‘Vize’ sorunsalı – (Beril Dedeoğlu)

0
148

Gideceği ülkeden vize alamayan birinin bunun nedenini sorma hakkı bulunmaz, o devletin o sıralar o kişiyi hangi nedenlerle topraklarında görmek istemediği sorusu yanıtsız kalır. Bu durumda, iki devlet arasında vizelerin kaldırılmas

Ülkeler arasındaki sınırlar ile toplumlar arasındaki sınırlar birbirini tutmaz. Ayvalıklı bir balıkçı, Yunanlı lokantacıyı Karslı peynirciden daha yakın görebilir; balıkçıyla lokantacı arasında sınır vardır görüşemezler, peynirciyle sınır yoktur ama görüşmezler. Sınırların sanallığı, bu sınırlar aşılmak istendiğinde gerçeğe dönüşür, bürokratik, diplomatik ve polisiye bir cisme kavuşur.

Her ülke vatandaşının bir kimliği olmasına rağmen, sınırı aşmak istediğinde ayrı bir belge, pasaport alması gerekir. Zira, sınırları aşmanın kuralları vardır; bir vatandaşın ülke dışına çıkabilir biri olup olmadığına devleti karar verir, başka ülkeye girebilir biri olduğuna da o ülkenin devleti. Dolayısıyla sınırları aşmak isteyen kişilerin kendi iradelerinin sınırlı olduğu bir durum söz konusudur. Durumu daha da zorlaştıran uygulamaya ise vize denir ve her ülke kabul şartlarını vizenin içinde saklar; zira vize almaya hak kazanan kişinin bu mertebeye hangi nitelikleri nedeniyle ulaştığı bilinemez.

Gizemli konular

Gideceği ülkeden vize alamayan birinin bunun nedenini sorma hakkı bulunmaz, o devletin o sıralar o kişiyi hangi nedenlerle topraklarında görmek istemediği sorusu yanıtsız kalır. Bu durumda, iki devlet arasında vizelerin kaldırılması çok büyük bir jest, önemli bir yakınlaşma ve dostluk göstergesi olarak kabul edilir. İki ülke pasaportları da karşılıklı olarak kaldırdığında ise, dostluğun perçinleştiği ilan edilir.

Ancak bazı öyle uygulamalar olur ki, bu durum diplomatik olarak dostluğa işaret ederken fiili anlamda benzer bir sonuç vermez. Pasaport kalksa vize kalkmaz, vize kalksa pasaport kalkmaz hepsi kalksa bir ülkede kalış süreye bağlanır, süreyi aşan kişi bazen o ülkeyi en son ne zaman terk ederse o zaman ceza ödeyip çıkabilir bazen de sınır dışı edilir.

Kim sınır dışı edilir, kim ceza ödeyip gidebilir, kime göz yumulur, kime yumulmaz konusu tamamen o ülkenin dış politikası ve öncelikli kabul ettiği ülkelerle ilgili tercihine bağlıdır; dolayısıyla kişilerin nitelikleri burada fazla bir anlam ifade etmez. Bu uygulamalar hemen her yerde benzer biçimde işler ama farklı sorunlara işaret eder. Türkiye’ye turist gibi giren ancak çalışmak için gelen yabancı uyrukluların, özellikle de kadınların durumu bu işaret edilen sorunlara örnek durumunda.

Yabancı çalışanlar

Ukrayna, Moldova, Belarusya’dan gelenler için kural çok, sınırlama fazla. Orta Asya’dan gelenler için kurallar sabit ancak hoşgörü sınırsız. Diğer bir ifadeyle ilk gruptan çalışmak için fazla insan gelemiyor, ikinci gruptan ise hem çok sayıda insan gelebiliyor hem de dört beş yıl Türkiye’de kalıp çalışabiliyorlar. Arada kalan kategori ise Kafkas ülkeleri. Bu bölgeden çok sayıda insan gelebiliyor, ancak uzun kalamıyor.

Uzun kalma, çalışıp para kazanmakla ilintili; dolayısıyla sorun sadece sınırları kimin aşabileceğiyle değil kaçak işgücüyle de ilgili. Türkiye’de genel olarak kaçak çalışan vatandaş sayısı yüksek, ama onlar sınır aşmadıkları için prosedürlere takılmayabiliyorlar. Yurt dışından gelen ise kurala bağlanıyor, ancak sorun şu ki hepsi değil. Bu durumda Türkiye’ye gelmiş yabancı çalışanlar arasında otomatik bir ayrımcılık ortaya çıkıyor. Bu, Türkiye’nin öncelikli ülkeler tercihinden kaynaklanabilir.

Ancak eğer iyi ilişkiler kurmanın simgesi olarak pasaportların bile kaldırıldığı ülkeler varsa, bunun fiili alanda da kolaylaştırıcı uygulamaları olmalı; örneğin çalışma vizesi uygulamaları hızlanmalı ve zaten Türkiye’de çalışan kişilerden söz edildiğine göre başvurular sadece büyükelçiliklerden değil Türkiye’den de yapılabilmeli.

 Star

———————————-
Beril Dedeoğlu
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI