Vefatının 82. Yılında Mehmet Akif’i Rahmetle Anıyoruz!

0
222

27 Aralık 1936 tarihinde vefat eden İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy’u vefatının 82. yıldönümünde rahmetle yâd ediyoruz.

Bir bavulla İstanbul’dan ayrılan Milli Şairimiz Mehmet Akif 11 yıl kaldığı Mısır’dan hasta olarak döndü. 1936 yılının Haziran ayında vapurla üç gece süren bir yolculuğun ardından Galata Rıhtımı’na bir kolunda eşi İsmet Hanım diğerinde tutunduğu bastonuyla hasta ve bitkin olarak indi.

Mısır’da 11 yıl vatan hasreti çeken Ersoy, İstanbul’a dönünce hastane odasında son röportajında şunları söyledi: “Mısır’dan üç gecede geldim… Bu üç gece otuz asır kadar uzun sürdü… Orada on bir yıl kaldım… Fakat bir an oldu ki on bir gün daha kalsam çıldırırdım…”

Akif İstanbul’a geldiğinde Mısır’dan dostu Abbas Halim Paşa İstanbul’daki yardımcısı Fuad Şemsi İnan’a kalacak yer ayarlamasını söyler. Mısır Apartmanı’na ailesiyle birlikte yerleşen Akif, Şişli Sağlık Yurdu’nda uzun süre siroz tedavisi gördükten sonra 27 Aralık 1936 günü evinde hayata veda etti.

Mehmet Akif’in cenaze töreniyle ilgili ertesi gün gazetede çıkan haber şöyle: “Cenaze otomobilde Beyazıd Camii’ne getirilmiş, namazı kılınmıştır. Buradan otomobille Edirnekapı Mezarlığı’na götürülecekti. Fakat gösterilen arzu üzerine Türk bayrağına sarılı olan tabut otomobile konmamış ve eller üzerinde taşınmak suretiyle Beyazıd’dan Edirnekapı’ya kadar götürülmüştür.”

Tabuta Türk Bayrağı Örtülür

Beyazıt Camii’nden kalkan cenaze için tören düzenlenmesi için harekete geçen iki tıp öğrencisi Mecit Bumin ve Mithat Müdüroğlu’dur. Uzun yıllar Bursa’da mesleğini sürdüren Bumin bu törenin hikayesini yıllar sonra Türk Edebiyatı dergisinde anlatıyor. İki arkadaş ders çalışmak için buluşur. Arabayla getirilen bir cenaze görürler ve görevliden bu kişinin Akif’in olduğunu öğrenirler. İki genç Kapalıçarşı’dan tabutun üstüne örtmek için Türk bayrağı getirirler. Ardından Akif’in fotoğraflarını taab ettirir ve yurtlara giderek buradaki öğrencileri cenaze namazından haberdar ederler.

Bumin dergide şunları yazmış: “Beyazıt Camii’ne geldik. Cenazenin yanında, resmî kıyafetleri ile Darüşşafaka İlkokulu birinci sınıf talebelerini öğretmenle birlikte gördük. Daha sonra cemaat çoğaldı. Namazdan sonra tabut omuzlara alınarak Beyazıt Meydanı’na çıkıldı. Cenaze alayı ilerledikçe kalabalık artıyordu. Edebiyat Fakültesi önünde beş dakika duruldu, saygı duruşunda bulunuldu. Artık cenaze alayı büyümüştü. Tabut gençlerin ve halkımızın omuzlarında, bayrağımıza sarılı vaziyette ilerliyordu. Edirnekapı’ya kadar böylece gelindi. Tabut mezara indirildikten sonra görmek isteyenler için merhumun yüzü son bir kere açıldı. Tam bu sırada Güzet Sanatlar Akademisi’nden bir genç mezara atladı ve alçılı bir bezle merhumun o nazik yüzünün mülajını aldı.(…) Mezar usul-ü veçhile kapandı. Kur’an-ı Kerîm okundu, dualar edildi ve büyük kaybın verdiği iç burukluğuyla cemaat oradan ayrıldı.”

Cenazeye Kimler Katıldı?

Akif’in cenazesine Şamsettin Günaltay, Fazıl Ahmed Aykaç, Yahya Kemal, Esad Fuad Tugay, Tüccar Emin Vasfı, Fuad Şemsi İnan gazeteci Feridun Kandemir başta olmak üzere çok sayıda üniversite hocası ve öğrencileri katıldı.

Ondan Kalan Eşyalar

Mehmet Akif’ten bugüne hatıra olarak kalan birkaç parça eşya var. Mısır Apartmanı’nda geçirdiği son günlerinde bu dairede kullandığı bir adet masa, gardırop, Mısır’dan dönerken elindeki baston, gece lambası ve küçük bir kilim (seccade olarak kullanmış) yazar Kadir Mısıroğlu’na ait.

Mısıroğlu bu eşyaları Üsküdar Doğancılar’daki Osmanlılar İlim ve İrfan Vakfı’nda muhafaza ediyor. Mısıroğlu’na bu eşyalar Akif’in Mısır’daki dostu Abbas Halim Paşa’nın İstanbul’daki mal varlığını idare eden Fuad Şemsi İnan tarafından teslim edilmiş. Akif ile ilgili yaptığı araştırmalarla tanıdığımız Mehmed Rüyan Soydan ise Akif’in ailesinin hediye ettiği kol saati ve bir seccadesi dışında başka eşyası olmadığını söylüyor.

Ömrünü Hakikat Davasına Adadı

Entelektüel ve çok yönlü kişiliğiyle yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in doğru anlaşılması noktasında önemli eserlere imza atan Akif, ömrünü hakikat davasına adadı. Bu uğurda birçok mücadeleye göğüs geren Akif, hak bildiği yoldan ömrünün son nefesine kadar ayrılmadı. Mehmet Akif’in İslam ve İstiklal şairi olduğunu belirten yol arkadaşları, “Akif’i güçlü kılan Kur’an ve sünnetten aldığı ilhamdır. Yüce Türk milletinin yetiştirdiği en büyük değerlerdendir” ifadelerini kullandılar.

Sebilürreşad Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Bayhan, Akif’in büyük bir şahsiyet olduğuna değinerek, “Akif’i bu denli güçlü kılan, ‘İslam Şairi’ sıfatıyla Kur’an ve sünnetten aldığı ilhamdır. Akif, milletimizin yeniden büyük ve güçlü bir medeniyet kuracak özgüvene sahip olduğunu hatırlatan şairdir” şeklinde konuştu.

Akif’in Türk milletine umut aşıladığını kaydeden Bayhan, “Akif, ‘korkma’ ile başlayan şiiriyle hem umudunu korumayı hem de milletimizi, devletimizi tarih sahnesinden silmek isteyenlere karşı mücadele etmiş önder bir isimdir. Asım’ın nesli diyerek umut bağladığı nesil, ülkesini işgallere karşı her zaman korumasını bilecektir”. Akif’in çok yönlü bir kişilik olduğunu kaydeden Bayhan, “Mehmet Akif’i bu milletin her bir ferdi, ‘İstiklal Şairi’ olarak tanır. Akif çok daha güçlü bir anlam taşır” ifadelerini kullandı.

Asım’ın Nesli İzinde

Mehmet Akif’in şiirlerini besteleyen Ali Altın ise, “Akif, yüce Türk milletinin yetiştirdiği üstün bir değerdir. Onun şiirlerini bestelediğimde çok farklı bir heyecan ve duygu seline kapılıyorum.  Bizlere, hakikati ve umudu aşılayan eserler bırakan Akif’i her zaman minnetle anacağım” şeklinde konuştu.

Genç nesillerin Akif’in yolunu benimsediğini kaydeden Altın, “Gençlerin Akif’e ilgisi inanılmaz. Gittiğim yerlerde bunu gördüm. ‘Asım’ın nesli’ Akif’in izinde” ifadelerini kullandı.

1 Asır Önce Uyarmıştı

Öte yandan, Diyanet tarafından Akif için Türkiye’deki bütün camilerde bugün hatim duası okutulacak. Yine Milli Şairimizin, 15 ve 19 Kasım 1920’de Balıkesir Zağanos Paşa ve Kastamonu Nasrullah camilerinde verdiği milli mücadele konulu vaazlar yine aynı camilerde okutulacak.

Mehmet Akif, Zağanos Paşa Camii’nde verdiği vaazda cemaate şöyle hitap etmişti: “Cihan alt üst olurken seyre baktın öyle durdun ya, Bugün bir serserisin, derbedersin kendi yurdunda! Evet, biz Müslümanlar, dünyaya çalışıp didinirken, her gün her alanda biraz daha aşamalar kaydederken, onlara seyirci gibi baktık. Özellikle bu son yıllarda başımıza birçok felaketler yağdı. Halen da çilemizi doldurmuş değiliz. Sebebi; din işlerinde olduğu gibi, dünya işlerinde de gevşek davranmamızdır.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.