Ana Sayfa Kuruluşlar Anadolu Öğrenci Birliği Türkiye’de Cemaatler Ve Liderleri Kampı

Türkiye’de Cemaatler Ve Liderleri Kampı

0
Türkiye’de Cemaatler Ve Liderleri Kampı

Anadolu Öğrenci Birliği tarafından “Türkiye’ de Cemaatler ve Liderleri” kampı gerçekleştirildi.

Anadolu Öğrenci Birliği kız öğrencileri, her sene olduğu gibi bu yıl da bir düşünce kampında bir araya geldi. “Türkiye’ de Cemaatler ve Liderleri” başlıklı kamptan hem amacı hem de içeriği sebebiyle olumlu tepkiler alındı.

Açılış konuşmasıyla başlayan program, Anadolu Öğrenci Birliği Üniversite İstişare üyelerinin sunumlarıyla devam etti.

Marmara Üniversitesi öğrencisi Zehra Tokcan, Cerrahiler’in dikkat çekici özelliklerine vurgu yaptı. Cerrahiler’in 12 büyük tarikattan biri olan Halvetiye Tarikatı’nın bir kolu olduğundan ve Şeyh Nurettin Cerrahi tarafından kurulduğundan bahsederek sunumuna başladı. Özellikle bu tarikatın üniversite gençliği ve entelektüel kesim üzerinde etkili olduğunu söyledi. Cerrahiler’in, Karagümrük’teki Canfeda Camii Sokağı’nda bulunan dergahının Sultan III. Ahmed tarafından 1703 yılında Nurettin Cerrahi için yaptırıldığından bahsetti. Ardından “Ağlayarak gelinen dünyadan gülerek gitme sanatına tasavvuf denir. ” sözünün altını çizerek tasavvuf öğretilerinin etkilerinden bahsetti.

İstanbul Üniversitesi öğrencisi Merve Nur Atar, Mahmut Efendi Cemaati konulu sunumunu gerçekleştirdi. İlk olarak Nakşibendilik’i tanımladı ve sonrasında 16 Nakşibendî cemaati olduğunu söyleyerek İsmail Ağa Cemaati üzerinde durdu. Cemaatin en tanınmış kişilerinden olan, kamuoyunda Cübbeli Ahmet Hoca olarak tanınan Ahmet Mahmut Ünlü’den bahsetti. Cemaatin medrese usulü İslami ilimler eğitimi ve Kur’an Kursu hizmetlerini yaygınlaştırmak üzerinde durduğunun altını çizdi. Ardından kılık kıyafetlerinden, ibadetlerinden, yaptıkları hizmetlerden ve derslerinden bahsederek sunumunu sonlandırdı.

Anadolu Platformu Kadın Çalışmaları sekretaryasını yürüten Şükran Akyüz, İskender Paşa Cemaati’nden bahsetti. Nakşibendî tarikatına bağlı olan İskender Paşa Cemaati’nin, 1952’de Abdulaziz Bekkani ile başlayıp, 1958 – 80 yılları arasında Mehmet Zaid Kotku önderliğinde, 1980 – 2001 arası Esat Coşan ve 2001’den bu yana da Nurettin Coşan ile modernleşmiş bir gelenekle faaliyetlerine devam etmekte olduğundan bahsetti. Ardından kılık kıyafetlerinden, ibadetlerinden, yaptıkları hizmetlerden ve derslerinden bahsederek sunumunu sonlandırdı.

Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler öğrencisi Rumeysanur Erikli, Milli Görüş Hareketi’ni anlattı. Erikli sunumuna, hareketin Necmettin Erbakan tarafından milli ve manevi değerlere sahip çıkarak, Türkiye’yi kendi insani ve ekonomik gücüyle kalkındırma amacıyla ortaya çıkmış siyasi bir hareket olduğunu belirterek başladı. Milli Görüş, her ne kadar bir cemaat ya da tarikat olmasa da 70’lerde Nakşibendî, Nurcu ve Süleymancıların, 90 ve sonrasında ise Mahmut Efendi cemaatlerinin destekleriyle siyasi arenada yer almıştır. Erbakan, zengini daha zengin, fakiri daha fakir eden mevcut ekonomik sisteme karşı, faizin olmadığı bir serbest piyasa ekonomisi, insanların temel ekonomik ve sosyal haklarına kavuştuğu adil bir düzen, ağır sanayi ve üretime dayalı bir reel ekonomiyi vaad ediyordu. Milli Görüş Hareketi’nin üniversite yapılanmasını, Anadolu Gençlik Derneği ve basın ayağını Milli Gazete oluşturuyordu. Milli Görüş, Kemalist rejime ve Batı hegemonyasına karşı çıkması, hücre tipi teşkilatlarıyla, insanlara mesajını ulaştırması nedeniyle Türkiye’nin en önemli siyasi hareketlerinden biridir.

Marmara Üniversitesi öğrencisi Hatice Bora, Süleymancılık konulu sunumunda, 1924’te Tevhidi Tedrisat kanunu ile medrese usulü eğitimin yasaklanmasıyla birlikte Süleyman Hilmi Tunahan’ın da içinde bulunduğu yaklaşık 500 kişilik bir müderris topluluğunun bir iki öğrenci seçerek dini öğretmeye karar verdiklerinden bahsetti. Cemaatin yapısından bahseden Bora: “Siyasi yönden tek bir eğilime sahip değiller, fakat grup halinde hareket ediyorlar. Kıyafet olarak, bayanlar başörtülerini kelebek şeklinde modernizme, devlet ilkelerine ve kimlik oluşturma amacına uygun olarak bağlıyorlar. Çalışmalarında Arabi ilimlere önem veriyorlar. Dersleri çok düzenli ve bazı kurallardan taviz verilmeden yapılıyor.” Dedi.

Marmara Üniversitesi Sosyoloji öğrencisi Büşra Aydın, Menzil Cemaati ( Adıyaman Cemaati) ve Kadirilik konulu sunumuna, Menzil Cemaati’nin Nakşibendî – Halidiyye ekolü üzerinde tasavvufi eğitim veren bir oluşum olduğundan bahsederek başladı. Aydın sunumunda: “Etnik olarak Kürt olmasına rağmen geçmiş dönemlerde özellikle ülkücü gençlik tarafından cemaat çok rağbet görmüştür. 1970’lerden itibaren Menzil Cemaati’nin tutumuna baktığımızda 12 Eylüle kadar en fazla desteklenen parti MHP iken 80 sonrası Turgut Özal ve Partisi Anavatan Partisi’ni desteklemiştir. Daha sonraki dönemde Refah Partisi ve BBP’nin desteklendiğini görüyoruz. 2002 yılından sonra AKP desteklenmiştir. Günümüzde devam eden kolları; Esedilik, Rumilik ve Galibilik olan Kadirilik ise, siyasi tutumuna baktığımızda bazı radikal gruplar haricinde genel olarak tüm müslüman grupları kucaklayıcı bir tavırları var.” Dedi.

Marmara Üniversitesi öğrencisi Hatice İlhan, Nur Cemaati konulu sunumunda Nurculuk hareketinin temel taşı olan Bediüzzaman Said Nursi’nin hayatını anlatarak konuşmasına başladı. Özellikle Nursi’nin “Medresetüzzehra” hayaline ve siyasi yaklaşımına vurgu yaptı. Nur Cemaati’nin tasavvuf tarikatı olmayıp bir tefsir ekolü olduğunu anlattı. Daha sonra Bediüzzaman’a yöneltilen eleştirilerden bahsetti. Ardından Bediüzzaman sonrası Nurculuk fraksiyonlarını ve ayrılıkları üzerinde durdu. “Okuyucu” ve “Yazıcı” olarak nitelendirdikleri kollarının oluşum süreçlerini ve amaçlarını anlattı. Son olarak Fethullah Gülen’in hayatından, Nur hareketiyle tanışmasından ve yaklaşımlarından söz ederek sunumunu bitirdi.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Felsefe öğrencisi Firdevs Aytaç, Hizbullah konulu sunumunda, Hizbullah adının 1990’larda duyulmaya başlansa da geniş anlamda 17 Ocak 2000 tarihinde Beykoz’daki bir villaya yapılan polis operasyonuyla duyulduğundan ve liderinin Hüseyin Velioğlu olduğundan bahsederek sunumuna giriş yaptı. Amaçlarının tüm örgütleri kaldırıp tek radikal İslamcı örgüt olmak olduğunu anlattı. Hizbullah’ın lider kadrosundan İsa Alpsoy, İsa Bagasi’nin Müstear ismiyle “Kendi Dilinden Hizbullah ve Mücadele Tarihinden Önemli Kesitler” isimli kitabı yayınladığından ve cemaatin kitapevleri ve çay ocaklarını kullandıklarından bahsetti. Ardından gruptaki ilk kopmalardan, eylemci gruplarından ve çalışmalar yaptıkları derneklerinden söz etti. Kuruluşlarını hazırlayan etkenlerin neslin İslam’dan uzaklaşması, materyalizm, İslam’a açılan savaşlar, cemaatleşme düşüncesi, insanların davadan uzaklaşması, Müslümanları bulundukları kargaşadan kurtarmak olduğunu söyledi. Daha sonrasında İslami cemaat ve gruplara bakışından, vahdet anlayışından ve temel organlarından bahsederek sunumunu sonlandırdı.

Anadolu Platformu Tanıtım Gösterimi’nden sonra İstanbul Şehir Üniversitesi Sinema- TV öğrencisi Zehra Aldemir, Anadolu Platformu Manifestosu ve Platform’un Farklılıklar Perspektifi genel başlığı üzerinden Platform’un aslında bir okul çıkışı peşine düşülen bir kaç çocuğun, büyüyüp, ülkeye dağılıp tekrar birleşmesiyle ortaya çıkan bir kurum olduğundan bahsetti. Bazı sorular sorup yanıtlayarak devam eden Aldemir, “Neden bu cemaatlerin arasında Anadolu Platformu başlığı da var? “, “Platform’u farklı kılan nedir?” soruları üzerine kurulu sunumda, Platform’un kuruluşundan, üye kuruluşlarına, düşünce kaynaklarından ilkelerine kadar birçok alana değindi. Tanımlamaktan çok tanımaya, anlatmaktan çok anlamaya dayalı bir yaklaşımı esas alan platformumuzun, bir bütün içinde yer alan farklılıklara ve farklı düşüncelere karşı saygılı olduğuna, ümmet çatısı altında her türlü ırki, mezhebi, meşrebi, mesleki ve kültürel farklılıkları gözeten bir hassasiyet oluşturma gayreti içerisinde olduğuna vurgu yaptı. Kadın, erkek, çoluk çocuk inandığımız değerleri toplumsallaştırmak için verdiğimiz mücadelenin de ancak bu şartlarda evrensel İslam’ a yakışır ve uygun bir hareket olacağı belirtti.

Günün sonunda YİK üyesi ve AÖB Kız Öğrenciler Genel Sorumlusu olan Kamer Çamurluoğlu, sunumları yapılan cemaatlerle Anadolu Platformu’nun karşılaştırmasını yaptı. Çamurluoğlu sunumunda, diğer pek çok cemaatten farklı olarak Anadolu Platformu’nun kurumsallaşmaya önem verdiğinden, tek kalıp fikirler vermek yerine düşünmeye teşvik ettiğinden, taassupçu bir cemaat algısına karşı olduğundan ve eğitime verdiği önemden bahsettikten sonra kampla ilgili değerlendirmelerini yaparak programı sonlandırdı.