Türkler’in serüveni… – (Ardan Zentürk)

0
170

Savaşın mağlubu Almanya, barışın içinde ekonomik zaferde kararlıydı ve “Alman mucizesi” olarak adlandırılan gelişme 1950’li yılların üzerinde en çok konuşulan konusuydu…

BERLİN

Bad Godesberg, takvimlerin 1961 yılını gösterdiği günlerde, Almanya’nın Bonn kentinin hemen yanında küçük bir köydü.2.Dünya Savaşı sonrasında bölünmüş ve işgal edilmiş Berlin devredışı kalınca Bonn Federal Almanya’nın başkenti olmuştu ve Türk Büyükelçiliği bu köyde yerleşmişti. 30 Ekim 1961 günü Bad Godesberg’deki büyükelçilik binasında yapılan bir imza töreni 21’nci yüzyıla uzanan yolda Avrupa’nın kaderini değiştirecekti…

Savaşın mağlubu Almanya, barışın içinde ekonomik zaferde kararlıydı ve “Alman mucizesi” olarak adlandırılan gelişme 1950’li yılların üzerinde en çok konuşulan konusuydu… Almanya, büyük yıkımdan sonra küllerinden doğuyordu… Bu öyle bir yükselişti ki, ülkenin nüfusu güçlenen ekonomiye yetmiyordu. Alman ekonomisinin işçiye ihtiyacı vardı. İtalya, (1955), İspanya ve Yunanistan (1960) ile yapılan anlaşmalar bu ülkelerin insanlarını Alman topraklarına taşımıştı ama Alman sanayi “daha” diyordu. Almanlar, 1.Dünya Savaşı’nın “silah arkadaşı” ve NATO müttefikleri Türkiye’nin kapısına 1961 yılında geldiler… Talepleri, Türkler’in “geçici işçi statüsünde” Almanya’ya gitmeleri, işlerini yaptıktan sonra da ülkelerine dönmeleriydi… İki ülke arasında varılan anlaşma çerçevesinde bundan tam 50 yıl önce Sirkeci’den trenler ile yola çıkan “düz işçiler”, arkalarında bıraktıkları ailelerine “bir-kaç yıl çabuk geçer, paralarımızı biriktirip hemen döneceğiz” diyorlardı…

Dönmediler…

Berlin’in merkezindeki Kreuzberg semtine “küçük İstanbul” denmesinin nedenini hepimiz biliyoruz. Burası, Almanya’daki Türk varlığının sembol bölgesi olarak kabul ediliyor… Aslında Kreuzberg, “köklü bir ulusun çocuklarının kullanılıp atılamayacağının şanlı bir sembolü olarak” duruyor karşımızda…

Savaş sonrası Alman dilinin İsviçre asıllı usta kalemi Max Frisch’e atfedilen söz pek meşhurdur: Biz işçi istedik onlar insan gönderdiler!..

Alman ekonomisi, belli ki, sorun çıkartmayacak robotlar talep ediyordu ama, planlamayı yapanların ıskaladıkları nokta, topraklarına gelen bu insanların kendi kültürleri, yaşam biçimleri ve tüm insani ilişkileri ile Münih garında trenden indikleriydi…

Almanlar, “geçici işçi” olarak kabul ettikleri Türkler’in “kalıcı kimlik” taşımalarına hiçbir zaman sıcak bakmadılar… Ama Türkler kaldılar…

Müslüman kimlikleri… Kendilerine has aile dayanışmaları… Geldikleri topraklardan asla kopmayan beyin kimyaları… Aynı mahallede ortak ulusal duygular ile bir arada yaşama alışkanlıkları… Kısacası kendilerini “Türk kılan” bütün özellikleriyle Almanya’nın bir parçası oldular…

Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, 1961 tarihli anlaşmanın 50’nci yılında Berlin’de, “Almanya ve Göç: 50.yılında Almanya’daki Türkler” toplantısını gerçekleştiriyor. 1-2 Kasım 2011 tarihlerinde yapılacak toplantının bir detayı bile Almanya’daki Türk varlığının Mesut Özil gerçeğinden çok derin olduğunu göstermeye yetiyor…

Çalışmanın birinci gününde gerçekleştirilecek toplantılardan birinin konusu, “Ortak Alanı İnşa Etmenin Anahtarı: Siyasal Katılım” başlığını taşıyor. Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan’ın başkanlığındaki toplantının katılımcıları Sosyal Demokrat Milletvekili Aydan Özoğuz, Yeşiller Milletvekili Memet Kılıç, Sol Parti Milletvekili Sevim Dağdelen ve Hıristiyan Demokratlar Birliği’nden Bülent Arslan…Daha fazla söze gerek var mı?.. Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Başkanı Kemal Yurtnaç ve ekibinin titiz gayretiyle gerçekleştirilecek çalışmaya Alman Göç ve Mültecilerden Sorumlu Devlet Bakanı Prof. Dr. Maria Böhmer ile Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ da katılacak. Başbakan R.Tayyip Erdoğan ise konuya olan destek ve ilgisini toplantının gala yemeğine katılarak gösterecek…

Türklerle Almanlar’ın savaşta yaptıkları ittifak hüsranla sonuçlandı… Barış döneminde gerçekleştirdikleri ekonomik ittifak ise Avrupa’nın kaderini değiştirdi…”Alman mucizesi” Türk emeği ile harmanlandı, “Türk mucizesi” Alman disiplininin izlerini taşıdı…

Berlin’de hep birlikte, geleceğin dünyasını nasıl yeniden yapılandırırız sorusunun yanıtını arıyoruz… Irkçılıktan, ayrımcılıktan, İslam korkusundan ve sömürüden kurtulmuş bir geleceğin arayışı bu…

 Star


———————————-
Ardan Zentürk
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI