânı bulunmamaktadır. Eğer Türkiye’nin ya da İslam dünyasının bugün yaşadığı fikri, siyasi, ekonomik, sosyal sorunları anlamak ve bunlara kalıcı çözümler bulmak istiyorsak en azından yakın tarihe başvurmak zorundayız. Çünkü bugün yaşadığımız sorunların kökeni, en başta yakın tarihimizde yer almaktadır. Bugün yaşadıklarımız dünden, yarın ise bugün yaşanılanlardan bağımsız değildir.

Bugünün bilinçli, duyarlı, ahlaklı, sorumlu insanlarından oluşan bir toplum hâline gelebilmek için öncelikle bir tarih bilincini kuşanmak gerekmektedir. Tarihinden yoksun ve kopuk olanlar, köksüz bir ağaç gibi kurumaya mahkûmdur. Bir ağacın dallarının genişliği ve kuvveti, köklerinin genişliği ve kuvvetiyle paraleldir. Yani ağacın kökleri ne kadar derinlere yayıldıysa dalları da o kadar büyüyecektir. İşte tarih bilinci, köklere olan bu vurgudur ve ağacın sıhhatinin ve gürbüzlüğünün ön şartıdır.

Bu çalışma, standart bir Osmanlı-Yakın Tarih anlatısı değildir. Kronolojik bir tarih veya vakayiname türünün bir örneğini de oluşturmamaktadır. Burada amaçlanan, tarih bilincinin kuşanılması, bugün ile dün arasında kopmaz bir bağın kurulması, tarihten ibret alınması, bu ibretin hayatımızda somut değişikliklere yol açması ve yarının doğru şekillenmesine dair duyarlılığın oluşturulmasıdır.

Bu minvalde çalışma, iki ana bölümden meydana gelmektedir. İlk bölümde Osmanlı tarihinin son dönemi, kronoloji takip edilerek ele alındı ancak kronolojik tarihin mekanikliğine hapsolmamak sürekli göz önünde bulunduruldu. Bu sebeple olayların işlenişinde tarihî akış izlenmekle birlikte belli bir bakış açısı ve bilinç inşası, olayların yorumunda kendini göstermektedir.

Tabii çalışmanın ana ekseni Osmanlı’nın son dönemi olmakla birlikte bu dönemi ele alabilmek için kısaca da olsa Osmanlı’nın kuruluşundan itibaren genel bir panorama çizildi. Yani Osmanlı’nın son dönemindeki olayların bir nevi arka planı ortaya konulmuş oldu.

İkinci kısımda ise son dönem Osmanlı’sını anlayabilmek için birtakım kavram ve olgular ele alındı. Genç Osmanlılar, Jön Türkler, Nakşibendilik gibi hareketler ve tarikatlar; Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük, Batıcılık gibi ideolojiler, Şark Meselesi gibi konular incelendi. Bu konuların ayrı başlıklar altında ele alınmadığı bir çalışmanın dönemin yeterince anlaşılmasına imkân vermeyeceği açıktır. Bu nedenle “Ekler” başlıklı bölümün konuyu tamamlayıcı bir niteliği bulunmaktadır.

Tarih bilincinin inşasına yönelik mütevazı bir girişim olan bu çalışmanın, Yahya Kemal’in ifadesiyle “kökü mazide olan ati” bir neslin hayat damarlarından belki de en önemlisini beslemeye katkıda bulunması dileğiyle…

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.