TMK`ya biraz daha yakından bakınca – (Kürşat Bumin)

0
184

Dünkü yazıda açıklamaya çalışmıştım; Kanunun “terör tanımı” getiren 1. maddesinde sıralanan eylemlerin çok azı “terör-terörizm” olarak adlandırılacak cinstendi. “Terör tanımı”nın kolay bir şey olmadığını hatırlatmış, ancak bu kadarının da görülmemiş bir şey olduğunu belirtmiştim

Aşağıda okuyacağız satırları geçen yıl yayımladığım “Paralel bir özel ceza kanunu” başlıklı bir yazıyı kırpıp biçerek oluşturdum. Yazıya başlık olarak seçtiğim bu tek başına çok şey açıklayan tanım ile –sanırım- Ümit Kardaş`ın kaleminden çıkmış bir metinde karşılaşmıştım. Terörle Mücadele Kanunu`nu gerçekten de çok iyi açıklayan bir tanım değil mi bu? Aslının yanında ona yapılan atıflarla oluşturulan daha celalli paralel bir kanun…

Dünkü yazıda açıklamaya çalışmıştım; Kanunun “terör tanımı” getiren 1. maddesinde sıralanan eylemlerin çok azı “terör-terörizm” olarak adlandırılacak cinstendi. “Terör tanımı”nın kolay bir şey olmadığını hatırlatmış, ancak bu kadarının da görülmemiş bir şey olduğunu belirtmiştim.

Bu kanunun 3 ve 4. maddeleri gözden geçirilmesi sonrasında akla gelen ilk tespit, TMK`nın Türk Ceza Kanunu`ndan devşirilmiş olduğudur. Kanunun 3. maddesinde “terör suçları” olarak sıralanan TCK`nın 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315, 320. maddelerinde yazılı suçlar otomatik olarak “terör suçu”na dönüştürülmüştür. TCK`nın bu “300`lü” maddelerinin özellikle TMK`nın 1. maddesinde sıralanan devlete, yasama organına, hükümete vs karşı suçlardan oluştuğu biliniyor olmalı. Yani kanunun 3. maddesi asıl olarak kanunun 1. maddesinde sıralanan suçların TCK`daki yerlerine-numaralarına işaret ediyor.

Kanunun 4. maddesi de TCK`ya atıfta bulunularak kaleme alınmış. Ama bu kez sıralanan TCK maddelerinde yazılı suçların “1. Maddede belirtilen amaçlar doğrultusunda suç işlemek üzere kurulmuş bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde” işlenmesi durumunda “terör suçu” sayılacağı belirtilerek. Yani özet olarak önümüzdeki kanun, TCK`den kopyalanan maddelerin, kanunun son derece müphem 1. maddesindeki suçlarla ilişkilendirilmesi yöntemi ile oluşturulmuş.

Peki bu maddelerin işaret ettiği suçlar ne tür suçlar ve bu suçların “terör suçu”na dönüşebileceğinden söz etmek ne derece mantıklı. Birkaç örnek vermek istiyorum:

Atıfta bulunulan maddeler içinde yer alan 79. madde, “göçmen kaçakçılığı”na ilişkin. Mutlaka ağır biçimde cezalandırılması gereken bu suçun TMK`nın 1. maddesinde “tanımı” yapılan –devlet, millet, cumhuriyet merkezli- terör eylemleriyle nasıl bir ilgisi olabilir? Üstelik atıfta bulunulan bir başka TCK maddesi (80) de 79. maddeyi hatırlatan biçimde “insan ticareti”ni cezalandırmaya yönelik.

Benzer bir durum yine atıfta bulunulan 84. maddede karşımıza çıkıyor. TCK`nın bu maddesi “intihar” başlığını taşıyor ve intihara “azmettirme, teşvik etme” suçlarını cezalandırıyor. O halde biraz önceki sorumuzu tekrar edelim: TCK 84. maddenin TMK`nın 1. maddesinde “tanımı” yapılan “terör suçu” ile nasıl bir ilişkisi olabilir?

Bu fasılda adı geçen “Kasten adam öldürme”, “Eziyet”, “Tehdit”, “Şantaj” gibi suçlara ilişkin maddeler hakkında da benzer bir sorgulamayı yapabiliriz. Bu suçlara biçilmiş cezaların “suç işlemek üzere kurulmuş bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesi” dışında işlendiği takdirde niçin caydırıcılıktan uzak hallerini korudukları sorgulanabilir pekâla…

TMK 4. Maddenin sıraladığı TCK maddeleri içinde 115. madde de yer alıyor. “İnanç, düşünce, kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme” suçu yani. İş bu maddeye gelince, insan ister istemez “terör” sınıflamaları yapılırken bazen adı geçen “devlet terörü”nü hatırlamamak mümkün mü? Çünkü biliyoruz ki, bu suç eğer “terör suçu” ise, bu suçu dünyada en çok devletler işliyor. Vardır belki de ben bilmiyorum; ancak bildiğim kadarıyla TCK 115. maddede tarif edilen suçu işleyen bir terör örgütü ile karşılaşmadım ben bugüne kadar. ”

TMK 4. maddeyi geçmeden Ümit Kardaş`ın maddeye ilişkin şu önemli tespitini de aktarayım:

“TMK 4. maddesindeki `terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlendiği takdirde` ibaresi tam bir muğlaklık ifade etmektedir. Faaliyet çerçevesinde suç işlenmesinin kriteri nedir? Terör örgütünün faaliyeti nasıl ve nerede başlar, nerede biter? Kanunilik ve tipiklik ilkelerinin göz ardı edildiği açıkça görülmektedir. Ayrıca bir suçun nerede soruşturulup kovuşturulacağı, güvenlik güçlerinin tutumuna ve algısına göre değişebilmektedir.”

TMK`yı “Türkiye`nin İkinci Anayasası”na dönüştüren en önemli nedenlerden birisi işte bu “muğlaklık”tır. TMK`nın “emniyet zinciri” içine almaya çalıştığı ifade özgürlüğü bu “muğlaklık” yüzünden “terör suçu” ile aynı kefeye konuluyor. TMK, “terör örgütlerinin propagandası” ana başlığı altında bu en önemli özgürlük alanında da sınırlamalar getiriyor, kanunun el attığı alanlarda terörizmin aktörleri ile onun “propaganda”sının aynı tabiatla suçlar olduğu yanılgısı yerleşiyor. Yazıyı İspanya Yüksek Mahkemesi`nden (hem de “terörizm”i bilen bir ülkede) 2002`de çıkan bir kararı hatırlatarak bitireceğim. Mahkeme, bu kararı ile terörizm ile terörizm övgüsünü birbirinden ayırıyor, terörist eylemler ile bunların açıkça övülmesini ya da onlara ilişkin ideolojik ve moral bir dayanışmanın dile getirilmesinin birbirine karıştırılmaması gerektiğini hükme bağlıyordu. Bu sözlerin içimizden bazılarının itirazına neden olacağını biliyorum. Biliyorum ama çare yok, madem ki “demokrasi”de karar kıldık, bu yönetim sisteminin hiç de tam olarak “güven verici” olmadığını, tam tersine “risklerle dolu” olduğunu unutmayacağız.

 Yenişafak

———————————-
Kürşat Bumin
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI
[catlist name=”Kürşat Bumin”]