Ticaret Ahlakı 2. Hafta

0
150

Ticaret Ahlakı Programında 2.Haftanın konuğu İlahiyatçı-Yazar Ali Rıza Akgün 11 Mart 2013 Pazartesi günü Zekât Ahlakı konulu sunum yaptı.

Programa Hikmet Kaplan’ın Kur’an tilavetiyle başlandı. Sonrasında Dernek Başkanı Sıddık Karaduman kısaca dernek faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Daha sonra Ali Rıza Akgün sunumunu yapmak üzere konuşmasına başladı.

Akgün konuşmasında kısaca şu konulara değindi: Zekât Kur’an da geçen bir kavramdır temizlik, bereket ve üreme almalarına gelir. Neden Allah bu anlamlara gelen bir kelimeyi Zekât için kullanmıştır. Zekât zengin hali vakti yerinde olan insanların malından paylaşmasıdır.

Zekât İslam’ın esaslarından bir esastır.

Peygamber zamanında Zekât kurumsal bir olgu iken bu gün artık bireysel bir olgu haline gelmiştir.

Zekât memurları vardı, sırf bu işle ilgilenirlerdi. Toplanılan mallar Beytülmale getirilir ve adaletli bir şekilde dağıtılırdı.

Zekât toplumsal dengeyi sağlamada çok ciddi bir etkendir. Bundan dolayı terk edildiği takdirde Hz. Ebubekir tarafından savaş sebebi olarak sayılmıştır.

Zekât Kur’an’da hep namaz ile birlikte anılmıştır.

Zekât bir Müslüman’ın ciddi olup olmadığını belirleyen bir mihenktir.

Zekât hicretin 2. Yılında farz kılınmıştır.

Zekât Müslüman erkek, kadın ve kendisine zekât miktarına ulaşmış bir mal varlığı kalan çocuk için gereklidir. Gayri Müslimlerin zekât vermesi söz konusu değildir. Onlardan vergi alınır.

Vergi daha çok hizmet karşılığı alınan ücrettir. Zekât ise kazançtan verilendir.

Zekât; ticaret malları, hayvanlar ve mahsul kategorileri olarak ayrı ayrı hesaplanır.

Zekât verilecek mal, zaruri ihtiyacın dışında olan maldır. Zaruri ihtiyaç meselesi kişiden kişiye değişebilir.

Bütün ihtiyaçlarını giderdikten sonra 85 gram altın veya bunun karşılığında para ve ya ticari mal varsa ve bunun üzerinden bir yıl geçmesi gerekir. Bundan dolayı kişinin zengin olduğu tarihi not etmesi gerekir.

Zekât hesabı Kameri aya göre yapılır. Miladi takvime göre zekâtını hesap eden bir kişi 36 yılda bir yıl zekâtını vermemiş olur.

İslam insanın kazandığını sömürmek istemez. Zekât malının üreyen mal olması gerekir ve bir yıl müsaade eder, yılsonu itibariyle kazandığından ister.

Alacaklarımı zekât’a sayabilir miyim?

Eğer külliyen batak ise bunu zekâta sayamayız, ama eğer alacağın kişi daha iflas etmemiş ise iflasın eşiğinde ise alacağınızı ona destek için darboğazdan kurtarmak için zekât olarak saya bilirisiniz.

Alacağınız var ama adam 10-20 yıl sonra çıkıp geldi ve alacağınızı çıkarıp verdi. Bunun zekâtı geriye dönük olarak, bir defa zekâtı verilir.

Kişi Yılsonunda Zekâtını hesaplarken alacak verecekler hesaplanır ve dükkânında ki malı satış fiyatından hesaplayarak zekâtını verir.

Kişiler hayır kurumlarına Zekât olarak ürettiği veya sattığı mallardan verdiğinde, verdiği malın değerini bağışladığı kuruma söylemesi gerekir. Ve bunun takibatının yapılarak aynı değerden satılmasına dikkat edilmesi gerekir. Eğer düşük değerden satıldıysa veren kişin o açığı tamamlaması gerekir.

Bayanların takılarına zekât düşer mi?

Şafi, Hanbelî ve Maliki mezhebine göre bayanların takılarına zekât yoktur.

Hanefi mezhebinde vardır.

Bu konuda dikkat edilmesi gereken hususlar:

1. Bayanlar gerçekten bunu takı olarak kullanıyorsa zekâtı yoktur. Eğer biriktirmek için yapıyorsa zekâtı verilir.

2. Haram olan her şeyden zekât alınır. Örneğin altın ve gümüş kaptan yemek içmek haram olduğundan bunlara zekât düşer. Erkeklerin takı olarak kullandığı altına ve halis ipeğe zekât düşer 85 gram hesabı yapılmadan. Ama zaruretler bunu dışındadır.

Aldığımız arsaya zekât düşer mi?

Eğer Pirim yapan arsa ise her sene zekâtı verilecek, pirim yapmıyorsa satıldığında bir sefere mahsus zekâtı verilir.

Ev almak için biriktirilen paraya zekât düşmez.