Türkiye Tunus`ta neden yok? – (Mehmet Çelik)

0
138

Tarihi ve dini geçmişi Tunusla uğraşan tüm devletlerden kat be kat fazla olan Türkiye, böyle bir ihtiyaç halinde kardeşinin yanında yer alacak mıdır?

Tunus, Fransızcanın tahakkümünden İngilizcenin etkisine girmek üzere.  Bu değişim Tunus halkı açısından ne kadar anlamlı? Bunu zaman gösterecek. Tunus halkı bir aydır sokaklarda. Yılların sindirilmişliğini şimdilik her şeyi konuşarak ve her şeyi talep ederek bir nebze gidermeye çalışıyor. Her köşe başı, her sokak, her mikrofon, her kamera onlar için deşarj olma ve isteklerini duyurma aracı.

Bu haklı ve olması gereken tepkiyi alkışlayanlar, takdir edenler ve tebrik edenler çok. Ancak zaman Tunus halkının aleyhine işlemektedir diye düşünüyorum. Zira bir süre daha bu sokak hareketleri devam edecek ve “uygun, karizmatik, uyumlu” bir yönlendirici ile halk bilerek yada bilmeyerek bir yöne doğru kanalize edilecektir.

Son günlerde Tunus’ un dışında yaşayan muhalifler bir bir ülkelerine dönmekteler. Bu dönüşler Tunus halkı için çok önemli. Çünkü onlar da bir “akl-ı selim” istemekteler. Halk hangi dünya görüşü ile beslenmiş ise o görüşe göre bir gelecek hayal etmekte.

Bu hayalleri; istedikleri yöne kanalize etmek için batı dünyası özellikle Amerika taa başından beri işin içinde gözükmektedir. Bilinen ve bilinmeyen tüm taktik ve teknikler bu yolda kullanılmaktadır.

Tunus halkı tamamına yakın bir oranda Müslüman bir halk. Eğitim oranı hayli yüksek. Baskılara rağmen dinlerini ve dindaşlarını muhafaza etmesini başarmışlar.

Geçmişte başlatılan “Uyanış” ve “Nahda” hareketiyle de bu sahiplenmenin siyasi boyutunu ortaya koymuşlar. Yapılan seçimde çok büyük oranda oy almalarına karşın parti kapatılmış ve sorumluların büyük çoğunluğu hapsedilmiş. Çok az bir kısmı da yurt dışına kaçmışlar. Şimdi bu yurt dışında olanlar yıllar sonra tekrar yurtlarına dönüyorlar. Burada üzerinde durulması gereken bir konu var. O da acaba Raşid Gannuşi ve beraberindekiler Tunus’ a dönerken her hangi bir devlet ya da devletler görüştü mü? Görüşüldüyse neler görüşüldü? Hangi sözler ve hangi vaatler karşılıklı alınıp verildi? Bunlar gelecekte kurulacak hükümet icraatlarını ne kadar etkileyecek? Bu ve benzeri soruları çoğaltmak mümkün. Elbette dünyada söz sahibi olan devletler bu gibi durumlarda her türlü ihtimali göz önünde bulunduracaktır. Her fırsatı lehine çevirmek için çalışacaktır. Bu onlar açısından garipsenecek bir durum değildir.

Benim üzerinde durmak istediğim ise dünyada söz sahibi olmaya çalışan Türkiye bu işin neresindedir? Ya da bir yerinde olmak istiyor mu?

Tarihi ve dini geçmişi Tunusla uğraşan tüm devletlerden kat be kat fazla olan Türkiye, böyle bir ihtiyaç halinde kardeşinin yanında yer alacak mıdır?

Tunus’a çekidüzen vermek için yabancıların birinin gidip diğerinin geldiği Tunus`ta Türkiye yeterince neden yoktur?

Raşid el- Gannuşi ile tanışanlar, konuşanlar sevenler acaba bu süreçte ne kadar onunla ve onun halkıyla beraber olacaklar?

Eğer biz bu süreçte gerekli yardımı ve desteği göstermeyeceksek ne zaman göstereceğiz? Burada herkese çok açık bir çağrı yapmak istiyorum. Yazarından, çizerine, fikir önderinden, cemaatlerin ve STK’ların liderlerine, âliminden, âbidine kadar tüm ilgili büyüklerime ve dostlarıma diyorum ki; ya şimdi harekete geçersiniz ya da iş bittikten sonra akıl veren çok olur misali akıl vermeye devam edersiniz.

Çünkü Tunus’ta ilgili ilgisiz herkes var ama BİZ YOKUZ. NEDEN?

TİMETURK

———————————-
Mehmet Çelik
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI