Ana Sayfa Kategoriler Haberler Ümmet İçin Çırpınan Bir Güzel İnsan: Ramazan Kayan

Ümmet İçin Çırpınan Bir Güzel İnsan: Ramazan Kayan

0
Ümmet İçin Çırpınan Bir Güzel İnsan: Ramazan Kayan

O, fildişi kulesinden ahkâm kesen yazar taifesinden biri değil; bilakis hayatın içinde, gerçek bir insan ve bir ümmet adamıdır..

Sinan Özyurt, CF Dergisi’nin son sayısında (Mart 2016, Sayı 79, sayfa 42-43) Ramazan Kaya Hoca ile ilgili bir yazı kaleme aldı.

Özyurt, güzellik adına etrafını aydınlatan kandillere çok ihtiyacımız var diyerek Ramazan Hoca’nın hayatından bazı anekdotları okuyucularıyla paylaştı.

Sinan Özyurt’un o yazısını, siz değerli takipçilerimizin ilgisine sunuyoruz.

İşte o yazı:

Küresel kötülüğün bütün dünyayı kuşatmaya çalıştığı bir zamanda yaşıyoruz. Ufkumuzu karartan gelişmelerin yaşanmadığı bir güne şahit değiliz maalesef.

Böylesi zamanlarda iyilik adına, güzellik adına etrafını aydınlatan kandillere daha çok ihtiyaç hissederiz.

Karanlığa küfretmek yerine bir mum yakan, bıkmadan, usanmadan hayır için koşturan öncü şahsiyetleri arar gözlerimiz. Sadece kendisi için değil, başkaları için de yaşamayı tercih eden güzel insanları görmek içimizdeki umudu besler. Onları tanımak güven verir bize.

Bu güzel insanlardan biri de kendisini tanıdığım için büyük bir bahtiyarlık duyduğum Ramazan Kayan hocadır.

İlkin kitapları ve sohbetiyle tanıştım Ramazan hocanın, sonra kendisiyle. Yazılarındaki ve konuşmasındaki sadelik ve duruluğun onda bir hayat biçimi olduğunu fark ettim.

O, kendini toplumdan ve sorunlarından soyutlayan, fildişi kulesinden ahkâm kesen aydın, yazar taifesinden biri değildi. Hayatın içinde, insanlardan bir insan, Müslümanlardan bir Müslüman olarak gördüm onu.

Gerçek bir insan ve hakiki bir Müslüman… Tanıştığı insanların derdiyle ilgilenen, çözüm üretmeye çalışan, hep ümit aşılayan sorumluluk sahibi bir önder.

Ramazan Kayan Kimdir?

Her haliyle karşısındaki insanda saygı uyandıran bu değerli şahsiyet kimdir peki? 1956 yılında Malatya’da dünyaya gelen Ramazan Kayan, ilk ve orta öğretimi burada başarıyla tamamlar. 1976 yılında Malatya İmam Hatip Lisesi’nden mezun olduktan sonra İmamlık görevine başlar.

Yedi yıl boyunca Malatya’nın çeşitli camilerinde görev yapar. Cemaat üzerindeki etkisi kimi karanlık odakları rahatsız eder. l980 yılında kendisini hedefleyen bir saldırı neticesinde cami cemaatinden bir kişi şehid edilir.

Malatya Tekmezar camiindeki etkili vaazları, yaptığı çalışmalar üzerindeki baskıların artmasına vesile olur. 1983 yılında görevinden istifa etmek zorunda kalır.

İmamlık yaptığı dönemde İnönü Üniversitesi İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’ni bitirir. İmamlık görevinden ayrıldıktan sonra serbest ticaretle uğraşır.

İslami davet ve irşat çalışmalarındaki öncü konumunu hayatı boyunca sürdürür. 28 Şubat sürecinde bu çalışmaları nedeniyle halkı isyana teşvik etmek ve örgüt lideri olmak ithamlarıyla idam talebiyle yargılanır. 15 ay cezaevinde kalır. Yargılama neticesinde beraat eder.

2003 yılından itibaren İstanbul’a yerleşir, yazarlık ve yayıncılık faaliyetlerine ağırlık verir. 2010 yılında Gazze’ye insani yardım götürmek için yola çıkan Mavi Marmara gemisinin yolcuları arasında yer alır.

Birçok sivil toplum kuruluşunda yönetici ve üye olarak görevler üstlenir. On dört kitabı bulunan hocamızın çeşitli vakıf ve derneklerde verdiği tefsir ve hadis dersleri, bazı radyo ve televizyonlar tarafından da yayınlanmaktadır.

Ümmete Adanmış Bir Ömür

Kitaplarıyla, sohbetleriyle bizi kardeşliğe, ihlasa, iyiliğe ve namaza çağıran bir davetçidir o. Vahiyle var olmaya, doğrulmaya, yürümeye ve direnmeye davet eden bir öncü şahsiyettir.

Kimliğimizi tevhidi bilinçle, nebevi yolda yürüyerek inşa edebileceğimizi söyleyen bir dava adamıdır. Ümmetin mahrum ve mazlum coğrafyalarını gezip oralara yardım götüren, oralardan bize haberler taşıyan bir ümmet adamıdır.

Gittiği her yerden dersler ve ibretlerle döner. Verilmesi gereken mesajı verdiği gibi, alınması gereken mesajı da alır. Avrupa’dan Uzakdoğu’ya, Afrika’dan Ortadoğu’ya birçok ülkede irşat ve yardım faaliyetleri için bulundu.

Erdem Beyazıt’ın, “aşkın bir adı da yorulmamaktır” dizesinin hemen yanı başımızdaki canlı tanığı olarak gördük onu. Gittiği yerlerden bizi sarsan, kendimize getiren hayat hikâyeleriyle döndü hep.

Rahmetli Gülseren Gümüş’ü ondan dinledik ilkin. Sadece üç parmağı hareket eden, bütün vücudu felçli bir hanımın Almanya’da neler yaptığını anlattı bize. Bu üç parmağın hesabını nasıl veririm kaygısıyla hayatını Allah’a ve insanlara adamış bu güzel insanı onun sayesinde tanımış olduk.

Mavi Marmara Tanıklığı

Ramazan hocanın yazdığı on dört kitap içerisinde biri var ki, onun yeri apayrı. İlk bir ay içerisinde kırk bin civarında basılıp, özellikle gençler tarafından yoğun bir ilgiyle okunan Mavi Kırmızı’dan söz ediyorum.

Hoca, 2010 yılında Gazze’ye insani yardım götüren Özgürlük Filosunda yer alan Mavi Marmara gemisindeki tanıklıklarını, şehitlerimizi ve özellikle Şehit Furkan Doğan’ı anlatıyor Mavi Kırmızı’da.

Mavi Marmara, çağımızda gerçekleşen bir Erdemliler İttifakı. Farklı din, dil ve milletlerden yüzlerce insanın aynı insani amaçlar için ortaya koydukları destansı bir eylem.

Tüm dünyaya, merhametin ve adaletin yeryüzünde binlerce hatta milyonlarca insanın vicdanında yaşamaya devam ettiğini gösteren bir iyilik hareketi.

Ortaokul öğrencisinden, 70-80 yaşındaki dedelere, ninelere kadar herkese hitap eden bir kitap Mavi Kırmızı. Şimdiye kadar okuyup da etkilenmeyen, bir damla olsun gözyaşı dökmeyen birine rastlamadım.

Kitabı okuduğunuzda Furkan artık sizin bir dostunuz, oğlunuz, torununuz, kardeşiniz, ailenizden biri haline geliveriyor adeta. Anne babalar benim çocuğum da Furkan gibi olsa diye dualar ediyorlar. Gençler ben de, “bir Furkan olmalıyım” diyorlar kendi kendilerine.

Kur’an’ın ifadesiyle bir şehit nasıl ölmezmiş, Furkan’ı tanıyınca daha iyi anlıyor insan. İyi bir insanın, güzel bir Müslümanın taşıması gereken bütün erdemleri Furkan Doğan üzerinden anlatıyor kitap.

Furkan, gençlerimiz için iyi bir rol model. Bu zamanda burada yaşamış güzel bir örnek. İçimizden biri. Kitapta onun hayatından birçok çarpıcı örneği bulmak mümkün.

Başka güzel insanların çok güzel örneklikleri de yer alıyor kitapta. Bütün yaptıkları ve yazdıklarının yanında, bu kitap için özellikle teşekkür ediyor ve dualarımızı gönderiyoruz Ramazan Kayan hocaya. Allah razı olsun.

Bir temenniyle yazımızı sonlandıralım. İnşallah sinema, tiyatro gibi sanatlarla uğraşan bazı kardeşlerimiz çıkar ve bu kitabı değerlendirirler.

Mavi Marmara’yı ve Furkan Doğan’ı belki birkaç filmle, tiyatro oyunuyla sadece bize değil, dünyaya anlatırlar. Bu ülkenin de dünyanın da buna çok ihtiyacı var.