Ana Sayfa Kuruluşlar Bülbülzade Eğitim Sağlık ve Dayanışma Vakfı Veysi Kaynak’la Suriye Meselesi Masaya Yatırıldı

Veysi Kaynak’la Suriye Meselesi Masaya Yatırıldı

0
Veysi Kaynak’la Suriye Meselesi Masaya Yatırıldı

Temaslarda bulunmak üzere Gaziantep’e gelen Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, STK temsilcileriyle Gaziantep’teki Suriyeli vatandaşların durumunu masaya yatırdı.

Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak bir dizi temaslarda bulunmak üzere Gaziantep’e geldi. Gaziantep’te STK temsilcileriyle otelde bir araya gelen Kaynak, Gaziantep’teki Suriyeli vatandaşların durumunu masaya yatırdı.

Toplantıya Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, Gaziantep Valisi Ali Yerlikaya, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, AK Parti Gaziantep Milletvekilleri Ahmet Uzer, Nejat Koçer, Abdülkadir Yüksel, Canan Candemir Çelik, Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, Şehitkâmil Belediye Başkanı Rıdvan Fadıloğlu ve çok sayıda STK temsilcisi katıldı.

Toplantıya Bülbülzade Vakfı’nı temsilen Vakıf Başkanı Turgay Aldemir, Anadolu Platformu Suriye Koordinatörü Mahmut Kaçmazer, Suriye Araştırmaları Merkezi’nden Yard. Doç. Dr. Mehmet Ulukütük ve Mehmet Ali Eminoğlu katıldı.

Toplantının açılış konuşmasını Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak yaptı. 15 Temmuz darbe girişiminin tekrarlanmaması için tedbirler aldıklarını belirten Kaynak, “Tarihin kaydettiği en vahşi, en acımasız, en canice işlenen ve sapkın bir anlayıştan hareketle yapılan bu darbe girişiminin tekrarlanmaması için hükümet olarak önemli tedbirler aldık ve almaya da devam edeceğiz” dedi.

Gaziantep ilk yardım elini uzatan şehir olarak öne çıktı

Suriyelilerin yüzde 60’ının Türkiye’yi güvenli bir liman olarak gördüklerini vurgulayan Kaynak şu değerlendirmelerde bulundu:

“Savaş, Suriye halkının yüzde 60’ının yerinden olmasına neden oldu. Çocuklar, gençler, yaşlılar gerek Suriye içerisinde, gerek Suriye dışında kendilerine emniyetli bir yer aradılar. Göç eden kardeşlerimizin yüzde 60’ına yakını Türkiye’yi kendilerine sığınacak liman olarak gördü. Şimdi ülkemizde 2 milyon 750 bin Suriyeli kardeşimiz ikamet ediyor. Gaziantep ilk yardım elini uzatan şehir olarak öne çıktı. 2,5 milyon Suriyeli muhacir bizlerle birlikte huzur içinde aramızda yaşıyorlar. Muhacir olma şerefine nail olmuş Suriyeli kardeşlerimize bizler de 1400 yıl sonra ensar olabilmek için gayret ediyoruz.

Ülkemizde 960 bini okuma çağında olan Suriyeli çocuk var. Bunun ancak 310 binini eğitebiliyoruz. Türkiye’de 18 milyon Suriyeli hasta tedavi edilmiş, 600 bin cerrahi müdahale yapılmıştır. Birçok kentimizde meslek edindirme ve rehabilitasyon merkezleri de Suriyelilere hizmet veriyor. Türkiye’de genç statüsüne kavuşan 155 bin Suriyeli kardeşimizin geleceği için kapsamlı bir projeyle meslek edinmelerini sağlamalıyız.”

Toplantıda konuşan Turgay Aldemir ise şunları dile getirdi: “Suriye meselesine bir bütünlük içerisinde baktığımız zaman, şu an 6 milyonu aşkın Suriyeli mülteci var. Lübnan’da, Irak’ta, Ürdün’de, Mısır’da Suriyeli mülteciler var. Ancak yaşadığı ülkenin vatandaşları ile aynı haklara sahip olabildikleri tek ülke Türkiye’dir. Bugün Ürdün’de mülteci kampının dışarısına çıkmanın ne demek olduğunu biz gidip gördük. Mısır’da yaşananları biliyoruz. Avrupa’ya gidenlerin nasıl ayrıştığını az önce Veysi Bey de anlattı, insanı öteleyen bir anlayış… Nitekim Türkiye’den Avrupa’ya işçiler gittiğinde şöyle demişlerdi, ‘biz trenlerden işçi bekliyorduk, insan çıktı.’

Türkiye’nin istikrarı Suriye’nin geleceğini doğrudan ilgilendiriyor

Maalesef bugün birileri sınırlarını korurken, biz insanlığı koruyoruz bu ülkede. Onun için şu anda ülkemizde yaşanan saldırıların nedeni, Suriye ve benzeri politikalarda ortaya koyduğumuz insani ve adalet eksenli politikalarımızdır. Bunlar elbette devam edecektir. Sayın Cumhurbaşkanımızın da her gün haykırdığı gibi Hakk’ın ve adaletin yanında olacağız. Türkiye’nin güvenliği ve istikrarı Suriye’nin geleceğini doğrudan ilgilendirdiği için biz 15 Temmuz’u yaşadık. Burayı istikrarsızlaştırarak bölgeyi Balkanlaştırmak istiyorlar. Kabile kabile, aşiret aşiret bölerek parçalamak istiyorlar. Irak’ı böldüler, hemen yanı başımızda. Suriye’yi bölmek istiyorlar, Libya’yı böldüklerine şahidiz. Bunu Türkiye için de yıllardır yapmaya çalışıyorlar.

Bu yaşanan savaşı gelinen noktadan sonra daha doğru tanımlayarak, gerek Türkiyeliler olarak bizim, gerekse de Suriyeli kardeşlerimizin bunun doğrudan çocuklarımızın geleceğine dönük bir saldırı olduğunu bilmelidir. Bunun için burada bir kısım yaşamsal eksikliklerini meselenin önüne koyarak tam özgürlük ve bağımsızlığımızı ötelememeliyiz. Diğer taraftan bu yaşanılan süreçten sonra önceliklerin yeniden ele alınması gerekmektedir. Biz burada bir çaba sarf ediyoruz, tüm emeği geçenlerden Allah razı olsun. İlk günden beri hiçbir Suriyeli kardeşimizi ötekileştirmedik. Şu anda da Suriyelilerin yaklaşık 10’da 9’u şehir hayatının içerisindeler. Tam bir sosyal uyum süreci yaşanıyor. Gaziantep bir merhametliler şehrine dönüşüyor. Suça karışma oranları emsal ülkelerle kıyaslanamayacak derecede az. Bundan sonraki sürecin çözümünde de Suriyeli kardeşlerimizin yapıcı, meseleyi sahiplenici bir tavır takınmaları süreci olumlu etkileyecektir.

Eğitim alanında içeride çok ciddi sorunlar var

Birkaç başlıkta konuyu ele almak istiyorum. Birincisi, Suriye içinde yaşananlar… Bu elbette dış politikayı ve birçok konuyu ilgilendiriyor. Muhaliflerin birliği son derece önemli, ki bu iş Suriyeli kardeşlerimize düşüyor. Aralarındaki parçalanmışlığı bitirmeleri gerekiyor. Bizim de lojistik ve koordinasyon konusunda adım atmamız, enformasyon sağlayarak olup bitenleri dünyaya taşımamız gerekiyor. Eğitim alanında içeride çok ciddi sorunlar var. Biz bir konsept geliştirerek buradaki imam hatip projesini oraya taşımaya çalışıyoruz.

İyilik Okulu adıyla 12 okul çalışması orada yürüttük. Zira 6 yıldır eğitim almayanların bugün savaş bitse orayı neye dönüştürecekleri malum. Diğer taraftan hafızanın oluşturulması oldukça önemli. Bugün Halep’te, İdlib’te, Şam’da, Suriye’nin her tarafında büyük bir katliam yaşanıyor. Bunun mutlaka kayıt altına alınması lazım ve bunların yarın adalet divanlarına, bu mazlumların kanını yerde bırakmayacak küresel adalet vicdanına sevk edilmesi gerekiyor. Küresel adalet vizyonunu da ancak bu topraklarda örgütleyebiliriz.

Diğer bir başlık da, Türkiye içindeki çalışmalar; burada sağlıklı bir envanterin geliştirilmesi lazım. Elbette ki Göç İdaresi’nin, AFAD’ın çalışmaları var, ama gördüğümüz kadarıyla sürecin kalıcı hale gelmesi hasebiyle bu çalışmaların bir kısım eksikleri var. Bugün çadır kentlerdeki çalışmaların eşi benzeri yok. Fakat süreç büyüyor, rakamlar artıyor. Eş güdümlü ve ikili çalışmalara ihtiyaç var. Suriyelilerin bizden en çok talep ettikleri konuların başında ise Türkiye tecrübesinin anlatılması geliyor.”