Van’da Van Notları

0
120

Anadolu Öğrenci Birliği, 20-21 Nisan tarihlerinde değişik illerden, ilden 600’den fazla üniversite öğrencisini Van’da “Gençler Çözüm Sürecini Konuşuyor – Bir Olmak İçin Yeni Anayasa Şart” başlıklı öğrenci sempozyumunda buluşturdu.

Van’da Van Notları

Anadolu Öğrenci Birliği, 20-21 Nisan tarihlerinde değişik illerden ilden 600’den fazla üniversite öğrencisini Van’da “Gençler Çözüm Sürecini Konuşuyor-Bir Olmak İçin Yeni Anayasa Şart” başlıklı öğrenci sempozyumunda buluşturdu. Kürt sorunu özelinde çözüm tartışmalarının sıcaklığını koruduğu döneme denk düşen sempozyum büyük önem arz etti. Çözüm sürecinin olmazsa olmazlarından olan anayasanın yapılmasına ilişkin gençliğin taleplerinin dillendirilmesi gerekliydi. Türkiye’nin son 200 yıllık yeni birliği kurma arayışında anayasa öncelikli kilometre taşlarından biri olacaktır.

2 günlük toplantı sürecinde Anayasa’nın temel çerçevesini oluşturan konularla ilgili paneller yapıldı. Dinleyici öğrenciler aktif bir şekilde tekliflerini ve değerlendirmelerini ifade etme fırsatı buldular.

Gerek sempozyum gerekse ortam açısından bir çok şeyi gözlemleme fırsatı verdi. Bunların bazılarını paylaşmakta fayda görüyorum.

1- Gençlik eğitim-öğretim sistemi içinde büyük zihinsel kırılmalara uğrayarak büyüyor. Üniversiteye gelene kadar gördüğü eğitim-öğretim verilerini neredeyse silip yeniden inşa etme ihtiyacı duyacak kadar bir süreç üzerinden büyüyor. Yeniden inşa sürecini yakalama fırsatı yakalayabilen kesim çok azdır. Anadolu Öğrenci Birliği ulusal-küresel eğitim sisteminin krizlerini, kirliliklerini atabilen bir gençlik arayışını teorik ve pratik olarak gerçekleştirme çabasındadır. Bu çabaları takdir etmek ile birlikte bu kimliği kalıcı ve etkin kılacak çalışmaların artırılmasını zorunlu kılmaktadır.

 

2- Gençliğin aldığı eğitim ve yaşam süreci güncele odaklı ancak hem geçmiş hem de gelecek perspektifinden yoksun kalmaktadır. Okulların verdiği akıl kısırlığı ile yaşam pratiğinin hızlı ve dönüştürücü akışı karşısında sadece duymak ve seyretmek ile yetinmeye gitmektedir. Duymak, seyretmek ve uymak gençliğin temel yaklaşım biçimi oldu. Okumak, eleştirmek, kritize etmek, karşılaştırmak ve teklif sunmak ameliyelerine rastlanmamaktadır.

 

3- Tarihsel şuur en azından yüz yıllık geçmişi ve yüz yıllık geleceği kapsayacak düzey üzerinden yapılamamaktadır. Sadece Kürt sorunu özelinde ele aldığımızda bu süreç son on yıllık dönemi bile kapsamaktan uzaktır. Sorunlara sahip çıkıp, çözüm iradesi sunabilecek zihin genel olarak insanlığın, özel olarak yerelin gelişimini iyi okumak, tanımak ve değerlendirmek zorundadır. Tarihsel sürece yabancılaşan akıl, yaşanan günü ve geleceği kapsayacak bir tasavvurda bulunmaları çok zordur.

 

4- Kürt Sorunun can yakıcı tüm sıcaklığının hissedildiği bölgede herkes konuşmak istiyor. Sadece devlet ile halk değil, halkın kendi arasında konuşma problemi var. Uzun yıllar silahların sesinden insanların sesi duyulmamış. Ama insanlar birbirleriyle konuşmayı henüz tecrübe edecek zeminlerden yoksunlar. Bir araya gelmekten korkuyorlar. Bağırmadan, bastırmadan, yok saymadan, yok etmeden konuşmanın tecrübesi oluşacak. İdeolojik kumpası aşacak bilgi dili inşa edemiyorlar. Gençler devlet ile Pkk arasında sıkışmış vaziyette idiler. Silah sesleri onların konuşmalarını içeriğini duymamalarına yol açıyordu. Özellikle üniversiteliler bundan sonraki aşamada diğer şehirlilere göre daha avantajlı ama önlerinde çok zorluklar var. Her şeyin kolaycılığına kaçmak, konforun içinde boğulmak tehlikesi onlar için de geçerli. Öncelikle akan kanın durması ve silahların susması gerekiyor. Devlet ve Pkk sadece bölge halkına değil tüm Türkiye başta olmak üzere bölge ülkelerin halklarına da konuşarak, tartışarak değil kavga ederek, savaşarak çözmeye çalıştığı için zarar verdi. Bu meselede devlet haklı Pkk haksız, Pkk haksız devlet haklı değildir. Her ikisi de haksızlık etmişlerdir, zulüm yapmışlardır. Ancak bu zararın neresinden dönsek insanlık için hayırlısı o olacaktır. Yok, savaşmak isteyen kimler varsa onlar öne çıksın… Buyursunlar dağlara savaşsınlar… İnsanları kendi yanlış, yalan, temelsiz algı ve anlayışlarımıza kurban etmesinler.

 

5- Bölgedeki halklar arasındaki parçalanma Türkiye’nin diğer bölgelerine göre daha fazla… Bölgeler, mahalleler, okullar, köyler hakimiyet sahalarına dönüştürülmüş. Birbirine güven yok olmuş durumda… Tanımlamalarda ötekileştirici dil ön planda… Herkes varlığı için diğerini tehdit olarak görüyor. Birbirlerinin dillerinden emin olmadıkları gibi ellerinden de emin değiller.

 

6- Kürt siyasal aklı bedevi kültür üzerinden oluşmuş. Bir yandan devlete bağlı bir yandan da her an kopuş içinde olabilecek tavra sahip… Yaşanan iç savaştan sonra bedevilikten mecburi olarak şehirliliğe geçiş süreci tamamlanmış değil… Her şehirleşme sürecini yaşayan topluluk gibi önce gittiği yeri değiştirme ardından hakimiyet ardından ise uyum sürecini yaşayacaklardır. Değişim-devrim iradesini en çok göç-hicret edenler barındırır. Siyasi hakimiyeti ele geçirdikçe, ekonomik güçle ile birlikte İzzetbegoviç’in dediği gibi ideolojide-dinde donma başlar. Bu süreci kuşaklar yaşamıştır. Olmaması için yenilenme iradesi belirleyici olacaktır. Demokratik kültür tecrübesinden faydalanmalıyız. bu demokratik kültür tecrübesi Kürtleri sindirmez. aksine geliştirir. Ayrıca Kürt ideolojisi diye bir kavramsallaştırma yoktur. Kürtlerin de diğer milletler gibi inandığı ideolojiler vardır; Kürtçülük, Türkçülük, İslamcılık, Sosyalizm, Liberalizm gibi… Kürtlerin kurtuluş ideolojisi olarak tutunduğu İslamcılık (Şeyh Said- Hizbullah ve diğerleri) ve Sosyalizm (Pkk ve diğer sol örgütler) arasında tercihlerini yapacaklardır. Demokratikleşme; Kürtlerin bu tercihler arasında daha sağlıklı tercih yapmasını sağlayacaktır.

 

7- Doğuda gençlerin yoğun ve derinlikli kitap okuduklarını söyleyemeyiz. Muhalif kimlikleri var ama bunun içi doldurulamamış. Şehirlere bakın kitapevleri ve satış rakamları çok düşük. Bölgedeki üniversiteler işin akışına kendilerini bırakmış haldeler. Üniversiteler eğitim disiplini ve ciddiyetinden uzak haldeler. Sadece diploma veren kuruluşlara dönüşmüş durumdalar. Öğretim üyelerinin kalmasını sağlayacak teşviklerden uzak olduğu için zorunlulukların tamamlanmasıyla yetiniliyor.

 

8- Türkiye’de toplumlar arası dindarlık ölçüsüne dair değerlendirmeler yapılır. Bu değerlendirmelerin en yaygın olan ve dile getirilen, Kürtlerin Batıdaki Türklere göre daha dindar, Türklerin Araplara ve Farslılara göre daha dindar olduğu iddia edilir.
Kürtlerin dindarlığından dolayı uluslararası hesaplarla (Pkk dahil) bunun deforme etmeye çalıştığı iddia edilir. Kürtlerin dindarlığı meselesi öyle ki Kürt sorunun çıkış sebebi olarak görenler ve ulusal-küresel devletlerin bu dindarlığı deforme etmek için çıkardığına dair yaygın kanaatler var. Kürtlerin dindarlığı; şehir kültürünün zayıflığına, bedevi kültürün getirdiği sözel geleneğe ve sosyolojik bağlılığa, dinsel hiyerarşi olan Mele kültürü ile toplumsal denetimin yüksekliğine bağlanabilir.

 

9- Meseleler genel iletişim araçlarında konuşuluyor. Bu durum mikro ölçekli ortamlarda ise halen tersi bir durumu barındırıyor. Devlet ile Pkk konuşmaya başladı. Ama Pkk ile Hizbullah birbiri ile konuşmuyor. Konuşmak bir yana tehdit olarak görüyor.  Bölgedeki etkin güçlerden olan Devlet-Pkk-Hizbullah kendileri dışında birilerinin varlığını ve söylemini dillendirmesini tehlikeli olarak addediyor.
Doğudaki bir üniversitede Ülkücü Gençlik konuşturulmaz. Batıdaki bir üniversitede de Pkk’lı Gençlik konuşturulmaz. Hangi bölge ve il olursa olsun her türlü düşüncenin savunusunun, söyleminin gerçekleştirilebildiği gün Türkiye gerçek anlamda barışını yakalamış olacaktır.

 

10- Silah bir kısım Kürtler tarafından şu ana kadar ki kazanımların tek sebebi ve geleceğin güvencesi olarak sunulmaya devam edildiği müddetçe seçenek olmaktan çıkmayacaktır. Ne yazık ki silah muhayyilede kazanımların tek sebebi görülmeye devam etmektedir. Kürt siyasi coğrafyası ve siyaseti bu düşünceyi terk etmediği zaman her itirazı olanın eski alışkanlığa bağlı olarak silahlı çözümün her daim yedekte beklemesine yol açacaktır. Şu anda elde edilen kazanımlar Pkk’nın silahlı mücadelesinin ürünleri olarak görmek büyük bir saptırmadır.

 

11- Van’ın coğrafik, ekonomik ve sosyolojik imkânlarına ayrı bir yer vermek gerekiyor. Şehir coğrafik olarak eşsiz imkânlara sahip görünüyor. Van Gölü büyük imkân insanların faydasına olacak şekilde kullanılmaktan uzak tutuluyor. Van Gölü havzası bölgenin Marmara havzasına benzer bir çekim alanı olma fırsatı veriyor. Deprem olgusuna ülke olarak yaşadığımız yabancılaşmanın sonuçlarını acı bir şekilde tekrar tekrar yaşamak durumunda kalınıyor. Tarihsel birikim henüz şehir ile buluşamamış. Van Kalesi gibi imkân göz göre göre yıkılıyor. Elde kalanı korumak için bile geç kalınıyor. TOKİ şehir merkezinin ıslahı için destek vereceğine sağda solda yaptığı binalarla nüfusu şehirden çıkartmaya ve geleceğin rantına dönüştürmeye çalışıyor.

Değişimin yönünü ve ruhunu iyi tayin etmeliyiz. İnşa edilecek yeni süreçler yaşanılan tecrübeyi, ideolojik hantallıkları mahkûm olunmayan, insanlığın evrensel birikimini yansıtan, barışın dilini her daim kaim kılmaya çalışan, bütün kimlikleri emniyet almayı hedefleyen bir anlayış üzerinden geleceği kurmalıyız. Bu geleceğe sahip çıkacak gençlerin varlığı umudumuzu diri tutmaktadır. Türkiye’de bu anlayışa sahip çıkacak gençliğin yaygınlaşması için çok ama çok çalışmak gerekiyor. Ülkemizde sistem kuşaklar arası büyük boşluklar oluşturdu. Bu boşluklara düşmeden birbirini tamamlayarak devam eden yeni kuşaklar için mücadele devam etmelidir.

Rüstem Budak