Türkiye gerçekten `fırsatlar ülkesi oldu`! – (Kürşat Bumin)

0
103

İkinci günün manşeti The Trump Organizasyon Başkanı Donald Trump tarafından yapılan bir Türkiye değerlendirmesinden hareketle kotarılmış: `Türkiye fırsatlar ülkesi oldu. Yeni yatırımlar için inceleme yapıyoruz.

Bugün tatil günü, dolayısıyla günün kıvamına uygun `hafif` konulardan söz edelim. Aklı başında ülkelerde hiç mi hiç `hoş karşılanmayacak` bir yayın politikası olduğu muhakkak. Ülkenin `en büyük` gazetesi (`büyük`lüğün kriterini tekrar belirtelim: `Terazide en ağır çeken gazete`) son iki gündür manşetini İstanbul`un merkezinde inşa edilen iki kulenin erdemlerini sıralamaya ayırmış. İlk günün manşeti şöyleydi: `İstanbul`a çok yakıştı`; ikinci gün ise şöyle: `Türkiye`de Amerika`dan daha çok fırsat var`. `Kuleler` dediğim, İstanbul/Şişli`de inşaatı tamamlanıp açılışı yapılan `Trump Towers`.

İkinci günün manşeti The Trump Organizasyon Başkanı Donald Trump tarafından yapılan bir Türkiye değerlendirmesinden hareketle kotarılmış: `Türkiye fırsatlar ülkesi oldu. Yeni yatırımlar için inceleme yapıyoruz.`

Sözünü ettiğim gazetenin bu manşetleri seçmesinin nedenini de Donald Trump açıklıyor: `Doğan ailesiyle Trump Towers`ın yapılışı sırasında çok iyi bir ortaklık ve dostluk geliştirdik. Öyleki bu ortaklığımızı yeni projelerle de sürdürmek istiyoruz.` Donald Trump, adını İstanbul`un merkezine kazıyan projeden çok memnun. O kadar memnun ki, `Her şeyine bayıldım, ABD`de böyle Trump Tower bulamazsınız` diyerek bizi de çok memnuniyetine bizi de ortak yapmak istiyor.

Bu her şeyi ile `bayıltan` iki kule her İstanbullunun dikkatini çekmiştir muhakkak. Bu kuleler tek şeritli ve günün her saatinde (akşam saatlerindeki felaketi hatırlatmıyorum bile) yoğun bir araç trafiğinin yaşandığı bir sokak-caddenin üzerinde yer alıyor. İstanbul`un merkezinde yer alan ve yerinde önceden iki katlı evlerin bulunduğu bu alana iki kule dikmeye izin vermenin de ABD`de rastlanmayacak bir fikir olduğu da muhakkak. Bu kulelerin birinin yerinde (Kuştepe istikametinde) yakın zamana kadar bir top sahası bulunuyordu. Bu alanın o zamana kadar boş kalmasının nedeni –mutlaka- alanın belediye ya da hazine arazisi almasından kaynaklanıyordu. Demek ki, şehrin merkezinde yer alan bu alanın ihya edilerek şehirlilerin hizmetine sunulabilmesi fikrine itibar edilmeyerek bölgeye AVM, rezidans ve ofis katlarından oluşan çok katlı iki yapı (uygulanan mimari tasarım da –bana sorarsanız- bir felaket!) kazandırılması –`fırsatlar ülkesi` olduğumuzdan- daha uygun bulundu.

Şehrin belediye ve belediyelerinin kafası nasıl çalışıyor acaba? Öngörülen büyük deprem felaketinin sağlam yapılarda karşılanmasının en mantıklı ve kolay çözüm yolu olan fazladan iki kat imar hakkı tanınması önerilerini `şehrin alt yapısı kaldırmaz` gerekçesiyle kabul etme, ama öte yandan şehrin merkezini alt yapısı gibi `üst yapısı`nı da daha beter bir hale getireceği kesin olan gökdelenlerle donat! Görenleriniz vardır; İstanbul/Şişli`de `Trump Towers`ın neredeyse yanı başında –birisi tamamlanmış olarak- en az üç çok katlı yapının inşaatı daha sürmekte. Mecidiyeköy`de önceden belediyeye ait çok büyük ve şehirliler için çok yararlı kullanımı mümkün olan büyük arsanın dev bir AVM ile `fırsat`a dönüştürülerek şehrin bu bölgesinin `fuar alanına` çevrilmesi yetmiyormuş gibi… Ben bu işte, Donald Trump`ın da, `Trump Towers` için seçilen yeri gördükten sonra `Bu Türkler gerçekten çılgın!`diye mırıldandığını sanıyorum! Ama olsun, Türkiye gerçekten de ABD`yi de geride bırakan türden bir `fırsatlar ülkesi` değil mi?

* * *

Günün göz atılmasını bekleyen ikinci `hafif` konusuna gelince:

Erol Katırcıoğlu, Taraf`taki son yazısında `İDO bunu yapabilir mi?` diye soruyor. Katırcıoğlu, özelleştirilen İDO`nun şu açıklamasını aktarmış: `İDO, yeni bir hizmetiyle daha yolcularının karşısına çıkıyor; `öncelikli geçiş sistemi`. Bugün faaliyete geçen uygulama, özellikle gideceği yere acil ulaşması gereken ve beklemek istemeyenlere öncelikli biniş ve öncelikli iniş avantajı sağlıyor. Sistem, Eskihisar-Topçular arasında yapılan araba vapuru seferlerinde özel gişelerde ayrı bir şeritten gerçekleştiriliyor.`

Katırcıoğlu`nun konuya ilişkin ilk yorumu: `Böyle bir açıklamayı okuyunca mutlu olanlar da olabilir ama bu aslında vatandaşlar arasında `fiyat ayrımcılığı` yapmaktır ve aslında kanunlarımıza göre de yasaktır.`

Erol, yasak getiren ilgili kanun (4054 Sayılı Rekabeti koruma Kanunu) maddesini de aktırmış: `Eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayrımcılık yapılması hukuka aykırı ve yasaktır.`

Görüyorsunuz, yasanın koyduğu yasak çok açık. İDO`nun bu uygulaması bir bakıma süpermarketlerde ödeme yapmak için sıraya girmiş müşteriler içinden `beklemek istemeyen`ler için ek bir ücret karşılığında özel kasalar açmasına benziyor…

İDO`nun aktardığım `açıklama`sı başka açılardan da bir başka âlem doğrusu. `…özellikle gideceği yere acil ulaşması gereken ve beklemek istemeyenlere` ne demek? Eskihisar-Topçular hattının iki yakasında geçiş için bekleyenler içinde `gideceği yere acil ulaşmak` veya `beklemek` istemeyen yolcuların varlığından söz edilebilir mi? Tabii ki herkes gideceği yere `acil ulaşmak` ve beklememek istiyor! İlgili kanunda da belirtildiği gibi bu apaçık bir `ayrımcılık`dır. Farkında değiller herhalde ama bunun -özellikle kamusal bir hizmet olması açısından- `Araba vapurlarını önce `beyazlar` sonra `siyahlar` kullanabilir` demekten pek bir farkı yoktur.

Ne diyordu Donald Trump: `Türkiye`de Amerika`dan daha çok fırsat var.` Haksız değil adam. İDO`nun uygulamasından haberdar olsa bu sözüne neler eklerdi acaba?

 Yenişafak

———————————-
Kürşat Bumin
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI