Toplumsal Sorunların Çözümünde Alimlerin Sorumluluğu

0
211

Anadolu Platformu, Gaziantep Üniversitesi ve Diyanet İşleri Başkanlığının ortak düzenlediği “Toplumsal Sorunların Çözümünde Alimlerin Sorumluluğu Çalıştayı” Gaziantep’te başladı.

Anadolu Platformu, Gaziantep Üniversitesi ve Diyanet İşleri Başkanlığının ortak düzenlediği “Toplumsal Sorunların Çözümünde Alimlerin Sorumluluğu Çalıştayı” Gaziantep’te başladı. 29-30 Nisan tarihlerinde yapılacak ve iki gün sürecek olan çalıştayın ilk günü oturumları Gaziantep Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Konferans Salonunda gerçekleştirildi.

Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programın açılış oturumunu Muş Alparslan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat yönetti. Çalıştayda, Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Gür, Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir, Gaziantep İl Müftüsü Ahmet Çelik, GAÜN İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şehmus Demir, Dünya Alimler Birliği Türkiye Temsilcisi Abdulvahap Ekinci, MEDAV Başkanı Tayyip Elçi, Program Koordinatörü ve GAÜN İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Mahmut Çınar da birer konuşma yaptı. Çalıştaya Türkiye'nin çeşitli yerlerinden alimler, akademisyenler, müftüler ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katılıyor.

Çalıştayın açılışında konuşan GAÜN Rektörü Prof. Dr. Ali Gür, "Mektep ve medrese terminolojisini ayrı olarak düşünmeyelim artık. Hem beynimizde hem kalbimizde bu ikisi bir olsun" dedi.

Coğrafyalar ve bulunulan konumların insanlarda fikri değişimleri, olgunlaşmayı ve farklılıkları mecburi kılabildiğini belirten Prof. Dr. Gür, Osmanlı coğrafyasında da mektep ve medresenin başlangıçta her zaman bir olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Gür, "Müslüman ilmi maddi ve manevi diye ayırmaz. Her iki ilim de onun için zorunludur zaten. Özellikle Nizamülmülk Medreselerinde bu ayrışmayı ortadan kaldırmak ve kurumsallaşmak için çok ciddi çalışmalar yapıldı. Ama Osmanlı'nın özellikle yükseliş döneminde Kanuni Sultan Süleyman dönemine gelince teferruatta boğulmalar var. Medrese ve mektep terminolojisi oluşmaya başladı. Bunun arasına tasavvufu da koyarsanız medrese, mektep, tasavvuf birbirine girmeye başladılar. Birbirlerini anlayamayan, ötekileştiren ve hepsinin kendisini doğru kabul ettiği bir yapıya dönüştürüldü. Şimdi tartışma kültüründen uzaklaştık. Tamamen şerh kültürüne döndük. Elbette ki şerhler önemli ama bu şerhin şerhi de olmamalı artık. Bu zamanın icraatına, mekanın ruhuna, çağımızın gerekliliklerine göre de yeni fikirler üretmemiz gerekiyor. Asıldan kopmayacağız" şeklinde konuştu.

Üniversitelerin dış dünyaya kendisini kapatmış yapılar olmadığını, üniversitelerin ilim kimliğiyle, yaptığı raporlandırmalarla toplumun öncüleri olduğunu kaydeden Prof. Dr. Gür, "İşte bu yüzden bunu bir sorumluluk olarak gördük. Medrese alimlerimiz yıllardır kendileri üzerinde kurulan baskıları bu bilinçli bir baskıydı. Medreselerin önce imha edilmeye çalışılması, imha edilemeyince bu defa medrese alimlerimizin itibarsızlaştırılmasını ben karakter suikastı diyorum. Toplum böylece yol göstericilerinden arındırılacak, başsız bırakılacak ve onlar da istedikleri gibi kullanacaklar. Üniversiteler medreselerimiz için açık. Medreselerimiz de üniversitelerimiz için açıktır. Artık bu birlikteliği bir araya taşımamız lazım" ifadelerini kullandı.

Kadim adalet devletlerimizin hükmü altında selam yurtlarını inşa etmeliyiz

Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir de yaptığı konuşmada "Düşmanımız, tüm farklılıklarımızla beraber coğrafyamızda her türlü katliamı, her türlü ötekileştirmeyi yaşatırken, bizim ayrılıkları değil, yeniden kardeşliği, birliği ve beraberliği, İslam’ın adaletinin hakim olduğu o kadim adalet devletlerimizin hükmü altında selam yurtlarını inşa etmeliyiz." dedi.

Aldemir, Anadolu'da İslam’ın merhametinin ve adaletinin bulunduğunu belirterek, Gaziantep'in bu ensarlığını Suriyeli sığınmacılar konusunda ortaya koyduğunu söyledi.

Çağın mazlumlarının, gariplerinin adalet ve merhamet çığlıklarını duyacak kişilerin alimler olduğunu ifade eden Aldemir, şunları söyledi:

"Bu kişiler, toplumun kanaat önderleri, vicdan sahibi insanlarıdır. Düşmanımız, tüm farklılıklarımızla beraber coğrafyamızda her türlü katliamı, her türlü ötekileştirmeyi yaşatırken, bizim ayrılıkları değil, yeniden kardeşliği, birliği ve beraberliği, İslam’ın adaletinin hakim olduğu o kadim adalet devletlerimizin hükmü altında selam yurtlarını inşa etmeliyiz. Bu yüzden bu sorumlulukları yerine getirmemiz gerekiyor."

Gaziantep'te 450 bin Suriyelinin misafir edildiğini anlatan Aldemir, GAÜN'de 2 bin Suriyeli öğrencinin bulunduğunu dile getirdi.

Diyarbakır ve Cizre'nin İslam ile Müslümanlık açısından önemini vurgulayan Aldemir, "Diğer bölgeler bundan farksızdı. Ne oldu ki, neyin ayrılığına düştük ki, Diyarbakır'ın gençleri hiçbir şeyi düşünmeden çukurların önünde ölüme koşuyor. Medreselerimizde öğrenciler bulamıyoruz. Çağın sorunlarına, zamanın sözüne yeniden dönmedikçe, kendi çocuklarımızı da bizden çalmaya devam edecekler. Bunun için her birimiz bu gençleri, bu toprağın insanlarını kuşatacak bir buluşmayla bu toplumu kavuşturmamız lazım." diye konuştu.

Yeniden toplumun sorunlarını duymalı, Müslüman aklını devreye sokmalıyız

Alimlerin, nebilerin varisleri ve Allah'a giden yolun göstericileri olduğuna işaret eden Aldemir, şu değerlendirmede bulundu:

"Bu açıdan, bu düşüşten yeniden çıkışa ulaşmak için kalplerimizdeki ayrılıkları, birbirimizle olan kavgaları unutmamız lazım. Dünyadaki mazlumların, yüzünü döndüğü Anadolu'da yaşıyoruz. Bu topraklarda yaşamanın dün olduğu gibi bugün de bir sorumluluğu vardır, bir hükümlülüğü vardır. İslam coğrafyasının başkenti buralar. Bu asli unsurun, başkentin mayası alimlerdir, medreseler, inançlı insanlarıdır. Bu konuda meseleleri ele almalıyız. Bu açıdan yeniden asıl misyonumuza dönmeliyiz. Geçmişte sorun ve sıkıntıların olduğu yere medreseler kurulurdu, okul açılırdı. Orası ihya olurdu. Bugün okulların olduğu yerler, terör örgütlerinin yuvalandığı yerler oldu. Yeniden toplumun sorunlarını duymalıyız, Müslümanların aklını devreye sokmalıyız." dedi.