Türkiye’nin Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin Milletvekili – (Sedat Laçiner)

0
133

Çok partili hayata geçtiğimiz günden bu yana Türkiye’nin her geçen gün kronikleşen bir ‘Cumhurbaşkanlığı sorunu’ oldu.

Çok partili hayata geçtiğimiz günden bu yana Türkiye’nin her geçen gün kronikleşen bir ‘Cumhurbaşkanlığı sorunu’ oldu. Anayasa tarafından ‘icranın başı’ sayılan cumhurbaşkanlarından aynı zamanda tarafsız olmaları da beklenince sistem tıkandı. Daha da kötüsü demokrasiyi ve sivilleşmeyi içine sindiremeyen derin devlet 27 Mayıs’tan sonra Çankaya Köşkü’nü sivilleri kontrol etme makamı haline getirince, sivil cumhurbaşkanı seçmek bile mümkün olmadı. Böylece Özal’a kadar tüm cumhurbaşkanlarımız asker oldu. Özal’dan sonra da durum pek değişmedi. Demirel ve Sezer güya sivildi, fakat Ordu’dan Kenan Evren’den daha çok çekiniyorlardı. 11. Cumhurbaşkanının Demirel veya Sezer gibi asker-sivil olmayacağı anlaşılınca seçimi engellemek için hukuk bile açıkça çiğnendi. Böylece Türk siyaset ve hukuk tarihine büyük bir rezalet Anayasa Mahkemesi eliyle yazdırıldı. Kısacası Cumhurbaşkanı Gül’ün seçildiği tarihe kadar her cumhurbaşkanı krizle geldi, krizle gitti. Tüm cumhurbaşkanlarının meşruiyeti tartışıldı, bir türlü Türkiye’nin cumhurbaşkanı olamadılar. Özal ‘ANAP’ın Cumhurbaşkanı’ yakıştırmalarına maruz kaldı.

 

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise aktif bir siyasetçi iken seçilmiş olmasına rağmen çok farklı bir cumhurbaşkanı portresi çiziyor. Gül, AK Parti’nin kurucuları arasında yer almasına, o partide başbakanlık ve dışişleri bakanlığı görevlerinde bulunmasına, hatta Türkiye tarihinin halk seçimiyle gelen ilk cumhurbaşkanı olmasına rağmen, sadece ‘AK Parti’nin Cumhurbaşkanı’ gibi davranmıyor. Özal’ın aksine Başbakanın işine karışmıyor, ama partiyi de kendi işine karıştırmıyor.

 

Elbette muhalefet partilerinin bu tespitlerimize bazı itirazları olacaktır. Nihayetinde muhalefetin işi eleştirmektir. Ancak tarafsız gözler somut kanıtlardan hareket eder ve bu delillerin en tazesi ‘Şike Yasası’nın Gül tarafından veto edilmesidir. Yasa, AK Parti de dâhil, Meclis’teki tüm partilerin imzasıyla Köşk’e çıkmış olmasına rağmen Cumhurbaşkanı Gül vicdanının sesini dinledi ve yasayı TBMM’ye iade etti. Bu konuda Sayın Cumhurbaşkanı’na sonuna kadar katılıyorum. 6-7 ay önce çıkmış bir yasa sadece birileri istedi diye değiştirilmez. Üstelik şike ve teşvik gibi Türk futbolunun katillerini serbest bırakmak için yasal düzenleme yapmak, cezaları hafifletmek düpedüz intihardır. Bu açıdan Cumhurbaşkanının partiler üstü tavrı takdire şayandır.

 

Gül’ün partiler üstü yönünün kanıtı sadece şike yasasından ibaret değil. Gül demokratikleşmede ve Kürt sorununun hallinde de özel bir rol oynuyor. Reformların yavaşladığı anlarda ‘özel dokunuşlar’ gerçekleştiriyor. Örneğin “Güroymak’a eski adıyla Norşin dersek ne kaybederiz” demeseydi ismi değiştirilen yerler belki uzun yıllar tartışılamayacaktı bile. Aynı şekilde Muhsin Yazıcıoğlu’nun düşen (veya düşürülen) helikopteri ile ilgili pek çok soruşturma tamamlanmışken Cumhurbaşkanı Gül’ün “Düşen helikopterin her şeyi kaydeden hafızası yok şimdi ortada. Keçiler gelip söküp götürmedi onu” demesi sisteme cerrah dokunuşu gibiydi. Gül “keçiler gelip götürmedi onu” derken aslında askerin karanlık ilişkilerini bir cümle ile ortaya seriyordu.

 

Örnekler çok. Sözün özü Cumhurbaşkanı Gül bir partinin veya bir grubun cumhurbaşkanı olmadı. Kırıp dökmeden, en radikal görüşleri ülkenin hassasiyetlerine dikkat ederek seslendirmesini bildi. Hükümete her anlamda yardımcı oldu, fakat hükümetin Cumhurbaşkanı değil, Türkiye’nin cumhurbaşkanı oldu. Tebrikler…

 

Tayyar ve Başbakan’a da tebrikler

 

Diğer taraftan Şike Yasası’nda yaptığı cesur çıkışıyla Cumhurbaşkanı Gül’ü uyaran AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar’ı ve partisini de tebrik etmek gerekir. Tayyar partisinin hatalı gördüğü yönünü hiç çekinmeden kamuoyu ile paylaştı. Partisi de kendisini “Bizim imza attığımız yasayı sen nasıl tasvip etmezsin” diyerek aforoz etmedi. Kısacası Tayyar, Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün partisinde düştüğü duruma düşürülmedi. AK Parti böyle bir milletvekiline sahip olduğu sürece zor hata yapar, Tayyar da böyle arkadaşları olduğu sürece ülkesinin menfaatlerini daha rahat savunur. Bu tablonun oluşmasında emeği geçen herkesi tebrik ederim.

 

Star

———————————-
Sedat Laçiner
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI