Ana Sayfa Kategoriler Haberler Tire Kitap’tan 3 Yeni Eser

Tire Kitap’tan 3 Yeni Eser

0
Tire Kitap’tan 3 Yeni Eser

Tire Kitap, “Akif’in İzinde Yakın Tarihimiz (1873-1936)”, “Her Zaman Her Yerde İyilik” ve “Modern Dönem İslam Ülkeleri” adlı üç yeni eseri okuyucuyla buluşturdu.

Tire Kitap, İbrahim Özhazar ile İsa Elbinsoy’un birlikte hazırladığı 3 ciltten oluşan “Modern Dönem İslam Ülkeleri”,

Yusuf Tosun ile Hüseyin Özhazar’ın birlikte kaleme aldığı “Akif’in İzinde Yakın Tarihimiz (1873-1936)” ve

Hüseyin Özhazar’ın yazdığı “Her Zaman Her Yerde İyilik” adlı üç yeni eseri okuyucunun istifadesine sundu.

Modern Dönem İslam Ülkeleri (3 Cilt Takım) / Hazırlayan: İbrahim Özhazar-İsa Elbinsoy

İçinde bulunduğumuz döneme “bilgi çağı” diyenler olduğu gibi “internet çağı” diyenler de bulunmaktadır. İnternetin hayatımıza girmesinin sonuçlarından biri de bilgiye kolayca ulaşabilmektir. Cep telefonumuzdan veya kişisel bilgisayarımızdan internete girip hemen her türlü bilgiye ulaşma imkânı bulunmaktadır.

Ancak bilgiye ulaşmak kolaylaştığı gibi internet ortamına bilgi yüklemek de kolaylaşmış ve bunun sonucunda doğru, sahih, bilimsel bilgiyle dayanaksız, şüpheli ve taraflı malumat birbirine karışabilmiştir. Zaten bu sebeple bilgi çağı insanının karşılaştığı en önemli sorunlardan biri de “bilgi kirliliği”dir.

Bu eserle hem bilgi kirliliğinden arındırılmış hem de İslam ülkeleriyle ilgili temel bilgilerin bir araya getirilip toplandığı bir kaynak ortaya konulmuştur. Zaten bir ansiklopedinin amacı, belli bir disiplinle ya da disiplin grubuyla ilgili güncel bilgileri kapsamak, bu bilgileri bir sistem bütünlüğü içerisinde sunmak ve bilgiye en kolay biçimde ulaşılmasını sağlamaktır.

Bu eserde bir ülke ele alınırken coğrafya, tarih, demografi ve ekonomi gibi birçok farklı konuda bilgiler verilmiş, böylece çok yönlü ve geniş bir çerçevede okuma yapma fırsatı sunulmuştur. Bu başlıklar birbirleriyle doğrudan bağlantılıdır ve konunun bütünüyle anlaşılması için gereklidir. Çünkü bir ülkenin coğrafyasını bilmeden ekonomisini, tarihini bilmeden siyasi yapısını, coğrafî konumunu bilmeden jeostratejisini anlamak mümkün değildir.

Yine hiç şüphesiz bir ülkeyi veya insanlarını tanıyabilmek için bu bilgilerin yanı sıra ilişki kurduğu ülkeleri, bölgeyi ve dünyayı da bilmek gerekmektedir. Gerek bölgesel gerekse küresel bir değerlendirme yapabilmek için mümkün olduğunca çok yönlü malumat gereklidir. Bu nedenle kitapta, hacminin kısıtlamalarının da etkisiyle bazı konularda kısa bilgiler vermekle yetinilse de olabildiğince farklı ülke ve başlık incelenmiştir.

“Modern Dönem İslam Ülkeleri”, ansiklopedi formatı göz önünde bulundurularak hazırlanmıştır. Bu nedenle kitaba konu olan ülkeler anlatılırken belirli standartlar, kategoriler ve değerler göz önünde bulundurulmuştur.

Ülkeler kategorize edilirken ülkelerin coğrafî, tarihî ve kültürel sınırları esas alınmıştır. Böylece Balkanlar, Türkistan, Güney Asya, Afrika, Orta Doğu, Körfez Ülkeleri ve Arap Yarımadası ve Ek Ülkeler olmak üzere toplamda 8 ana başlık belirlenmiş ve bu başlıklar uzunlukları ve birbirleriyle yakınlıkları baz alınarak üç ayrı kitapta toplanmıştır.

Eserin I. cildi müstakil olarak Afrika ülkelerini konu alırken Afrika ülkeleri de kendi içinde yine benzer yöntemler ile 3 bölüme ayrılmıştır.

II. cild Balkanlar, Türkistan ve Güney Asya olmak üzere 3 ana başlığı içermektedir. Güney Asya ana başlığı ise kendi içinde 2 bölüme ayrılmıştır.

III. cildi Ortadoğu, Körfez Ülkeleri ve Arap Yarımadası ve Ek Ülkeler ana başlıklarının bir araya gelmesi ile oluşmuştur. Her cildin sonunda içerdiği ülkelerin kaynakçası yer almaktadır.

1. CİLT İÇİNDEKİLER

 

2. CİLT İÇİNDEKİLER

 

3. CİLT İÇİNDEKİLER

………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………….

Akif'in İzinde Yakın Tarihimiz (1873-1936) / Yusuf Tosun-Hüseyin Özhazar

İslam Şairi Mehmet Akif Ersoy’un hayatıyla ilgili pek çok eser kaleme alınmış ve alınmaktadır. Hayatının tamamını ele alan eserler olduğu gibi belli bir dönemine, sanat ve edebiyat alanına yoğunlaşan çalışmalar da bulunmaktadır. Kuşkusuz her bir eserin kendine göre bir önemi ve Akif’in anlaşılmasına yönelik bir katkısı söz konusudur. Bununla birlikte Akif’in bütünüyle anlaşılabilmesi, ancak içinde bulunduğu zaman (dönem) ve mekân boyutu çerçevesinde değerlendirilmesine bağlıdır.

Çünkü her insan, yaşadığı toplumun ve zamanın çocuğudur. Yaşadığı toplumun hissiyatına tercüman olmuş ve topluma yön vermiş her önemli şahsiyet için de aynı durum geçerlidir. Çünkü bu kişiler bir yönüyle içinde yaşadıkları zamanın ve toplumun niteliklerini taşırken diğer yönüyle kendi zamanlarına ve toplumlarına seslenirler. Ortaya koydukları eserlerin muhatabı genelde kendi toplumlarıdır.

Akif, dünyanın en uzun ömürlü devletlerinden birinin yıkılmaya yüz tuttuğu son döneminde yaşamıştır. Osmanlı Devleti, ihtişamlı günlerini geride bırakmış, askerî yenilgiler neticesinde sürekli geri çekilme içerisine girmiş, medeniyet denilen canavarın sırtlanlar gibi dört bir koldan saldırısına maruz kalmış, özellikle II. Meşrutiyet’ten sonra savaştan savaşa koşmuştur. Dolayısıyla ağır yenilgilerin bıraktığı derin yaraların acısını Mehmet Akif de herkes gibi tatmıştır. Toplumun içinde bulunduğu sıkıntıları her bir hücresine kadar hissetmiştir.

Bununla birlikte Akif’i anlamayı mümkün kılacak bir başka parametre de İslam’dır. Mehmet Akif’e göre İslam; hayatın anlamı, tutulacak tek doğru yol ve insanı mutluluğa taşıyacak ilkeler bütünüdür. Mehmet Akif’in bütün hayatının, mücadelesinin ve yazdığı şiirlerin ruhunu İslam oluşturmaktadır. Bu sebeple Akif’in neyi niçin yaptığını, neyi nasıl anladığını belirleyebilmek için bu temel parametrenin göz önünde bulundurulması gerekir. Aksi takdirde ne sürgüne gidişi ne yokluklar içerisindeki mücadelesi ne de şiirlerinden fışkıran o ruh anlaşılabilir.

Kısaca Akif, mekân boyutunda Osmanlı’nın içinde bulunduğu koşullarla, zaman boyutunda da İslam’la şekillenmiş bir şahsiyettir. Bu çalışma, bu iki parametre ışığında ortaya konuldu ve Akif’in hayatının her bir dönemi, söz konusu arka plan çerçevesinde değerlendirildi. Bu sebeple Mehmet Akif’in eğitim hayatına dair bilgiler verilirken Osmanlı’nın içinde bulunduğu sıkıntılı koşullara da değinildi, Millî Mücadele’de ifa ettiği görevlerden bahsedilirken zamanın atmosferi de betimlendi veya Mısır’a sürgüne gitmesinden bahsedilirken onu sürgüne zorlayan Tek Parti Türkiye’sinin şartları da resmedildi.

Böylece Akif’in sadece kişisel biyografisiyle yetinilmemiş, bilakis onun şahsında ve onun üzerinden bir dönemin anlatısı da yapılmış oldu. Bu sayede mikro ve makro tarih anlatımlarının sakıncalarından uzaklaşılmış ve ortaya daha bütüncül ve kapsamlı bir hayat hikâyesi konulmuştur.

 

KİTABIN İÇİNDEKİLER

………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………….

Her Zaman Her Yerde İyilik (Hikâyelerle Kavramlar – İyilik Kitabı) / Hüseyin Özhazar

Allah-u Teâlâ’nın insanoğluna bağışladığı en faziletli hasletlerden biri, hiç şüphesiz iyilik duygusudur. Yardıma muhtaç bir canlıya el uzatmak, hiçbir karşılık beklemeksizin vermek, zulme uğrayan bir kişinin veya topluluğun kurtuluşu için mücadele vermek, aç bir insanı doyurmak, bir yetimi giydirmek, bir fakiri evlendirmek, çocukları sevindirmek bütün bunların hepsi insanı yücelten, insanın yaşamına anlam katan değerlerdir.

Ülkemiz sınırları içinde ve dünyanın her bir köşesinde yüreğimizi yakan olaylar karşısında sessiz kalamayız. Ümmet bilinci gereği ve kulluk görevimiz olarak Allah’ın bizlere nasip ettiği imkânları başkalarıyla bölüşmek zorundayız.

Allah’ın bizlere verdiği imkânları yine Allah’ın kullarına reva görmemiz, bölüşebilmemiz gerekir. Terk edilmiş bölgelerde, ıssız yaşam merkezlerinde, modernizmin kaosu altında fark edilemeyen nice kimsesizlerin uzattığı eli tutmak için yola revan olmak insanlığımızın gereğidir.

Ülkemizin ve yeryüzünün bir dost arayan, bir veli göndermesi için Allah’a yakaran, mazlum, tükenmiş, fakir, fukara ve ihtiyaç sahiplerinin gözlerinin içine bakarak gülümseyebilmelerini sağlamak için bir duyarlılık oluşturmaya çalışmalıyız. Bizler inanıyoruz ki, “iyilik” yeryüzünün ve hayatın insana dair mucizesidir. Dinimiz bize iyiliği emrediyor. Kimsesize, yetime, öksüze, yolda kalmışa, evsize, barksıza, yaralıya, yaşlıya, aça, ilaçsıza gülümsemeyi, elinden tutmayı öneriyor. Yanı başımızda ya da çok uzakta…

Her birimiz çeşitli vesilelerle öyle şeylere şahit oluyoruz ki… Ülkesi talan edilmişler, ocağı başına yıkılmışlar, yavrularını kaybedenler, mülteciler, hayalleri yıkılanlar ve gelecek kaygısı içinde bir köşede titreyenler…

Rahman’ın adaletini, İslâm’ın sevgisini, Rahim’in merhametini ve büyük kardeşlik elini ihtiyacı olan insanlara ulaştırmak için bir çaba içinde olmalıyız. Bizde selam vermek sadakadır. Gülümsemek, yardım etmek sadakadır. Bir yaşlının, acuzun elinden tutmak sadakadır. Bizde erdemin en büyüğü, bizimle ilişkilerini kesene iyilik etmemiz, bizden esirgeyene vermemiz, bize kötülük edeni bağışlayıp, dost elimizi uzatmamızdır.

Biz, sevdiğimiz şeylerden vermedikçe iyiliğe eremeyeceğimizi; her ne verirsek onu Allah’ın bildiğini biliriz. Biliriz ki iyilik, huzurun kardeşidir. Biliriz ki hepimiz borçluyuz. O’na olan borcumuzu, birbirimize iyilik yapmakla öderiz. Biliriz ki insanı kurtaracak olan yalnız iyilikleridir. Biliriz ki iyilik bizi özümüze ve ölümsüzlüğe taşıyacaktır.

Her toplumda herkes varlıklı değildir. Ya da tüm insanlar bütün ihtiyaçlarını mükemmel bir şekilde kendi başlarına karşılayamazlar. Mutlaka bir açıdan ihtiyaç sahibidirler.

Fakir maddi desteğe, mazlum kendisini zulümden kurtaracak olan bir ele, özürlü sağlam kimselerin yardımına, hasta bakıma, cahil bilenlerin bilgisine, aklı başında olmayan akıllıların nasihatine, çocuklar anne-babaların veliliğine, yaşlılar evlatlarının sadakatine, hizmet bekleyenler sanatkârların mesleğine, toplum becerikli insanların yararlı faaliyetlerine muhtaçtır. Bu açıdan bakıldığı zaman toplumda herkes bir şekilde ihtiyaç sahibidir. Muhtaç olmayan sadece Allah’tır. Sadece O, ihtiyaçtan münezzehtir.

“Bir insanın gerçek zenginliği, onun bu dünyada yaptığı iyilikleridir.”

“Bilgi insanı şüpheden, iyilik acı çekmekten, kararlı olmak korkudan kurtarır.”

İnanıyoruz ki iyiliklerimiz insanı, eşyayı, dünyayı güzelleştirir. Bu yüzden iyiliklerimiz renk, sınıf ayrımı yapmaz. İlham kaynağımız Hılful Fudul uygulaması (Erdemliler ittifakı)dır. Tarihimiz, iyiliklerin daima diri tutulduğu, vakıf kültürü ile yoğrulduğu bir tarihtir. Bu tarihsel miras, ümidimizin ve örnekliğimizin kaynağı olmalıdır.

“Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür.” (Buhari, Müslim)

KİTABIN İÇİNDEKİLER