Turgay Aldemir: “Cemaat kavramı yeniden tartışılır hale gelecek”

0
172

Kanal 24’te Moderatör programına katılan Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir, 17-25 Aralık sürecine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu…

Aralarında Anadolu Platformu’nun da bulunduğu Milli İrade Platformunu oluşturan sivil toplum kuruluşları, gazetelere "Yeni Türkiye Yolunda Şimdi Yeni Şeyler Söylemek Lazım…" başlığıyla ilan verdiler.

 

 

"17-25 Aralık Türkiye’nin demokrasi tarihine kara bir leke olarak kazındı" ifadelerinin yer aldığı ilanda şunlar kaydedildi:

 

“VESAYET ÖRGÜTÜ KARDEŞLİK, HAK, HUKUK KAVRAMLARININ İÇİNİ BOŞALTTI”

 

"Bir vesayet örgütünün, yıllar boyu, sessizce, sinsice, şantaj, tehdit ve kumpasla, tüm rakiplerini ve muhaliflerini sindirmek suretiyle, kendi hırs ve emellerine ulaşmak için her yolu meşru görerek ve göstererek, devletin kılcal damarlarına kadar nasıl sızdığını, uluslararası güçlerin nasıl oyuncağı haline geldiğini dehşetle öğrendik. Telefonların dinlendiğini, mahremlerin gözetlendiğini, devletin en gizli sırlarının kaydedildiğini, dini ve milli değerlerin pervasızca çiğnendiğini, sadakaların çarçur edildiğini, mazlumlara giden yardımlara bile tahammül edilemediğini, Çözüm Süreci’nin bir türlü kabullenilemediğini, vesayet örgütü tarafından kardeşlik, hak, hukuk, saygı, sevgi, yardımlaşma, vefa kavramlarının içlerinin nasıl da boşaltıldığını bu 1 yıl içinde açıkça gördük. Oluşturulan algı, iftira ve ithamların karanlığında, üretilen sahte delillerle, masum insanlara nasıl zulmedildiğini de yine bu süreçte daha iyi anladık."

 

Konuyla ilgili Kanal 24’te canlı yayına katılan Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir, önemli açıklamalarda bulundu.

 

Aldemir, “Bu platform, çok önceden beri değişik konularla ilgili bir araya geliyordu. Özellikle 28 Şubat sürecinden sonra toplumda bir hak arama bilinci oluştu. Bunlarla ilgili toplantılarda gerek hukuk ihlallerinde yine yeni anayasayla ilgili çalışmalarda, referandum konuları ele alınmıştı” dedi.

 

17 Aralık sürecinin bir darbe olduğunun altını çizden Aldemir, “Dersane meseleleriyle bu tartışmalar başlayınca, Anadolunun ve insanlarımızın değerlerine saldırılar başlayınca 17 Aralık öncesinde aslında ilk bildirimizi yayınlamıştık. Fakat daha az bir kuruluş ile. İlki tabi ki bu kadar kolay olmamıştı. İnsanların zihni çok net değildi. Cemaat görünümünde bir yeni yapı ile karşı karşıyaydılar. Onun için ilki biraz zor oldu. Burada ise zihinler netleşti, bir yıllık süreçte yapılanların sahada karşılıkları ortaya çıktı. Bunun önü açılsa, 150 değil en az bin kuruluşa ulaşabilir. 150 kuruluş dediğimizde de biz Anadolu Platformu olarak sadece, yaklaşık 80 kuruluşun çatısını oluşturan bir yapı olarak oradayız” dedi.

 

 

Aldemir, “17-25 Aralık, Türkiye'nin demokrasi tarihine kara bir leke olarak kazındı, ifadesi yer alıyor. Bu süreci nasıl tanımlıyorsunuz?” sorusununu ise şöyle yanıtladı;

 

“MİLLET BUNU VAROLUŞUNA BİR DARBE OLARAK ALGILADI”

 

“17 Aralık operasyonu görünürde bir yolsuzluk operasyonu olarak başladı. Paranın, gücün, iktidarın olduğu yerde yanlışlıklar olabilir. Gezi olaylarında nasıl bir düzine ağaç bahane edilerek bir operasyon gerçekleştirildiyse aynısı bunun için de geçerlidir. Bunun asıl merkezini Batıda aramak gerekiyor. Bu hareket Cumhurbaşkanının ailesini ve iktidarı değil bizzat millet, hedef almıştır. Buna karşı bir hareket olduğu için sivil toplum bu meseleyi bir iktidar meselesi değil, kendi özgürlüğüne, kendi milletine, kendi varoluşuna bir darbe olarak algıladı.

 

“ANADOLU İSLAM DÜNYASI İÇİN YENİ BİR UMUT OLUŞTURDU”

 

Düne kadar birçok acı, darbe girişimleri yaşadık. Hangi acımıza yanacağımızı karıştırdığımız zamanlardan geçtik. Sürgünler yaşadık. Ve yeni bir yüzleşme ile karşı karşıyayız. Türkiye 100 yıldır ertelediği sorunlarıyla yüzleşiyor. Anadolu insanı ekmeğini paylaştı dünya ile. Biribci sırada iyilik faaliyetlerini adını yazdıran bir ülke olduk. Batılıların İslam coğrafyasında, Orta Doğu'da, Balkanlarda yaygınlaştırmaya çalıştığı bu sömürgeci akıl bizde karşılık bulmadı. Buna direnen Anadolu, İslam dünyası için yeniden bir umut oluşturdu.

 

Mevcut siyasi iktidarda, özellikle Cumhurbaşkanının ortaya koyduğu ufuk çizgisi daha net şekilleniyor. Siyasette, iktisatta, ekonomide, mimaride, gençliğe dair, kadına dair, çevreye dair, ekolojiye dair şeyler söylememiz lazım. Bugüne kadar söylenenler insanı ıskaladı. Kültürleri yok etti. Ve birçoğu da emperyalist bir arka planla yapıldı. Tüm mazlumlar, burada kendi geleceğini görüyor. Tüm Suriyeliler bize diyor ki, bizim kaybetmemiz önemli değil. Siz kaybederseniz biz zaten kazanamayız.

 

Millet, şimdi artık bu yüzleşmelelerle bir özgüven kazandı. Ve bu son darbe girişimi de çok sofistike yöntemlerle yapılmıştı. Bundan sonra cemaat kavramı, sivil toplum kavramı yeniden tartışılır hale gelecek. Sahih İslam algısı daha derin tartışılır hale gelecek. İslam görünümlü yapıların nasıl milletin geleceğiyle oynadığını daha yoğun tartışacağız. Diğer taraftan bu aslında, yerli olanlarla, bu topraklara ait olanlarla, bu toprakların dışında yüz yıldır bu toprakların insanlarına karşı her türlü saldırıyı reva görenlerin kavgasıdır. Bunun için daha derin, tüm sivil toplum örgütlerini gözden geçirecek ve birçok alanda, siyasi iktidarın da siyasi hayatın da özel hayatın da kendini yenilediğini görmemiz mümkün olacaktır.

 

“KRİPTO YAPILAR VAR, POZİSYONU GELDİĞİNDE UYANDIRILIRLAR”

 

Söz konusu paralel yapının koordinasyon merkezi Amerikadır. Bir ayağı İngiltere'de bir ayağı Avrupa'nın değişik ülkelerinde görmek mümkün. Biz bunlara uluslar arası alanda da yabancı değiliz. Sisi'nin yanında, Mursi'nin karşısında saf tutanları incelediğimizde orada da bu tür yapılar var. Cemaat görünümlü yapılar var. Bunlar kripto yapılardır, uyuyan hücrelerdir. Pozisyonu geldiğinde uyandırılırlar.

 

Hedef yine söylüyoruz çözüm sürecidir. Amaç, Türkiye'nin kendi sorunlarını çözmemesidir. Türkiye'nin etrafında bugüne kadar sürdürülen uluslar arası vesayet sistemine karşı bir hak arayışı gelişmesi istenmiyor. Şu an Türkiye'nin Suriye meselesine duyarlılığı da bu darbe girişimi ile bertaraf edilmek istendi. Bunlar belki bize zaman kaybettirdi ama yeniden tarih sahnesinde kimliğimizi, kişiliğimizi, dünya siyasetinde, siyaset arenasında, mazlum halklar nezdinde bağımsızlığımızı kazandık.”