Ticaret Ahlakı Programında 7. Hafta

0
97

Ticaret Ahlakı Programında 7. Haftanın konuğu: İlahiyatçı Ramazan Beyhan 15 Nisan 2013 Pazartesi günü “İnfak Ahlakı” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

Beyhan konuşmasında şu konulara değindi:

İnfak; kelime olarak; sarf etmek malı elden çıkarmak, yitirmek, azalmak, noksanlaşmak, bitmek, tükenmek anlamlarına geliyor.

Dini bir terim olarak ise; malı Allah yolunda yararlı olan şeylere harcamak.

Ahlak ise, seciye, tabiat, huy anlamlarına gelir.

İslami kaynaklarda genellikle iyi ve kötü huy olarak tarif edilmiştir.

İnfak Ahlakı’ndan neyi kastediyoruz?

Kim, neyi kime ne için ve nasıl infak edecek? 3N 2K

Kim? İnfak eden Münfik (Mü’min olan kişi olması gerekir.)

Neyi? Maddi ve manevi değerler.

Kime? İhtiyaç sahiplerine.

Ne için? Allah’ın Rızasını elde etmek için.

Nasıl? Asıl konumuzun kendisi bu sorunun cevabı olacaktır.

Mülkün gerçek sahibi Allah Teâlâ’dır. Bizler ise sadece emanetçiyiz. Sahipliğimiz görecelidir. Bu Tevhid inancının temel kaidesidir. Aksisi Şirktir.

Şirk; Mülkiyette hak iddia etmektir. Ya da bir başkasına mülkiyette hak tanımaktır.

Allah kendi mülkünü kendi memlukları arasında dağıtmaktadır. Nur:31 – Hadid:7 ayetler.

Kur’an’da ki kullanım açısından İnfak; nefak; bir şeyin tükenmesi, geçip gitmesi, azalması zıddı kesattır yani her şey yerinde duran, eksilmeyen.

Nefak; Başka bir yere çıkışı olan yol tünel anlamlarına da geliyor.

Nafaka; kişinin kendisi ve yakınları için yaptığı harcamalara denir.

Nifak; küfür ve münafıklık, İslam’a bir yerden girip diğer yerden çıkmak. Ya da zorlandığı yerde çıkıp giden.

Münafıklığın en belirgin olduğu yer infaktır. Nifakın ilacı infaktır.

Münafık; imanını tüketen kişi

İslam ekonomisi İnfak ekonomisidir.

Hayr; iyilik etmek, üstün olmak, şerrin zıddıdır. Rağıb el isfahani; Akıl, adalet ve faydalı nesne olarak ifade eder.

Istılahta infak; farz olan zekât ile beraber nafile ve müstehap olan tüm harcamaları içine alır. Maddi ve manevi harcamalardır.

İnfak; Allah’a itaat ve ibadet, iyilik niyetiyle yapılan kişinin kendisine, eşine, ailesine, akrabalarına, dostuna, ihtiyaç sahiplerine, kısacası Müslümanlara, hatta bütün insanlığa faydası olan mal, mülk, para, ilim, makam, nasihat, yol gösterme, izzet, ikram ve ağırlama, saygı, sevgi ve selam gibi maddi manevi her türlü hayrı, yardımı ve harcamayı içine alan gerek zorunlu gerekse de gönüllü infak gibi davranışları içine alan dini ve ahlaki bir davranış biçimidir.

Allah herkese rızık veriyor ve verdiği rızıktan infak etmemizi istiyor. Az malı olan azından çok malı olan çoğundan infak etmelidir. Malı az iken infak etmeye elini alıştırmayan kimse zengin olduğunda infak etmekte çok zorlanacaktır.

Mala olan sevgimizde belli bir ölçüye göre olması gerekir. Sad:32.-33. Ayetler. Leyl suresinde; “Arınmak için verir.” der rabbimiz.

İnfak imanın meyvesidir. İman tükenmediği müddetçe infak tükenmez.

İnfak’ın hem dünyevi hem de uhrevi kazanımları vardır; İnsanı cimrilikten kurtarır, malın artmasına vesile olur, şükretmeye teşvik ediyor, mükâfatını Allah daha fazlası ile veriyor, paylaşım ve kardeşlik duygusunu geliştiriyor, fakirliğe bir çözüm oluyor aynı zamanda insanı huzura kavuşturuyor, Uhrevi olarak; Allah’ın rızasını ve rahmetini kazandırıyor, korku ve ezadan emin kılıyor ve cenneti kazandırıyor.

İnfak nasıl yapılmalı?

Burada ölçümüz Kur’an olmalı, bunu en güzel öğretecek olan Kur’an dır.

Bakara Suresi 261-274 ayetler;

261 – Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, bir tanenin durumu gibidir ki, yedi başak bitirmiş ve her başakta yüz tane var. Allah, dilediğine daha da katlar. Allah’ın rahmeti geniştir. O, her şeyi bilir.

262 – Allah yolunda mallarını infak eden, sonra verdiklerinin arkasından başa kakmayı, gönül incitmeyi uygun görmeyen kimselerin Rableri yanında mükâfatları vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar, üzülmeyeceklerdir.

263 – Bir tatlı dil ve kusurları bağışlamak, arkasından eza ve gönül bulantısı gelecek bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir, halimdir, yumuşak davranır.

264 – Ey iman edenler! Sadakalarınızı, başa kakmak, gönül kırmakla boşa gidermeyin. O adam gibi ki, insanlara gösteriş için malını dağıtır da ne Allah’a inanır, ne ahiret gününe. Artık onun hâli, bir kayanın hâline benzer ki, üzerinde biraz toprak varmış, derken şiddetli bir sağanak inmiş de onu yalçın bir kaya halinde bırakıvermiş. Öyle kimseler, kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu doğru yola iletmez.

265 – Allah’ın rızasını aramak, kendilerini veya kendilerinden bir kısmını Allah yolunda sabit kılmak için mallarını Allah yolunda harcayanların hâli ise, bir tepedeki güzel bir bahçenin hâline benzer ki, ona kuvvetli bir sağanak düşmüş de yemişlerini iki kat vermiştir. Böyle bir bahçeye yağmur düşmese bile mutlaka bir çisenti vardır. Allah, yaptıklarınızı görür.

266 – Hiç biriniz ister mi ki, kendisinin hurmalık ve üzümlüklerden bir bahçesi olsun, altında ırmaklar aksın, içinde her türlü ürünü bulunsun da, kendi üzerine de ihtiyarlık çökmüş ve elleri ermez, güçleri yetmez küçük, zayıf çocukları olsun. Derken ona ateşli bir bora isabet ediversin de o bahçe yanıversin. İşte Allah, âyetlerini size böylece açıklıyor. Umulur ki, düşünürsünüz.

267 – Ey iman edenler! İnfakı gerek kazandıklarınızın, gerek sizin için yerden çıkardıklarımızın temizlerinden yapın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olamıyacağınız fenasını vermeye yeltenmeyin. Biliniz ki, Allah sadakalarınıza muhtaç değildir ve hamde layık olandır.

268 – Şeytan sizi fakirlikle korkutup çirkin çirkin şeylere teşvik eder. Allah da lütfundan ve bağışlamasından birtakım vaatlerde bulunuyor. Allah’ın lütfu geniştir. O her şeyi bilendir.

269 – Dilediğine hikmet verir, hikmet verilene ise pek çok hayır verilmiş demektir. Ve bunu ancak üstün akıllılar anlar.

270 – Her ne çeşit nafaka verdinizse veya ne türlü bir adak adadınızsa, Allah onu kesinlikle bilir. Ve zalimlere hiçbir şekilde yardım olunmayacaktır.

271 – Sadakaları açıkça verirseniz o, ne iyi olur; yok eğer onları gizler de fakirlere öyle verirseniz bu sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızın birçoğunun bağışlanmasına sebep olur. Bilin ki, Allah, her ne yaparsanız hepsinden haberdardır.

272 – Onları yola getirmek senin boynuna borç değildir, ancak Allah dilediğini yola getirir. Yaptığınız her iyilik sırf kendiniz içindir. Siz yalnızca Allah rızasını gözetmenin dışında infak etmezsiniz. İyilik cinsinden ne infak ederseniz o size aynen ödenir. Size hiçbir şekilde haksızlık yapılmaz.

273 – Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adamış olan fakirlere veriniz. Onlar yeryüzünde gezip dolaşmaya güç yetiremezler. Utangaç olduklarından dolayı, bilmeyenler, onları zengin sanırlar. Oysa sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük yapıp kimseden bir şey de isteyemezler. Ne türden bir iyilik yaparsanız, şüphe yok ki, Allah onu bilir.

274 – Mallarını gece ve gündüz, gizlice ve açıkça infak edenler yok mu, işte onların Rableri katında ecir ve mükâfatları vardır. Ve onlara herhangi bir korku yoktur, onlar hiçbir zaman mahzun da olmazlar.

İnsan Suresi:

8 – Düşküne, yetime ve esire seve seve yemek yedirirler.

9 – “Size sırf Allah rızası için yemek yediriyoruz. Sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür bekliyoruz.”

10 – “Biz sert ve belalı bir günde Rabbimizden korkarız.” derler.

11 – Allah da onları o günün fenalığından korur, yüzlerine parlaklık, gönüllerine sevinç verir.