Yahudi katili Siyonistler – (Peren Birsaygılı Mut)

0
141

Herneyse…Haaretz gazetesinin kadın yazarlarından Neri Livneh, geçtiğimiz günlerde bir yazı kaleme aldı ve turist olarak gittiği Berlin’de Yahudi olduğu için ayrımcılığa tabi tutulduğunu iddia etti. Anlattığına göre, trenle bir yerden bir yere seyahat

Haaretz gazetesi, İsrail’in önde gelen yayın organlarından birisi. Hükümete yönelik eleştirel tutumuyla dikkat çekiyor ve  Yahudi sol elitizmini temsil ettiğine inanılıyor. Ancak örneğin, Hamas üyesi Mahmud el Mahbu’nun  Mossad tarafından öldürülüşünü okurlarına “çok başarılı bir operasyon” olarak takdim etmesi ya da satır aralarında gizli başka bazı detaylar, Haaretz’in aslında suni bir muhalefet yaptığına dair soru işaretleri uyandırıyor. Ve sayfalarında İsrail tarafından işlenen bazı insan hakları ihlallerine dair haberlere yer vermeleri, sözde İsrail devletinin menfaatlerini düşünmedikleri anlamına gelmiyor maalesef. Yani tipik, sıradanlaştırılmış bir Yahudi refleksi söz konusu…

Herneyse…Haaretz gazetesinin kadın yazarlarından Neri Livneh, geçtiğimiz günlerde bir yazı kaleme aldı ve turist olarak gittiği Berlin’de Yahudi olduğu için ayrımcılığa tabi tutulduğunu iddia etti. Anlattığına göre, trenle bir yerden bir yere seyahat ederken olması gerekenden fazla para ödemiş ve ne kadar itiraz etse de parasını geri alamamış. Livneh, bunun üzerine tartıştığı görevliye ise aynen şunları söylemiş; “Hey bayım! Bir zamanlar toplama kamplarına götürülmek üzere yaptığımız o tren seyahatleri tamamem ücretsizdi…”

Neri Livneh’in yazısını okuyunca acı acı gülümsedim. Üç kuruş bir para için, kendi tabiriyle yarım gün kavga etmesi yani ortalığı bu kadar velveleye vermesi, nereden baksanız komikti. Biz olsak, böyle münakaşalara girmeye tenezzül etmez, işin peşini bırakırdık diye geçirdim içimden. Öyle mağrur bir yanı vardı Doğu insanının. Trajik olan ise, entelektüel kimliğiyle tanınmasına rağmen Livneh’in 2.Dünya Savaşı esnasında cereyan eden hikayeleri sadece yüzünden okuyor olmasıydı. Oysa biraz araştırsa ve Yahudi soykırımına dair o bildik ezberlerden kurtulmayı denese, çok farklı bir hikayeyle karşılaşacağı aşikardı.

Peki 2.Dünya Savaşı esnasında gerçekte neler yaşanmıştı?

Bir hayli uzun bir konu ancak olup bitenleri şöyle özetlemeye çalışalım; Siyonizm, esasında Filistin topraklarında kurulması planlanan devlet fikrini savunanların sahip olduğu bir sermaye ideolojisiydi. Ve Livneh’in dedesinin döneminde, yani büyük savaşın başlangıcı esnasında, Yahudi nüfusun büyük bir kısmı tarafından kabul görmemişti.  Bundan, Avrupa gettolarında yaşayan Yahudilerin hayatlarından çok memnun olduğu sonucunu çıkaramayız elbette. “Juden raus nach Palestinien” yani “Yahudiler Filistin’e” sloganı Almanya’yı etkisi altına almıştı. Ancak bu insanların, yükselen Nazi tehdidine karşın, belki de gitmek istediği en son yerin Filistin toprakları olduğunu biliyoruz. Zira yaygın olan mitin aksine, Avrupa’da yaşayan Yahudi nüfus, hiçbir zaman Filistin toprakları ile arasında çok hissedilir bir bağ olduğunu düşünmüyordu.

Savaş başladığında Yahudi grupların çok büyük bir çoğunluğu Almanya ve Hitler karşıtı devletlerin yanında yer aldılar.  Ancak siyonist Yahudi teşkilatları, tam tersi bir tutum takındılar ve Hitler’le işbirliği içerisine girmeyi tercih etti. Zira Nazi Partisi’nin yükselttiği Yahudi karşıtlığı bunların ekmeğine yağ sürüyordu. Mümkün olduğunca çok Yahudi’yi Filistin topraklarına göndermek için eşsiz bir fırsattı bu. Yahudilerin içinden birilerinin çıkıp, Yahudileri ülkeden def etme planlarına destek vermesi hatta bunu finanse dahi etmeye gönüllü olması, Nazi Partisi’nin de işine geliyordu elbette. Bu nedenle, siyonist teşkilatları, Yahudi halkının tek temsilcisi olarak kabul ettiler. Anti-faşist Yahudi hareketleri engellemeye çalışmak gibi bir misyon da üstlenmişlerdi üstelik.

Haaretz yazarı Neri Livneh, mutlaka Roger Garaudy okumalı. Yahudi siyaset bilimcisi Hannah Arendt’in hatıralarını da. Hatta eli değmişken SS komutanlarından Adolf Eichmann’ın Nürnberg yargılamaları esnasında verdiği ifadelere de bir göz atmalı.  Aslında sadece bunlar da değil, Nazilerin siyonistlerle yaptığı işbirliğini kanıtlayan onlarca farklı kaynak var. Yeter ki, yüzleşmeye cesareti olsun. Bunu yaptığında, dedesinin de içlerinde olduğu o zavallı Yahudi halkın, bizzat Yahudiliği temsil etme iddiasıyla yola çıkmış olan siyonist örgütler tarafından, nasıl da büyük bir oyunun parçası haline getirildiğini görecektir. Filistin topraklarında kurmayı tasarladıkları devlet için, ikiyüzbin kadar Yahudi’nin kurtarılmasına karar verilmiş, geri kalanları ise düpedüz ölüme gönderilmişti. Birkaç örnek vermekte fayda var sanırım;

1-       Alman Gestapo birimi, 1941 ve 1942 senelerinde, yaklaşık onbin Yahudi’nin trenlerle İspanya’ya taşınmasını ve orada yaşayan varlıklı Yahudilerin yardımıyla, Amerika’ya veyahut İngiliz kolonilerine aktarılmasını organize etmişti. Ancak bu plan, siyonist örgütler tarafından bozuldu ve onbin Yahudi ölüme gönderildi.

2-       Yine aynı dönemde, İngiliz meclisinden 270 milletvekili Alman hükümeti ile bir anlaşma yaparak, beşyüzbin Yahudi’nin İngiliz kolonilerine gönderilmesine önayak olmak istedi. Ancak bu teklif de, siyonist örgütlerin Hitler’e v
e Eichmann’a olan baskıları sonucunda reddedildi. Beşyüzbin kişi kamplara gönderilirken, Avrupa’daki siyonist gazetelerde “Jews only can go Palestine” yani “Yahudiler sadece Filistin’e gidebilir” şeklinde manşetler atılıyordu.

3-       Kısa bir süre sonra, siyonist düşünceyi benimsemeyen 300 haham ve ailesi, Türkiye üzerinden İngiliz kolonisi Mauritus adasına gitmek için yola çıktı. Ancak bu insanlar, siyonist örgütler tarafından Nazi Partisine ihbar edilerek, katledildiler.

 Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Buna benzer, yüzlerce hikaye anlatabiliriz. Siyonist örgütler tarafından Nazi Partisine yapılan maddi yardımları, Rotschild ailesinin rolünü falan da konuşabiliriz. İsrail’in ilk cumhurbaşkanı Chaim Weizmann’ın bir sözü vardı. Ne zaman aklıma gelse midem bulanır, gaddarlığı karşısında ürperirim. “Filistin topraklarına göndereceğimiz bir inek bile…” diyor ve şöyle devam ediyordu; “O inek bile, bizim için Filistin’de olmayan milyonlarca Yahudi’den daha değerlidir.”  

Haaretz yazarı Neri Livneh, Berlin’e gitmiş. İstediği yere gidebilir elbette. Berlin’e de, Frankfurt’a da, Münich’e de… Ancak sırf Yahudi olduğu için ayrımcılığa tabi tutulduğunu söyleyerek, Almanlarla kavgaya girişmeden önce iki kere düşünmesi gerekiyor, o kesin. “Bizi trenlere bindirdiniz, kamplara götürdünüz” diye bağırıp çağırmış falan…Bunlar boş kahramanlıklar. Eğer cesareti varsa, gerçeklerin üzerine gitmeli. Ve Berlin’in bilmem neresinde karşısına çıkan sıradan bir istasyon görevlisine yükseltmekte beis görmediği o sesini, ülkesindeki o cinayet şebekesine karşı yükseltmeli. Alman istasyon görevlisine hesap soracağına, önce gidip yüzbinlerce Yahudi’nin de katili olan siyonist ideolojiyle hesaplaşmalı.

Bunu yaparsa eğer, kendisini ayakta alkışlayacağız…

Sancaktar Dergisi


———————————-
Peren Birsaygılı Mut
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI