Ulustan Ümmete; Libya'ya Gezi

0
98

Ulustan ümmete gezi grubu, geçtiğimiz aylarda gerçekleştirdiği Tunus gezisinin ardından, bir diğer intifada ülkesi olan Libya’ya gitti.

4 günlük programın ilk 2 gününü, doğu Libya’nın önemli şehri ve intifadanın başlangıç noktası olan, Bingazi’de geçiren grup, son iki gününü de başkent Tripoli’de geçirdi. Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir, Anadolu Platformu Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Özhazar Anadolu Öğrenci Birliği Başkan Yardımcısı Necadin Karataş ve Bülbülzade Vakfı Kadınlar Komisyonu Başkanı Rabia Aldemir ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen heyet üyelerini Libya Konsolosu, Bingazi meclis üyeleri ve Libya STK temsilcileri tarafından karşılandı. Karşılama heyeti adına söz alan Bingazi Meclis Üyesi Ömer Alslak ve STK temsilcisi Abdülselam el Mesmary iki ülke vatandaşları arasında kader birliğine vurgu yaparak, ülkelerinin ziyaret edilmesinden memnuniyet duyduklarını aktardılar. İki Müslüman halk arasındaki ilişkileri geliştirmenin önemli olduğunu aktaran konuşmacılara, Ulustan Ümmete program yapımcısı Hamza Türkmen tarafından Libyalı direnişçilere destek gösterilerinden karelerin olduğu tablo hediye edildi. Türkmen, yüz yıl önce parçalandıklarını aktararak, “buraya kardeşlerimizle kucaklaşmaya ve yaşadıklarını onlardan dinlemeye geldik” dedi.

Bingazi şehir merkezinde Osmanlı dönemi camilerinden olan Reşit Paşa Camiinde Cuma namazı kılan grup daha sonra 17 Şubat Devrim süreciyle ilgili Bingazi’de başlayan direnişin organize edildiği bölgelerde incelemelerde bulunarak direniş hakkında yetkililerle görüştü. İkindi namazının ardından Bingazi şehir meclisini ziyaret eden grup burada Adalet ve Bina Partisi Meclis Grup Başkan vekili Abdurrahman Abdülmecid El Dibani, Eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Abdülhadi Abdülhafız ve Ulusal Eserler Birliği Başkanı Abdülesed’in de katıldığı bir toplantıya katıldı. Tercümanlığını Emrah Kekil’in yaptığı oturumda ilk konuşmacı El Dibani; “Kardeşlerim ülkenize hoş geldiniz” diyerek başladığı konuşmasında 17 Şubat devriminin başlangıcı ve sonrası ile ilgili bilgiler aktardı. El Dibani, “Libya ve bölgenin diğer ülkeleri bu tarihi süreç içerisinde yeni bir düşünsel ve siyasi zemin inşa etmeye çalışıyor. Bazıları buna Arap baharı diyor. İçerisinden geçtiğimiz süreç henüz bitmiş değil. Suriye devriminin zafere ulaşmasıyla bu devrimler sona erecektir inşallah. Bölgedeki tüm ilişkilerimizi yeniden düzenlemeyi düşünüyoruz. Devrim sırasında bazı çıkışlarla karşı karşıya olduğumuz doğru. Bu konuda Türkiye’nin başarılı tecrübelerinden yararlanacağız. İsrail’in Türkiye’den özür dilemesi tüm Arap dünyası için önemli bir başarıdır. Bununla birlikte Türkiye’den alacağımız en önemli tecrübe yolsuzluklarla mücadele olacaktır. Türkiye ve Libya arasındaki dini bağlılıkta aramızdaki ilişkilerin geliştirilmesi için önemlidir” açıklamasında bulundu.

Libya’da devrim sonrası sürecin sıkıntılarından bahseden El Dibani “şu an bir geçiş sürecindeyiz. Yeni bir anayasa hazırlıyoruz. Özellikle özgürlükler konusunda halkın talepleri var. Ekonomi ile ilgili bir takım kanunlar oluşturmak zorundayız. Tüm bu sorunları aştıktan sonra ise kardeş ülkelere elimizi uzatacağız. Libyalılar 17 Şubat devriminde kendilerine uzatılan eli asla unutmayacaklardır. Ancak devrimi gerçekleştiren halkın düşüncesindeki devrim henüz tamamlanmış değil. İlerleyen süreçte bu devrim gerçekleşecektir. Adalet, tesis edildikçe halk kendi iradesini ortaya koyacaktır. Önümüzde birçok engelin olduğunu biliyoruz. Bunun için Allah’a dua ediyoruz.”

Daha sonra sözü alan Ahmed El Ahbar şu açıklamalarda bulundu: “Türkiye’den STK’ların ve kanaat önderlerinin buraya gelmesi bizi mutlu etti. Devrimin başladığı ilk saatlerde ilk telefonu sizlerden aldık siz devrime gönlünüzü açtınız ve bütün imkânlarınızla bize yardım ettiniz. Allah hepinizden razı olsun. Bu medyaya yansımadı ama bu yardımları biz görüyorduk. Medyaya yansımaması siyasi bir tavırdı. Türkiye’nin özellikle yolsuzluklarla mücadelesi bizim için önemli tecrübelerdir. Bingazi halkı devrim ve özgürlük için sokağa çıktı. Diktatörün düşüşüne kadar da sokakta kaldı ve devrimden asla vazgeçmedi.”

Libya Gençlik ve Spor Bakanı Fathi Treble ile bakanlık binasında kısa bir görüşme yapıldı. Görüşmede Bakan Treble kısaca şu açıklamalarda bulundu:  “Sizinle burada olmaktan mutluluk duyuyorum. Ayrıca Başbakanınız Recep Tayyip Erdoğan’a Libya’ya olan ilgisinden dolayı teşekkür etmek istiyorum.  Türkiye ve Libya arasında tarihi derinliğe sahip ilişkiler var. Geçmişe ilişkin biz Libya’daki Türklere ait eserlerle gurur duyuyoruz. Geleceğe ilişkin görüşümüz ise Türkiye’yi İslam dünyasının önemli bir ülkesi olarak görüyoruz. Dolayısıyla biz altyapı ve üst yapı çalışmaları konusunda Türkiye’nin tecrübesinden faydalanmak istiyoruz. Libyalı STK’lar ile Türkiye’deki STK’lar arasında işbirliğinin geliştirilmesi gerekir.

Bakanlık olarak gençlere yönelik faaliyetler yapıyoruz. Gençlerin idrak derinliğinin artması ve kültürel olarak gelişmeleri için atılan adımları destekliyoruz. Bunun için kapılarımız bu konuda çalışan tüm STK’lara açıktır. Özellikle gençler arasında İslami değerlerin artması için her türlü faaliyeti destekliyoruz. Bizim asıl sorunumuz “bugünkü medeniyet içinde Müslüman kimliğimizle nasıl yaşayacağız” sorusudur. Gençlerin İslami değerler üzerinde yetişmesini hedefliyoruz ancak bu noktada yöntem ve materyal eksiğimiz var.

Adalet ve Bina Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selahaddin Şelvi: “AB Partisi İslami bir temelde sivil bir devlet kurmak amacıyla kurulmuştur. Din adamlarının veya askerin hâkim olmadığı bir sivil devlet anlayışına sahibiz. Biz devletin ekonomik modelini liberal bir ekonomik model değil karma bir ekonomik modeli benimsiyoruz. Bu modelle sermayenin önünü açmak ve diğer taraftan sermayenin toplumu kontrol etmesini engellemek için tercih ediyoruz. Mevcut hükümette Enerji, Petrol, İskân ve Bayındırlık, Gençlik ve Spor ve ekonomi bakanlıkları bize ait. Tunus, Mısır, Mağrib İhvani Müslim partileriyle ve Türkiye’deki AK Parti ile ilişkilerimizi geliştirmeye çalışıyoruz. Amacımız Libya’da devrimden devlete geçiş aşamasını sağlamaktır.

İslami bir partiyiz. Partimiz içinde İslami düşünce ve İslami kültür üzerine kafa yoran insanlar var. İslam hilafetinin düşmesi ardından Müslümanlar kendilerini daha önce görülmemiş bir sarmal içinde buldular. Bundan kurtulmak için ihya hareketleri ortaya çıktı. Maalesef o dönemde batılılar tarafından çizilen hayali sınırlar daha sonra zihinlerimizde karşılık buldu. Bizim çabamız bu sınırların ötesinde bir ihya çabasıdır. Bu ziyaretlerle çabamızın karşılık bulduğunu görüyoruz. İktisadi ve siyasi ilişkiler yeni bir yakınlaşma başlatabilir. Müslüman parlamenterler oluşturulup ortak bir kültür oluşturmamız gerekir. Müslümanların bu şekilde birbirine açılması aramızdaki bölünmüşlüğün önüne geçebilir. Siyasi ve teknik sorunlarımız olsa da biz başarıya giden yolda birlikte yürüyeceğiz.

17 Şubat devrimine kadar 1952’den beri siyasi faaliyetlerimiz yasaktı. Bu dönemde biz İslam siyaseti üzerine tartıştık. Efgani’den Mevdudi’ye, Kutup’tan Kardaviye, İbni Teymiyye’den Gazzaliye kadar geniş bir yelpazenin düşüncelerinden faydalandık. Siyasi düşüncemizi bunların tartışmaları üzerine kurduk. Dolayısıyla İslam şeriatıyla çelişen kavramları reddetme gibi bir tavrımız var. Siyasal tavrımızı İslam ile çelişmeyecek şekilde belirliyoruz.

Demokrasi bizim için diğerleriyle diyalog için bir araçtır. Şura ise bizim için bir ruhtur. Daha çok toplumdaki diğer insanlara kendimizi anlatmaya çalıştığımızdan bu kavramları kullanıyoruz. Batılı diplomatlarla görüştüğümüzde bize “nasıl bir İslami demokrasi modeliniz var” diye sorduklarında açık bir şekilde “biz oy kullanırız fakat İslam’ın haram kıldığı herhangi bir şeyi oylamaya açmayız” diye cevap verdik.”

Adalet ve Bina Partisi Meclis Grup Başkanı Nizar Kavan: “1911”de batılılar Libya’yı işgale kalktıklarında o zaman halk Osmanlı hilafetini yanında görmüştü. Osmanlı emperyalist devletlerden kurtulmamıza yardımcı olmuştu. Bundan dolayı bizim için önemlidir. Bugünün Türkiye’si de Arap ve İslam dünyası için önemli bir tecrübe oluşturmaktadır. Parti olarak yola yeni başladık buna rağmen Libya siyasetinde önemli bir yer elde ettik. Bizim parlamentodaki siyasi amacımız devrimden devlete geçişte inşacı olmaktır.

Parlamentoda önceliğimiz anayasa komisyonunun oluşturulması ve anayasanın yapılmasıdır. Şeriatın temel düstur olmasında ısrarcıyız. Anayasamız toplumsal ve kültürel farklılaşmayı kapsayacak insan haklarına ve özgürlüklere açık bir anayasa olmalıdır.

Biz başta Türkiye olmak üzere dünyadaki diğer tecrübelere açığız. Önümüzdeki günlerde Libya parlamentosu dış ilişkiler komisyonu Türkiye parlamentosuna bir ziyaret gerçekleştirecektir.

Demokrasi uygulandığı toplumun kültüründen etkilene bir kavramdır. Biz demokrasiyi kendi ölçülerimizle geliştiririz fakat bizim için asıl olan üst referans olan İslam’dır.”