Ticaret Ahlakı Programı

0
126

Anesiad Yönetim Kurulu Üyesi Tuncay Dönmez, 8 Nisan 2013 Pazartesi günü “İyi Bir Tüccarın Hayatı Değiştirmedeki Rolü” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

Ticaret Ahlakı Programı’nda 6. Haftanın konuğu: Anesiad (Anadolu Esnaf Sanayici Ve İş Adamları Derneği) Yönetim kurulu Başkanı Ali Kılavuz “İşletmelerde Örgütlülüğün Önemi” üzerine kısa bir konuşma yaptı.

Hacı Kırtay’ın Kur’an tilavetiyle başlayan program Anesiad (Anadolu Esnaf Sanayici Ve İş Adamları Derneği) Yönetim kurulu Başkanı Ali Kılavuz “İşletmelerde Örgütlülüğün Önemi” üzerine kısa bir sunumuyla devam etti.

Kılavuz, konuşmasında şu konulara değindi:

Öncelikle Anesiad hakkında bilgi veren Kılavuz, derneğin 14 il, bölge ve dernek üzerinde esnaf çalışmaları üzerine kurgulandı.

Şuan en çok üzerinde durduğumuz örgütlü hareketlerdir.

Bizler güncel hayatımızda İslami ahlak ile ahlakla nalım, akidemizi düzeltelim, ibadetlerimiz hakkıyla yerine getirelim diye fiili olarak çabalarımız olabilir ama bu irşad çalışmaları hayatımızın büyük bir kısmını doldurmuyor aslında. Sabah evden çıktığımız an veya işimizin başına gittiğimiz an günün 8 veya 10 saati bunlardan uzak yaşıyoruz. Orda imtihanımızın başka bir yönünü veriyoruz.

Yanlışa düştüğümüz zaman elimizden tutacak ve düzeltecek birilerinin olması için bir yapının olması olmazsa olmazdır.

Müslüman kardeşliği gibi ticaret kardeşliklerimizi de kurmamız gerekmektedir.

Örgütlü olarak bir arada olmanın bir gücü vardır. Bu güç bizi koruyacaktır.

Anesiad bu düşünce üzerine kuruldu.

İslam öncesi dönemde Mekke’de Darunnedve kurulan sistem sadece siyasi politik bir birlik değildir. Aynı zamanda bir ekonomi birliktir. Ekonomik güçleriyle insanları ezen bir sisteme karşı kurulan Hilfulfudul aslında zulüm aracına dönen birlik olan Darunnedve karşısına kurulmuş olan ekonomik bir birliktir aslında.

Dört halife sonrasında ki dönemde Selçuklu ahilik teşkilatına kadar Müslümanların ciddi olarak ticari olarak kendilerini koruyacakları ticari prensipler koyan profesyonel birlikler olmamıştır.

Ahilik örgütlü bir kurum olması hasebiyle örnek alınması gereken bir kurumdur.

1500-1600lü yıllarda tüm Avrupa’da coğrafik keşifler başlayınca, dünyayı tüccarlar dolaşıyor. Yani dolaşanlar parayı elinde tutan tüccarlardır. Ve bu girişimler Rönesans ve Reformların kapısını aralamıştır. Sonrasında daha çok kazanma hırsıyla dünyayı karartan bir Avrupa türemiştir.

Bizler ise bu gücün farkına vararak ahlak temeli üzerinde örgütlenerek güzel modeller ortaya koyarak hayatı ıslah edebiliriz.

Eğer örgütlü iseniz dikkate alınırsınız ve belirleyici bir güç olursunuz.

Sonrasında Anesiad Yönetim Kurulu Üyesi Tuncay Dönmez “İyi Bir Tüccarın Hayatı Değiştirmedeki Rolü” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

Dönmez konuşmasında şu konulara değindi:

Hayatımızı düzenlerken uymamız gereken en güzel örnek Peygamberimizin hayatıdır. Efendimiz peygamberlik gelmeden önce ticaret ile uğraşırdı. Ve el emin sıfatını bu dönemde almıştır.

Bizler nasıl bir peygamberin ümmetiyiz?

Peygamberimizin ticari hayatta öncelikleri nelerdir?

Efendimiz Haksızlıklara karşı koymak için oluşturulan Erdemliler Hareketinin içinde yerini alarak ticarete müdahale eden yanlış ellere karşı koymuşlardır.

Günümüzde de haksızlıklar var bunları düzeltmek için bu tür birlikler kurmak veya varsa bunlara dâhil olmak gerekiyor.

Tarihe baktığımızda İslam’ın dürüst tacirler eliyle dünyaya yayıldığını görüyoruz.

Anadolu bu vesile ile Müslümanlaşmıştır.

200 milyon nüfuslu Endülüs Müslüman bir tüccarın sayesinde İslamlaşıyor. Olay şöyle gerçekleşiyor;

Endülüs çarşısında Kumaş ticareti ile uğraşan bir Müslüman vardır. Bir gün kendisi dükkân da yok iken çırağı gelen bir müşterisine bazı kumaşları satar. Müslüman tüccar dükkâna gelip kasaya baktığında kasanın para ile dolu olduğunu görür. Çırağa bunu sorar,

Çırağı da çok karlı bir alışveriş yaptığını söyler,

Müslüman tüccar; hangi kumaşları kaça sattığını sorar,

Çırağı da; bazı kumaşları gösteriri ve 20 akçeden sattığını söyler,

Müslüman tüccar; ama bu kumaşın fiyatı 10 akçedir sen müşteriden fazla para almışsın der^.

Çırak; ama efendim müşteri fiyattan memnun olarak bu kumaşları aldı der.

Müslüman Tüccar; hayır bu doğru değil şimdi sen derhal git kumaşları sattığın adamı bul getir der.

Çırak pazarın içinde o adamı arar bulur ve ustasının yanına getirir.

Müslüman Tüccar; efendim öncelikle özür diliyorum, benim çırak size 10 akçelik kumaşı 20 akçeden satmış sizden aldığı fazla parayı size geri ödemek istiyorum der.

Müşteri hayretler içerisinde; ama ben bunu isteyerek aldım kendi rızam ile aldım dese de Müslüman tüccar aldığı fazla parayı geri ödeyerek üstüne birde hakkını helal et der.

Müşteri şaşkınlıklar içerisindedir. Böyle bir durumla bu güne kadar karşılaşmamıştır.

Müslüman tüccar; Müslüman olduğunu bunu kendi inancı gereği yaptığını anlatır.

Sonrasında bu olay dilden dile pazarda şehirde ve ülkede dolaşır. En sonunda kralın kulağına kadar gelir. Kral bu erdemli hareketi yapan bu tüccar ile tanışmak ister ve tüccar Kralın huzuruna getirilir. Kral bu yaptığı şeyin sebebini sorar Tüccar da Müslüman olduğunu ve inancı gereği bunu yaptığını söyler. Bu dini merak eden kral dini öğrenmek ister ve tüccar İslam’ı ona anlatınca bu güzellikler karşısında mest olan kral Müslüman olur. Kralın Müslüman olmasıyla ülkenin çoğu Müslüman olarak İslam dinini seçecektir.

10 akçe demeden bir dirhem bile olsa doğruluktan ayrılmayalım. Bir ülke değil bir insanın hidayetine vesile olma güneşin üzerine doğduğu her şeyden hayırlı olduğunu unutmayalım.

Hiçbir şey olmasa da muhatabımızın bizim hakkımızda yanlış düşüncelere sevk etmemek çok önemlidir.

Endülüs’ün Tarık bin Ziyad tarafından fethedilmeden önce Müslüman Tüccarların fetih için alt yapısını oluşturacaklardır. Müslümanların sayısı arttıkça şer güçlerin dikkatini çekmiş ve zulümler yapılmaya başlayınca Endülüslü Müslümanlar yardım isteklerine cevap olarak Tarık bin Ziyad ordusunu oraya sevk ederek İslam’ın 400 yıllık hükümranlığını sağlamış alacaktır.

Dün dünyayı değiştiren Müslüman tüccarlar bu gün nerede acaba.

Bizler ara ara Çin’e gidip ticaret yapıyoruz. Çinlilerin en çok güvendikleri Avrupalılar, Japonlar, Koreliler vs. ama orta doğu dediğimizde aman aman deyip kaçıyorlar. Ama bunlar Müslüman diyoruz onlar evet Müslüman ama bunlar yalan söylüyor, sözünde durmuyor, vadeli mal alıp parasını ödemiyorlar dediklerinde bir Müslüman olarak utancımızdan yerin dibine giriyoruz.

Ve bu ön yargıyı kırmak için çabalıyoruz. Bir Müslüman’ın yaptığı hata bütün Müslümanlara mal ediliyor. Bunu unutmayalım.

 

Hz. Ömer elinde kırbacıyla pazarda dolaşırken “Ticaretin hukukunu bilmeyenler ticaret yapmasın.” derdi.

Kişinin kendi eliyle kazandığından daha hayırlı bir şey yoktur.

Eğer bizler Allahın kitabına ve peygamberin sünnetine göre ticaret edene cennet vaat edilmektedir efendimiz tarafından.

En kutsal ibadet cihattır, ondan sonra ticarettir.

İmam Azam bir gün dükkânına gelir oğlunun bir kumaşı müşteriye satmak içim gereğinden fazla övdüğünü görünce hemen müdahale ediyor. Müşteri ya ben bunu almak istiyorum dese de imam bu alıverişi engelleyerek, ticaretin kuralları içerisinde malı gereğinden fazla övmek gerçekleştiği için bu ticaretin hayırlı olmayacağını düşünerek malı satmaktan vazgeçiyor ve müşteriden özür diliyor.

Yine bir gün bir kadın elinde ipek bir kumaş ile imamın dükkanına gelip elindeki kumaşı satmak istediğini söylüyor.

İmam; ne kadar istiyorsun der,

Kadın; 100 dinar der.

İmam; olmaz 100dinar bu kumaş için azdır der.

Kadın; 200 dinar olsun o zaman der.

İmam; 200 dinar da az der.

Kadın; 300 dinar olsun der.

İmam; 300 dinar da azdır der.

Kadın; 400 dinar olsun der.

İmam; 400 dinar da azdır deyince ,

Kadın; sen benimle alay mı ediyorsun diye imama çıkışır.

İmam; sen bir tanıdığını getir buna bir fiyat biçsin bende bu şekilde senden satın alayım der. Sonrasında bir tanıdık getirilir kumaşın fiyatı belirlenir ve imam 500 dinar vererek kadından o kumaşı satın alır.

Bizle böyle bir imamın takipçileri olduğumuzu unutmayalım.

Yine İmam Azam bir gün dükkâna geldiğinde ortağının kumaşları satmış olduğunu görüyor. Ama sattığı kumaşlar defolu kumaşlar. İmam kumaşların defolu olduğunu müşteriye söyleyip söylemediğini soruyor. Ortağı söylemeyi unuttuğunu söyleyince imam hemen git onu bul getir diyor. Ama ortağı arıyor pazarı bir türlü bulamıyor. İmam öyle üzülüyor ki o kumaşlardan gelen bütün parayı tasadduk ediyor ve 20 yıllık ortağından bu mesele yüzünden ayrılıyor.

İmam Azam biz bu malın parasının hepsini tasadduk ettik ama yinede o adamın hakkını veremedik, o adam yarın ahrette yakamıza yapışıp hakkını alır diyecektir.

Ticareti yaptığımız insanların kimlikleri, inançları ne olursa olsun dürüstlükten ayrılmamamız gerekir. Yahudiler putperestleri kendi dinlerinde olmadıkları için çok kandırmışlardır. Bundan dolayı da hiçbir putperestin Yahudiliği seçip Yahudi olduğuna şahit olunmamıştır.

“Ey tüccarlar pazarlarda yalancılık yaygındır ama siz sadakayı (doğruluğu, sadakati, eminliği) yayınız.” Hadis

Borcunu ödemek birçok insana sadaka vermekten daha hayırlıdır.

Müslüman tüccar başkasında alacağı varsa ona karşı yumuşak olsun hatta mümkünse vazgeçsin, çünkü bu övülmüş bir harekettir.

Konuyla ilgili bazı hadisler:

“Allah alırken kolaylık gösteren, satarken kolaylık gösteren, öderken kolaylık gösteren ve borcunu öderken kolaylık gösteren kimseyi cennetine koymuştur.”

“Peygamber Efendimiz hangi kazancın daha üstün olduğu sorulduğunda şu cevabı vermiştir; Kişinin kendi elinin emeği ve dürüst yapılan mebrur bir alış veriştir.”

“Bir kimse kendi elinin emeği ile yaptığı bir yemekten daha hayırlı bir yemek yememiştir. Şüphesiz Hz. Davut a.s. da zırh yaparak kendi elinin emeğini yiyordu.”

“Ticaret yapınız helal paranın onda dokuzu ticarettedir.”

“Hz. Ömer diyor ki; Çalışınız kazanınız Allah gökten para yağdırmamıştır.”

“Sabahın erken saatlerinde genç delikanlı bir Müslüman peygamberimizin yanından geçiyor, bunu gören sahabeler yazık diyor keşke bizim yanımıza gelse de sohbetimize katılsaydı derler. Efendimiz soru yor genç nereye gitti, sahabeler genç ticarete gitti işine gücüne ailesinin nafakasını sağlamaya gitti derler. Efendimiz onun yaptığı işten daha hayırlı bir iş yoktur buyurur.”

Yine Hz. İsa bir gün bir genci görüyor genç gün boyu ibadetle meşgul oluyor. Hz. İsa gence senin geçimini kim sağlıyor diyor. Genç vallahi benim geçimimi kardeşim çalışarak sağlıyor diyor. Hz. İsa vallahi senin kardeşin daha hayırlı bir iş yapmaktadır.

İslam da miskinlik, dilencilik hor görülmüştür.

“Doğru sözlü, dürüst ve güvenilir tacir; Nebiler, Sıddıklar ve Şehitlerle beraberdir.” (Tirmizi)