Ülfet'te "Ömür Boyu Davet"

0
159

Anadolu Eğitim ve Davet Gönüllüleri Platformu 21 Ocak Cumartesi Günü, Adana’da faaliyet gösteren Ülfet Derneği ve Radyo Barış ile birlikte DAVET GÜNLERİ adı ile bir etkinlik gerçekleştirdi.

Yüksek İstişare Kurulu Başkanlığını Ramazan KAYAN’nın yürüttüğü Anadolu Eğitim ve Davet Gönüllüleri Platformu 21 Ocak Cumartesi Günü, Adana’da faaliyet gösteren Ülfet Derneği ve Radyo Barış ile birlikte DAVET GÜNLERİ adı ile bir etkinlik gerçekleştirdi.

Etkinlik Hafız Halid KOLAN’ın Al-i İmran Suresi’nin 102 ile 104. ayetlerini ve mealini okumasının ardından Anadolu Platformu’nun tanıtım sinevizyonu ile başladı.

Sunucunun Ülfet Derneği’ni tanıtan konuşmasının ardından sahneye Ülfet Derneği Başkanı Gazi KILIÇPARLAR davet edildi. Gazi Kılıçparlar konuşmasında 2007 yılında kurulan Ülfet Derneği’nin ANADOLU PLATFORMU ve Adana Sivil Toplum Kuruluşları Platformu aktif üyesi olduğunu ve çalışmalarını komisyonlar aracılığı ile gerçekleştirdiklerini vurguladıktan sonra sözlerini şöyle sürdürdü: “Açılış konuşmasında Kültür Komisyonu’muzdan sayın Şükrü beyin de belirttiği gibi Anadolu Platformu’nun Kozaklı’daki istişare toplantısında Ramazan KAYAN hocamızın önerisi ile 2012 yılı DAVET YILI olarak ilan edilmiş ve bu kapsamda gerçekleştirilecek çalışmalara hız verilmiştir. Bu vesile ile bizde Ülfet Eğitim ve Yardımlaşma Derneği olarak “davet” konusunu çalışmalarımızın üst başlığı olarak gündemimize almış bulunuyoruz. Maalesef günümüzde ‘davet’ konusu lüks veya ekstra bir iş olarak değerlendirilmektedir. Oysa Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’in Fussilet suresinin 34. Ayet-i kerimesinde “İyilikle kötülük bir olmaz..”  buyuruyor ve devamında da “Sen (kötülüğü) en güzel bir şekilde önle.” diyor. Şimdi buradan hareketle şu sonuca ulaşabiliriz: Eğer Rabbimiz Kötülüğü bile “en güzel” bir yöntemle önlememizi emrediyorsa, güzellikleri ve iyiliği emretmek nasıl kötü bir yöntemle olabilirki?” Sahabeden örneklerle konuşmasını derinleştiren Kılıçparlar Müslümanların “davet” konusundaki hassasiyetlerinin artması duası ile sözlerini noktaladı.

Daha sonra gösterilen Ülfet Derneği’nin Tanıtım slaydının ardından Radyo Barış hakkında tanıtıcı bilgiler verilerek Radyo Barış Genel Yayın Yönetmeni Mahmut Eraslan kürsüye davet edildi.

Mahmut ERASLAN konuşmasında özetle davetin bir sorumluluk olduğunu, davetçinin de sorumluluk yüklendiğine vurgu yaparak davetçiyim diyen insanın sorumsuzca yaşayamayacağını ifade etti. Sözlerine Osmanlı’nın ilk kuruluş yıllarında yaşayan Molla Fenari’nin bir kıssası ile devam eden Eraslan, tebliğde şahidliğin de önemli olduğuna işret etti. Eraslan “Peygamber Efendimiz veda hutbesinde yaklaşık 100 bin insana hitaben tebliğ görevimi yaptığıma şahit misiniz diye soruyorsa ve bunu üç kez tekrarladıktan sonra yetinmiyor ve ŞAHİD OL YA RAB diyerek bir kez de ALLAH’ı şahit tutuyorsa burada oturup etraflıca düşünmemiz lazım.” dedi.

Daha sonra konuşmasını yapmak üzere Ramazan Kayan kürsüye davet edildi.

Ramazan Kayan konuşmasına başlarken “Anadolu Eğitim ve Davet Gönüllüleri Platformu’nun istişare toplantısında 2012 yılının “Davet Yılı” olması teklifinde bulunmuştum ancak şuan bu teklifimi geri çekiyorum ve ‘Ömür Boyu Davet’i teklif ediyorum.” dedi. Davetin ömür boyu sürmesi gerek bir kulluk görevi olduğunu vurgulayan Kayan; “Bundan on yıl ya da yirmi yıl önce okul önlerinde bekleşip gözümüze kestirdiğimiz gençleri İslam’a nasıl kazandırabiliriz diye kıt imkanlarla mücadele ediyorduk. Oysa şimdi imkanlarımız genişlediği halde okul önlerini uyuşturucu çetelerine, fuhuş ve organ mafyalarına bırakmış durumdayız.” dedi. Konuşmasında Kur’an’dan ve Peygamberimizin hayatından örnekler de aktaran Ramazan Kayan Sivil Toplum Kuruluşlarının da davet çalışmalarında birer ‘kevser’ olduğuna işaret ederek derneklerimizin, vakıflarımızın kıymetlerinin bilinmesi gerektiğini ifade etti ve özetle Yunus (a.s)’ın düştüğü yanlışa düşmemeli ve Ninova’larımıza geri dönmeliyiz çağrısında bulundu. Kayan konuşasında kısaca şunlara değindi:

“Davet sosyal bir etkinlik, kültürel bir faaliyet değildir. Hobi, nostalji, romantizm de değildir. Davet; farzların farzı denilebilecek bir farzdır. Unutulan farzları hayata geçirmedir. İyiliği emretmek kötülükten nehyetmektir. Davet; ahiret demektir. Ahiret kulluk demektir. Hiçbir mümin bundan kaçamaz, kendini soyutlayamaz.

Benden bu gece dava adamlarını davet yapmaya ikna etmem istendi. Yani bu işlerin eri olan insanları davete ikna etmem istendi. Zor olan, sıkıntı veren budur. Bu akşam sadece kendimi konuşacağım ve kendimi yazacağım. Yıllar geçtikçe davet göz ardı ediliyorsa, askıya alınıyorsa bu konunun neşterlenmesi gerekiyor.

Dua edince duamın kabulünden bir endişem yok. Benim endişem dua etme isteğimin uyanmamasıdır. Davet için de endişede ve seferde değilsek bunun hesabını nasıl vereceğiz? Benim endişem bu kısımdır.

Dinde din adamı kavramı oluşturulduğu gibi davette de davetçi kavramı oluşturulmaya başlandı. Sorumluluk taşıması gereken kitle bu gerekçeyle kendini soyutlamıştır. 5 vakit namazı bugün nasıl kılıyorsak bu konuyu da böyle görmemiz lazım.

Davet, yeryüzünü ifsad eden otoritelere, sistemlere karşı olmaktır. Davet, büyük bir kıyam içermektedir.

Davet, yeni bir toplum icad etmektir. Allah Resulü’nün ‘Hepiniz çobansınız ve hepiniz sorumlusunuz.’ hadisinde belirttiği gibi bir kısmınız demiyor, hepiniz diyor. İnsanlığın vicdanı, yüreği kalbi siz olacaksınız. Müslüman sadece kendi çevresini düşünen insan değildir. Çevresindeki insanlar ateş içindeyken yüreği kan ağlayan, içi sızlayan insandır Müslüman. Kendine ‘ benim ihmalimden cehenneme mi gitti!’ diye sorandır Müslüman. Bakıyorum salonlarda beni dinleyen insanların kitlesi 30 yaş ve üstü oluyor. 30 yaş altı gençler kime emanet? Kimin sorumluluğu altında?

Bu toplumun isyanından, azgınlığından, tuğyanından dolayı biz hesap vereceğiz. Ve korkarım ki hesabımız çetin olacak. Allah bu hidayeti bize saklı tutalım diye emanet etmedi. Bu topluma ‘Ne halleri varsa görsünler’ diyemeyiz. Bu bizim sonumuz olur. Nedir bizim üstümüzdeki ağırlık? Davet işinin sistemini kurmamız mektepleştirmemiz lazım.

Peygamber efendimiz Mekke’yi değil Mekkelilerin yüreğini nasıl fethedeceğim diye düşündü.

Mekke’nin fethinde 2000 kişi Müslüman olmuştur. Fetih zamanı 2000 kişinin başı peygamberimizin önüne gelebilirdi. Ama 2000 kişinin başını değil kalbi lazımdı ona.”

Yaklaşık bin kişinin katıldığı etkinliğin ardından Ramazan Kayan okurları ile söyleşide bulundu ve kitaplarını imzaladı.

HABER-Adana Ülfet Eğitim Yardımlaşma Derneği Kültür Komisyonu