Uluslararası Konferans Sona Erdi

0
130

Anadolu Öğrenci Birliği tarafından 4 Şubat Günü gerçekleştirilen ‘Yeni Orta Doğu ve Kuzey Afrika Sistemi’ başlıklı uluslararası konferans sona erdi.

Anadolu Öğrenci Birliği tarafından 4 Şubat Günü başlayan gerçekleştirilen ‘Yeni Orta Doğu ve Kuzey Afrika Sistemi’ başlıklı uluslararası konferans sona erdi. Yıllardır zulüm, baskı ve açlık içinde yaşayan Arap Halklarının Tunus’la başlayan başkaldırı süreci Kuzey Afrika ve Ortadoğu’yu etkisine alarak yeni bir süreci başlattı. Dünya sistemi içinde yeni bir şekilleniş olan bu süreç etkisini devam ettirerek diktatörlükleri değişime zorluyor. Doğal gelişim süreci dışında kimi zaman dış müdahalelerle yönü değiştirilmeye çalışılan halk ayaklanmalarını daha sağlıklı bir şekilde değerlendirip anlama çabasının bir gayreti olan bu program İstanbul Ticaret Üniversitesi Konferans salonunda gerçekleşti.

Anadolu Öğrenci Birliği’nce, İstanbul Ticaret Üniversitesi Üniversitesi’nde düzenlenen ‘Yeni Orta Doğu ve Kuzey Afrika Sistemi’ başlıklı uluslararası konferansa Ortadoğu ülkelerinden katılan konuklar, özgürlük ve demokrasi hareketlerinde Türkiye’yi örnek aldıklarını belirtti.

Türkiye’den katılan konuşmacılar ise politik, sosyolojik ve tarihsel değerlendirmeler ile sürece verilebilecek destekler üzerinde durarak Arap Baharını anlama çabalarına katkıda bulundular.

Program boyunca toplam 30 tebliğ,1 müzakere ve 1 panel yapıldı. Saat 9.00’da başlayan ilk gün gece 1.30 da bitmiştir. Buda 13.30 saat yapar. Programlara 25’i yurt içinden 9’u yurt dışından toplan 34 konuşmacı katıldı. Davet usulüyle 143 kişi dinleyici katıldı.

Program Basın ve Yayın dünyası tarafından ilgiyle karşılandı. Yurt dışından katılan misafirler yapılan röportaj ve TV programları aracılığıyla kendilerini anlatma imkanı bularak özgürlük ve adalet mesajları verdiler.

Programın sponsoru olan Türk Hava Yolları ve İstanbul Ticaret Üniversitesine desteklerinden dolayı teşekkürü bir borç biliriz.

Konuşmacıların tebliğlerinden özetler:

Tunus Nahda Partisi Gençlik Kolları Temsilcisi Triki Muhammed Sami, Tunus’un uzun yıllar sosyal zulüm, ekonomik baskı, yoksulluk ve yolsuzluk içinde yaşamış bir ülke olduğunu dile getirerek, ”Doğru bir model ortaya koyduk, korkuyu yenebildik. Ülke içinde güç dengelerini değiştirebildik, sistemin başını devirdik. Ancak sistem hala yolsuzluk içinde. Biz Türk deneyimini Tunus’a aktarmak zorundayız. Sizlerden öğrenecek şeyler var. Gerçek anlamda gelişmek ve kalkınmak istiyoruz.

Devirimi “sabırla ve hikmetle” gerçekleştirdik. Ama hâlâ yozlaşmış yapının kalıntıları var. Onları da aynı şekilde yok edeceğiz. Özgürlük ve adalet temelli bir yapıyız. Aşırılıktan ve radikalizmden uzağız.

Sabırla, bütün güçler arasında birliktelik kurarak, her tür katmanlar arasında birleşerek zulmü düşürebileceğimizi göstermiş olduk. Yine aynı şekilde yolsuzluğun üstesinden de geleceğiz. Kalkınmamızı sağlayacağız. Tunus, diğer Arap ülkeleriyle birlikte önderliklerini tekrar kazanacaklar. Bizler barışa aşık, ititalli yolu benimseyen halklarız, aşırıcılığı ve radikalizmi reddetmekteyiz. Özgürlük ve adalet değerleriyle asil İslami değerleri birleştirmeyi hedefliyoruz.”

”Türkiye çok önemli bir model ortaya koyuyor” diyen Sami, şöyle devam etti: ”Türkiye bir yandan orijinallığını, Osmanlı’ya ait yapısını muhafaza ediyor, diğer yandan da teknolojik modernizasyonu da yaşıyor, demokrasi, özgürlükleri ve insan haklarına saygıyı birlikte götürebilen ender ülkelerden biri. Türkiye modeli gerçekten ilgi gösterilmesi ve araştırılması gereken bir modeldir.”

Bizde, halk devrimden önce, evinin içinde bile korkuyla yaşıyordu. Ancak şu anda bu korku sonsuza dek yok olmuştur. Bununla birlikte, biz eskinin kalıntılarını tamamen yok edemedik. İnşallah bununda üstesinden geleceğiz

Tunus Genç Avukatlar Birliği Başkanı Dhiadiene Mourou , 21. yüzyılın arzuların gerçekleştiği bir yüzyıl olarak düşünebileceğini ifade ederek, ”Devrimler, sadece olumsuzluk psikolojisini yok etmek için değil, Arap vatandaşlarının etkin bir vatandaş olması için gerçekleşti” dedi.

Mourou konuşmasında şunları söyledi: “Arap devrimleri ile birlikte yeni bir dönemin başladığına işaret eden Mourou, Tunus toplumunun sivil toplum kuruluşlarına yeni görevler yüklediğini ve Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarıyla güçlü bir ilişki kurmak istediklerini dile getirdi.

Devrimden önce bizi farklı kılan temel özelliğimiz “hayır” diyebilmemizdi. Devrim yapıldı ve biz artık siyasi bir oluşum olmanın ötesinde, gerçek STK görevlerini yapmak istiyoruz.

Devrimden önce kurulmuş en eski derneklerden biriyiz. Üyemiz olan 4 binden fazla avukatın yaş ortalaması 45in altında. Yani genç bir nesiliz. Yapacak çok işimiz. Devrimin gerçek manada gerçekleşmesi için toplumsal bir mutabakata varmak ve halkımızın tüm sorunlarına en kısa sürede çözümler üretmek için gayret sarf ediyoruz.

Türkiyenin ekonomisi gelişmiş, uluslar arası bir güç olması onu köklerinden uzaklaştırmamış. Geleceğini planlarken, geçmişinden güç alıyor. Bu noktada elbette ki Türkiye’den ilham alıyoruz ve alacağız.”

Yemen direnişi öncülerinden Muhammed Aidoros Ali El Humukani “Geçmişten gelen sorumlulukları dolayısıyla, ümmeti birleştirmek, Türkiye’nin görevidir. İslâm’da milliyetçilik yoktur. ABD’de 1950ye kadar siyahîlerin seçim hakkı bile yoktu.

Oysa Selahaddin Eyyubî, Said Nursi gibi isimler Kürttür… Bizler artık birlikteliğimizi sağlayabilmeliyiz.

Devrim gerçekleşti. Peki, şimdi ne olacak? Batılılar bizi yeniden bölecek mi? Buna asla müsaade etmeyeceğiz!

Mısır Özgürlük ve Adalet Partisi Dış İlişkiler Komisyonu üyesi Amin Muhammed Waleed El Haddad, dünyada ekonomik ve siyasi birlikteliklerin oluşturulduğunu belirterek, ”Bugün artık Arap dünyası Türkiye ile birlikte ilişkilerini güçlendirmek ve kendi aralarında bir birlik oluşturmak durumunda” dedi.

El Haddad, özgürlük ve demokrasinin dünyaya bu bölgeden ihraç edileceğini savunarak, ”Tarih göstermiştir ki, bu bölge önder ve liderdi ve öyle olmaya devam edecek. Eski görevimizi üstlenmeye hazır hale geldik. Bizim demokrasi anlayışımız, batılıların kullandığı anlamda bir “demokrasi” değildir. Bizim verdiğimiz anlam, bundan çok daha farklıdır.” dedi. El Haddad, bölge ile Türkiye arasında tarihi bir derinlik olduğuna işaret ederek, ”Geçmişte aramızı açmaya çalıştılar ancak bu birliktelik, bunu başaramadıklarını gösteriyor. Şimdi görüyoruz ki, ilişkilerimiz sayesinde bir araya gelip bölgenin sorunlarını konuşabiliyoruz. Kardeşlik bağlarımız eskisi gibi olmaya başladı” ifadelerini kullandı.

Mısır’ı dünyada layık olduğu yere getirmek istediklerini vurgulayan El Haddad, ”Dünyada ekonomik ve siyasi birliktelikler oluşturuluyor. Bugün artık Arap dünyası Türkiye ile birlikte ilişkilerini güçlendirmek ve kendi aralarında bir birlik oluşturmak durumunda. Geçmişte imzalanan “işbirliği antlaşmamız” artık kağıt üzerinde olmanın çok ötesinde olmak zorundadır. Burada bulunan herkesi, hepinizi Kahire’ye davet ediyorum. Bu açık bir davettir.” dedi.

Mısır Özgürlük ve Adalet Partisi kurucu üyesi Dina Zakaria ise, Türkiye’de AK Parti’nin iktidara gelmesiyle bir değişim yaşandığını, kendilerinin de o dönemlerde ülkelerinde bir değişim yaşanmasını hayal ettiklerini söyledi.

Devrimden önce bizim çalışmalarımız yasaklıydı. İş yapamıyorduk, çalışmalarımızı gizlice yürütüyorduk. Mutedil bir İslâm anlayışını savunuyorduk. Eğitime ve ıslah çalışmalarına önem veriyorduk. O dönem ben, Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafını evimde saklıyordum…

Zakaria, ülkesinde zulüm arttıkça umutların da çoğaldığını, yaşanan olumsuzluklara karşı durmaları düşüncesiyle kadın ve erkekler olarak yan yana durarak devrimi gerçekleştirdiklerini aktararak, ”Tunus’tan ilham aldık, ancak seçimlere hilelerin karışması devrimin en önemli nedenlerinden biriydi” dedi.

Mısır’da devrimden önceki kirli yapılar henüz tamamen yok edilemedi. Bunlar da birleşerek, provokasyonlar yapıyorlar. Geçen günkü provokasyonlar da bunlardandır. Ki bunu yapanlardan biri de bunu kabul etti ve maça 600 kişi olarak sızdıklarını söyledi.

Doç. Dr. Savaş Genç Hiçbir devlet komşusunun rejiminin değişmesi gibi bir hedef güdemez. Fakat halkların direnişine destek verebilir. Tunus’ta devrim olduğunda domino etkisinden bahsedildi. Tunus’un başlangıç olduğu söylendi. Bence resmin biraz gerisinden bakalım. O zaman AKP ile bu dominonun başladığını görürsünüz. AKP ilk seçimleri aldığında ‘bunlar kendi ekonomik kalkınma planını oluşturamazlar’ denildi. Dünya’nın en hızlı büyüyen ikinci ekonomisine ulaştığımızda devrimler başladı. Eski ezberleri üzerine politika yürüten 2 devlet var. İsrail ve İran. Ne yazık ki Ortadoğu’daki huzursuzluk bu iki devletin gelenekçi kurgularını devam ettirmesiyle sürecektir.

İsrail ve maalesef İran, eski sistemin ezberlerinden kurtulamamıştır. Batı, İsrail ve İran, -çok trajik şekilde- aynı anda Suriye üzerinden imtihan olmaktadır.

Prof. Dr. Berdal Aral Türkiye modeli yanlış bir kavramdır. Zira Türkiye, batılı düşünceleri alırken hiç değiştirmeden, olduğu gibi kopya ederek almıştır. Ancak Ak Parti’nin oluşturduğu çok ilginç bir model vardır. Ak Parti kesinlikle İslâmcı bir parti değildir. Dindar bir parti değildir. Uzun iktidar döneminde, dindarların geçmişten gelen en önemli sorunlarının hâlâ çözülememiş olması bunu göstermektedir. Ak Parti sadece muhafazakâr bir partidir.

Doç. Dr. Berat Özipek ABD’yi ilahlaştırıp, tanrılaştırmayın. Her olayın ardında ABD olduğunu düşünüp, zihninizi ABD’ye köle etmeyin. Böyle yapanlar taşların yer değiştirdiğini anlayamayanlardır.

Değişimleri İslâmcılar yapıyor. Zira onlar, düşünerek, öncelikle kendilerini değiştiriyor. Kendini değiştiren insanlar da toplumu doğal olarak değiştiriyor.

Türkiye şu an model değildir. Ancak model olma potansiyeli mevcuttur. Din, dindar sorunları ile Kürt sorunu, azınlıklar sorunu, Alevi meselesi, resmi ideoloji sorunu gibi sorunlar, Türkiye’nin hâlihazırda model olmasının imkânsızlığını göstermektedir.

Kendi sorumluluklarımızı, bürokratlara, hükümetlere yüklememeliyiz.

Abdurrrahman Babacan Kullandığımız kavramları yeniden düşünmeliyiz. Kendi tarihsel birikimimiz ve geleneğimize göre, kendi kavramlarımızı üretmeliyiz.

Doç. Dr. Kemal Şahin Batılılar laikliğe/sekülerizme muhtaçtır. Zira onlar, din ve vicdan hürriyeti gibi temel değerlere bile uzaktırlar.

Sadaka odaları gibi tarihsel örneklikler, bizim değerlerimizin, insan hakları, kişi haysiyeti gibi pek çok daha “yeni” ilkenin en ileri düzeyi olduğunu gösterir.

Türkiye’deki son gelişmeler, ciddi bir model olabileceğinin göstergesidir. Bu gelişmeler sadece Arap toplumları için değil, Almanya, Fransa gibi batılı toplumlar için de son derece ciddi bir modeldir.

Turan Kışlakçı 1970lerden günümüze Arap toplumlarında diktatörler hakimdi. Bunun sonu geldi ancak, şu anda acil olarak ihtiyacımız olan, kendi aydınlarımızı, münevverlerimizi, bu rahat ortamı fırsata çevirerek yetiştirmektir.

Murat Aydemir Bilgi çok fazla, ulaşmaksa çok kolay. Ulaşmanın kolay olduğu bilginin etkisi de çabuk gerçekleşiyor. Bu konuda en büyük problem bilginin kaynağı ve doğruluğunu tespit edebilmektir.

Ahmet Gebel İdrak, tevazu, adalet, sadelik gibi değerler bizim şehrimizin kuruluşunda etkilidir. Bizim medeniyet algımızı oluşturan şehirler bu şekilde olmak durumundadır.

Prof. Dr. Yasin Aktay Türkiye tecrübesinde iyi olan taraflar, öncesi daha eski olsa da, son 10 yıldır gelinmeye çalışılan noktalardır. Türk anayasası, şu anki haliyle modellenebilinecek bir anayasa değildir. Ancak değiştirme çabaları modellenebilinir.

Soğuk savaş sonrası Türkiye’de ve Arap dünyasında ciddi bir muhaberat etkisi görülür. Bu ülkelere küresel güçler, dış tehditlerin olmayacağını garanti etmişlerdir. Bu devletler, sistemin işleyişini engelleyecek iç tehditler(!) bulup, onları yok etmeye yönlendirilmiştir.

Devrimlerde “hürriyet, keramet, ekmek” sloganları atılması sebebiyle, bu devrimlerde İslâmcıların olmadığı, devrimlerim liberalizmin zaferi olduğu iddia edildi.

Yine aynı şekilde, basit halkın beceriksiz olduğu, devrim yapacak bir yapılanma oluşturamayacağı iddia edildi. Ve devrimin, küresel güçlerin oyunu olduğu iddia edildi. Lakin bunlar iddia olmakla kaldı.

Veli Karataş Her şeyin arkasında batılı güçleri aramak, onları tanrılaştırırken aynı zamanda bizleri de figüranlaştırıyor. Arap baharı, Tunus’tan önce Türkiye’de başlamıştır.

Dikta rejimlerinden kurtulmuş olmak, istenilen rejimlerin geldiğini göstermez. İstenilen rejimin gelmesi, önümüzdeki süreçteki çalışmalarımıza bağlıdır.

Ferhat Kentel Yeni rejim ile gelen ulusal anlayış farklı etnik kökenleri dışlarken, laik anlayış da dindar vatandaşı dışladı. Eski rejim ile yeni rejim arasındaki mücadelede halk kendi yapısını koruyabilmek için cemaatleşti. Fakat değişen ritüeller ile yeni nesil zorunlu olarak yapısını değiştirdi. Tüm özelliklerini koruyamayan cemaatler, yine de bir şeyleri korumayı başardı

Karima Tagaza Bizler henüz devrimi tamamlayamadık. Şuan devrim için en önemli noktadayız. Çünkü yeni sistemi inşa etmek istiyoruz. Gençlerimiz canlarını tehlikeye atarak devrim mücadelesi verdiler. Ve bunu başardılar. Fakat gençlerimiz ve kadınlarımız eğitilmeli. Çünkü devrim bir şeyi yıkmaktan ibaret değildir. Aynı zamanda yenisini inşa etmektir. Ancak bu şekilde devrimi başarıya ulaştırmış oluruz.

 

Cihad Terzioğlu Bizler emperyal güçlerin isteklerine karşın, devrimlerin ekonomik olarak da, İslamdaki bereket kavramıyla Muhammed Bouazizi’nin istediği noktaların oluşmasına vesile olacağına inanıyoruz.

Mehmet Muş Halkların geleceğine, ülkelerin geleceğine, yine o ülkenin halkı karar verecektir. Mezhepsel ve etnik radikal düşüncelerin her zaman karşısında olunmalıdır. Yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin nasıl kullanılacağına ülke halkları kendileri karar vermelidir. Mısır’da asker, yönetimi acilen sivil iradeye bırakmalıdır.

Faik Tunay Petrolün %50sinin, doğalgazın %40ının Ortadoğu’da olduğu unutulmamalıdır. Batının yararlı noktalarını almalı, fakat batıya özenmemeli, kökümüzü korumalıyız.

Ümit Aktaş İran, tüm devrimci ideallerini yitirmiştir. Suriye mevzusunun uzaması, Doğu Bloğu’nun kendi diktatörlerinden desteğini çekmeyişindendir. Oysa Batı Bloğu, diktatörlerle bir yere gelinemeyeceğini fark ederek, kendi diktatörlerinden desteğini çekmişti. Özgürleşmek soluksuz bir mücadele gerektirir. Türkiye modeli, bizim temel özgürlük ve adalet isteğimizin ufkunu daraltmamalıdır.

Nurullah Öztürk Devrimler ticari olarak düzenlerini kuramazlarsa tamamlanmış sayılamazlar. Dolayısıyla kazanımları daha sonra kaybetme riski bulunmaktadır.

Zekeriya Erdim İKÖ ve diğer İslâmi kurumların kurduğu üniversiteler arası öğrenci değişimleri, ortak müfredat hazırlama gibi faaliyetler gereklidir. Cinsiyet ayrımı yapılmadan, herkes için eğitimin önemi kavranmalı, meslek eğitimi özendirilmelidir. İslâm üst kimliğinde, ortak müfredat hazırlanmalıdır.

İnsanı sıratı müstakime ulaştıran, terbiye(eğitim)dir. Eğitim ihsan temelinde verilmelidir. Tevhidi bilmeyenler mezheple, mezhebi bilmeyenler meşreple muhatap oluyor. Tevhid temelini bilmeyenler, aynı meşrepte olsalar bile birbirlerini tekfir etmeye varan yanlışlıklara düşüyorlar.

İnsanlar Allah’ın söylediğinden çok, Allah adına söylenenlerle muhatap oluyorlar.

Ayhan Ogan Din, devlet ve demokrasi ilişkisini ayrıntılı ve sağlıklı olarak mutlaka konuşmalıyız.

Konuşmaların devamı güncelleniyor….