Türkiye çözecek bu sorunu – (Hasan Bülent Kahraman)

0
167

Tamam, Fransa`nın yaptığı yasayı kabul etmek insan gerçekliğine aykırı, tıpkı İsviçre`de geçerli olan yasa gibi, akıl dışı ama Ermeni konusunda Türkiye için her şey bununla sınırlı mı kalmalı?

Tamam, Fransa`nın yaptığı yasayı kabul etmek insan gerçekliğine aykırı, tıpkı İsviçre`de geçerli olan yasa gibi, akıl dışı ama Ermeni konusunda Türkiye için her şey bununla sınırlı mı kalmalı?

Bu yasa neresinden baksanız yanlış. Soykırım sözcüğünün içerdiği hukuksal anlama Ermeni konusunda ulaşılmamış olmasının payı var bu yanlışta. Türkiye`nin yüz yıl önce yaşanmış bir büyük, çok büyük ve çok acı olaydan ötürü bugün soykırım gerçekleştirmiş bir ülke olmak istememesi, buna direnmesi de anlaşılacak bir şeydir. Ama o kavramla yüz yüze gelmemek gayreti bugün Türkiye`nin yaptıklarını, mesela her yıl nisan ayında Amerika`da kapı kapı dolaşıp Soykırım Yasasının meclisten geçmesini engellemek için Yahudi lobisiyle birlikte girişimde bulunmaya cevaz verir mi derseniz ona da cevabım hayırdır.

Biz eğer büyük devletsek o zaman o yasayı engellemek için de daha vakur davranmak zorunda değil miyiz?

***

Bu sorunun malum yanıtı da evetse o zaman oturup işin gerçeğini kurcalamaktan başka çare yok. Bugün karşımızda duran bu dev gibi sorunu kavramanın iki yolu var.

Birincisi, bileceğiz ki, bu olaylar 1915`te başladı. O tarihte Osmanlılar savaşa girmişti. Savaşı yitireceklerini seziyorlardı. İttihat ve Terakki yola bir Osmanlılık idealiyle çıkmış ve Balkan devletlerinin kendisinden kanlı bir biçimde koptuğunu görünce ayakları suya ermiş ve anlamıştı ki, yükselen milliyetçi akımları durdurmak imkânı yoktur. O zaman geriye onların da çok gecikmiş bir milliyetçilik duygusuna ve politikasına sarılmaktan başka yapacak bir şeyi kalmıyordu. 1912 Türk Ocakları, Turan hayalini, ırk/etnisite temelinde bir devlet tasavvurunu ideolojik hale getirmenin aracıydı ve maalesef başarılıydı.

Ermeni katliamı bu çerçevede gerçekleşti. Tamam, doğrudur, onlar da büyük hatalar yaptılar. Onlar da o sırada hâkim hale gelmiş “megalo idea”nın peşine düştüler, Ruslarla işbirliğine girdiler, çete kurdular, katliam yaptılar. Fakat bunların hiçbirisi onlara dönük olarak sürdürülen politikayı meşru göstermez.

Nasıl gösterebilir? Talat Paşa ölümlerin, sürgünlerin, zulümlerin kararını gayet sistematik olarak veriyor ve Anadolu`yu Ermenilerden arındırmanın imkânı olarak onları topyekûn ortadan kaldırmayı görüyordu, Bahattin Şakir`le birlikte. Nedeni Yahudilere uygulanan politikanın aynıdır: Anadolu`nun “yerli” halkı onlardı. Anadolu ticareti ve burjuvazisi onlardan oluşuyordu. Giderlerse, yok olurlarsa o birikim Türklere geçebilecekti.

Öyle de oldu. Bu plan uygulandı. O boşluğu “Türkler” doldurdu. Ama kaybolan birikimi yeniden sağlamak hiç değilse bir 50 yıl sürdü, yerine de tam koyuldu mu emin değilim fakat gerçek bundan ibaret olmasa, Doğu`da süren bir “savaş hali” için Batı`dan, Karadeniz`den, Orta Anadolu`dan insan sürülmezdi. Politika budur, amaç budur, yöntem budur.

***

Şimdi gelelim işin ikinci yani hukuki ve vicdani yanına.

Talat Paşa`nın katliam kararı veren kişi olarak sonradan 1916`da mahkeme kurdurması çok mu kabul edilecek bir şeydir? İngilizlerin savcılık soruşturması yapıp işi orada bırakması, yargı sürecine gerek yoktur demesi çok mu vicdan rahatlatıcıdır? Yüz yıl sonra yargımızı bunların üstüne oturtmak bizi çok mu rahatlatacak?

Doğruysalar bile bunları bırakalım. Varalım, Ermenilerin yanlışlarını yok saymayalım. Soykırım sözcüğünü hiç ağzımıza almayalım, alınmasına karşı çıkalım. Ama şu yaşanan 1915 gerçeğini yok saymayalım. 1915`te 1.5 milyon olan bir nüfusun yüz yılda 50 bine düşmesinin nedenlerinden başlayarak bu konu üstünde düşünelim.

Ermenilerle Türkler arasında sorun yoktur. Bu kesindir. Ermenilerin arayışı, beklentisi, vurgusu devlete dönüktür. Devlet, yanlış bir tarih yaratmamalıdır, bir tarihin yalan ve yanlış biçimde aktarılmasının aracısı olmamalıdır. Bu kabul edilemeyecek bir ayıptır. Böyle bakınca sorunun bir bilinç- hafıza- kimlik sorunu olduğu anlaşılıyor.

Sorun, yani, bizim sorunumuzdur. T.C. devletinin sorunudur. Eğer Türkiye`de devlet somut bir biçimde Ermeni sorununu çözmek için bir adım atar, bir girişimde bulunursa, inandırıcı olursa, dünyada, şimdi Fransa`nın yaptığı türden parsa toplama girişimlerine en çok karşı çıkanlar gene Ermeniler olacaktır. Bu da bir o kadar kesindir.

Biz ulustan devlete gitmedik. Devletten ulusa gittik. O nedenle de Kürt`ü, Ermeni`si, Yahudi`si, Alevi`si ile gereksiz yere ve çok uğraştık. Şimdi bunları onarma dönemi. Başbakan`ın Dersim özrü 100 yıllık derin devlet, bendenizin tabiriyle kara devlet tarihinin dönüm noktasıdır.

***

Bir dönemeci insan bir vadiye kavuşmak için almalı.

Sabah

———————————-
Hasan Bülent Kahraman
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI