“Türkiye’nin Kürt Sorunu Hafızası” – (Adnan Boynukara)

0
137

Türkiye’yi içeride ve dışarıda sıkıntıya sokan, toplumsal barışına zarar veren ve kaynaklarını tüketen Kürt meselesi konusunda, verilere dayalı ve doğru bilgi konusunda önemli bir eksikliğinin bulunduğu açıktır.

Türkiye’yi içeride ve dışarıda sıkıntıya sokan, toplumsal barışına zarar veren ve kaynaklarını tüketen Kürt meselesi konusunda, verilere dayalı ve doğru bilgi konusunda önemli bir eksikliğinin bulunduğu açıktır. Bu eksiklik öyle derin bir düzeyde ki, terörle mücadelede hayatlarını kaybeden güvenlik kuvvetleri konusunda dahi, doğru ve sağlıklı bir bilgiye ulaşmak zor. Bu konudaki sorulara, kurumların ve yöneticilerin farklı cevaplar vermesi, kişisel duyarlılık eksikliğinden öte, devletin konuya ilişkin tutum ve duyarlılık düzeyini ortaya koyan önemli bir göstergedir.

Aslında devletin; meseleyi tanımlama, çerçevesini belirleme, verileri toplama, ortaya çıkan tabloyu analiz etme ve çözüm yollarını tartışma konusundaki ‘kaygısız tutumunun’, meselenin çözümü konusundaki isteksizlik ile de örtüştüğü açıktır. Ancak meselenin ulaştığı boyutlar ve Türkiye’ye yaşattırdığı sıkıntılar dikkate alındığında, bu tutumu kabul etmek veya hoş görmek mümkün değildir.

Kürt meselesine ilişkin bilgilerin derlenmesi konusunda devletin ortaya koymadığı duyarlılığı, bir düşünce kuruluşu gösterdi. Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfının (SETA), kendi araştırmacılarından Hüseyin Yayman’ın hazırlattırdığı, “Şark Meselesinden Demokratik Açılıma, Türkiye’nin Kürt Sorunu Hafızası” adlı kitap, geçtiğimiz günlerde yayınlandı.

Hüseyin Yayman, Kürt meselesi konusunda yazılmış tüm belge ve raporları bu kitapta toplayarak, ilgililerin ve araştırmacıların dikkatini sunmayı başardı. Kitap; 23 Nisan 1920 tarihinde TBMM’nin açılışı sürecinden, AK Partinin başlattığı demokratik açılıma kadar geçen süreci, bu sürece ilişkin tartışmaları ve bu süreçte yayınlanmış tüm belgeleri ve raporları içermektedir.

“Türkiye’nin Kürt Hafızası” kitabı, içerdiği belgeler ve veriler nedeniyle, Kürt meselesi konusunda çalışma yapacak olan araştırmacılar için kaynak olma özelliğine sahiptir. Bundan da önemlisi, güçlü ‘devlet geleneği’ ile övünen, ancak olaylar karşısındaki tutumu dikkate alındığında, Türkiye’nin sahip olduğundan kuşku duyulan devlet aklının da yararlanabileceği temel kaynak olma özelliği taşımaktadır.

Kitabın en önemli özelliği, 1920’den 2010’a kadar geçen zaman diliminde, Kürt meselesi konusunda, devletin, siyasi partilerin ve STK’ların yazmış olduğu tüm raporları bir araya toplamış olmasıdır. Devletin, zaman zaman önemini unuttuğu veya unutturmaya çalıştığı bu mesele konusunda, 70 ayrı rapor yazılmış. Yayman’a göre, “Türkiye, bu konuda çok konuşuyor, ancak kararlılık gösterip sorunu çözecek ortak iradeyi sergileyemiyor.” Aslında bu tespit, herkesin bildiği, konuştuğu ama belgelere dayalı olarak ortaya koyamadığı bir gerçektir.

Kitap, içeriğindeki 70 ayrı rapor ve konuya ilişkin veriler analiz edildiğinde, Kürt meselesinin izlediği seyir ve kat ettiği aşamalar, daha net bir biçimde görülebilmektedir.

Bu çalışma ile ortaya çıkan önemli bir gerçek ise devletin Kürt meselesi konusunda sergilediği farklı tutumlardır. Uzun yıllara hükmeden güvenlik merkezli yaklaşımdan, demokratik yaklaşıma doğru dönüşüm ve bu dönüşümü engellemeye çalışan tutumlar ve anlayışlar net bir biçimde görülebilmektedir. Devletin; yok sayma ve değiştirme/dönüştürme politikalarının sonuç vermediği ve süreç içinde devletin var olan gerçeği kabule etmeye doğru izlediği değişim seyri de izlenebilmektedir,

Kürt meselesi konusunda yazılmış olan 70 ayrı raporunun bir arada sunulmuş olması da, kitaba ayrı bir değer katmaktadır. Bu rapor içeriklerinden hareketle, unuttuğumuz bir gerçeği anımsıyoruz. Bu ise Kürt meselesinin çözüme kavuşturulması için “açılım” kavramının ilk kez Süleyman Demirel ve Erdal İnönü tarafından ortaya atıldığı gerçeğidir.

Türkiye’ye için bu kadar önemli olan bu mesele konusunda, son zamanlara kadar, tutarlı, çerçevesi belirlenmiş bir politikanın olmadığı da açıkça görülmektedir. Devlete, döneme ve koşullara göre değişen bir politik tutum hakim. Bu anlamda, meselenin taraflarını tatmin eden bir sonuç ortaya çıkmamış olsa dahi, devletteki bu politikasızlığın değişmesine yol açması, insanı ve insan haklarına saygılı bir çözüm arayışını ortaya koyması açısından, demokratik açılımın ne kadar önemli olduğunu da yeniden fark ediyoruz.

Kitaptaki veriler analiz edildiğinde; devletin sorun olarak görmediği, görmek istemediği bir meselenin neden olduğu; kayıplar, ölümler, boşaltılan köyler, yargısız infazlar, kaybolan hayatlar, hoyratça harcanan kamu kaynakları ve kaos ortamının ortaya çıkardığı kontrol dışı yapılanmaların neden olduğu olumsuzluklar net bir biçimde görülmektedir.

Evet, “Türkiye’nin Kürt Sorunu Hafızası” kitabı, oldukça önemli konulara ilişkin bilgileri, kapsamlı bir biçimde ortaya koymaktadır. Var olan ihtiyaç nedeniyle faydalı olacağı açık olan bu kitabı hazırladıkları ve yayınladıkları için SETA’yı ve Hüseyin Yayman’ı kutlamak lazım. Teşekkürler…

Haber10

———————————-
Adnan Boynukara
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI