Ana Sayfa Yazarlar Aslı Aydıntaşbaş Terörü Suriye`den soyutlayamazsınız – (Aslı Aydıntaşbaş)

Terörü Suriye`den soyutlayamazsınız – (Aslı Aydıntaşbaş)

0
Terörü Suriye`den soyutlayamazsınız – (Aslı Aydıntaşbaş)

Ama bu kez PKK’nın bir türlü taban bulamadığı, ekonomik refahın âdeta “toplumsal çimento” vazifesi gördüğü ve Suriye’nin de dibindeki Gaziantep’in seçilmiş olması ve PKK’nın geçmişte pek başvurmadığı (hatırladığım kadarıyla

“Destabilizasyon.”

Kelime anlamı, “istikrarsızlaştırma. “İşte Gaziantep saldırısı ve artan terör eylemleriyle yapılmak istenen, tam da bu.

Gözümüzün önündeki gerçeği inkâr etmenin anlamı yok: Türkiye 2012 yazı itibarıyla, karanlık bir döneme girdi. Terörün yükselmesinin, Türkiye’nin bir şiddet sarmalına sürüklenmesinin birçok sebebi var tabii. PKK’nın savaşı seçmesi, hükümetin ‘Oslo kompleksi’, toplumda incele incele kopma noktasına gelen sosyal bağlar, Kürt sorununda somut bir çözüm planının olmayışı, medyanın sağır-dilsizi oynaması ve tabii yöneticilerinin ağızlarından çıkan lafın sonuçlarını hesaplamadan ileri-geri konuşması vs…

Ancak bana göre bunlardan hiçbiri, “Suriye boyutu” kadar ‘belirleyici’ değil. 2012 yazı itibariyle, Türkiye’de yaşananlar, Suriye’deki iç savaş ve Ortadoğu’da başlayan mezhep mücadelesinden soyutlanamaz.

Neden? Çünkü Ankara’nın 1,5 yıl ömür biçtiği Suriye krizi, hâlâ direniyor. Esad rejimi, son çırpınışlarında “Benden sonra tufan” diyerek her yeri kana bulamaya hazır. Arkasında İran var, berisinde Hizbullah ve Irak. PKK’nın alelacele “devrimci halk savaşı”na girişmesi, neredeyse 30 yıl sonra ASALA’nın hortlaması ve Suriye rejiminin Afrin ve Kamışlı’da PYD’yla yetki paylaşımına gitmesi, özünde Türkiye’yi Suriye politikasından caydırmaya yönelik adımlar.

Suriye’de ramazan ayında ölen insan sayısını biliyor musunuz? 4795. Bunlardan 3800 civarı sivil; aralarında 341 kadın ve 18 yaşın altında 456 çocuk var. 900 km’lik sınırımız, muhaliflerden yana deklare edilmiş bir politikamız ve de bizzat ülkemize aldığımız 100 bin civarında (resmi giriş ve mülteciler) Suriyeli varken, bu vahşetin bizlere dokunmadan geçmesi mümkün mü?

Suriye, bir girdap gibi bölgeyi kasıp kavuruyor ve bizi de kendisiyle aşağı çekiyor. Bunu engellemek mümkün müydü? Hayır. Tarihin kritik noktalarından biri ve bizi aşan dinamikler söz konusu. Ve maalesef Esad rejimi gitmeden, Türkiye’de huzur olmayacak.

Gelelim Gaziantep olayının detaylarına. Dün bu yazıyı kaleme aldığım saatlerde, saldırının PKK tarafından yapılıp yapılamadığı belli değildi. Tabii PKK’nın bizzat üstlenmemiş olması kendi içinde bir gösterge değil. Örgüt, geçmişte de toplumda tepki uyandıran, sivillerin hedef alındığı eylemleri doğrudan üstlenmedi; ‘yerel inisiyatif’ ya da ‘TAK’ dedi.

Ama bu kez PKK’nın bir türlü taban bulamadığı, ekonomik refahın âdeta “toplumsal çimento” vazifesi gördüğü ve Suriye’nin de dibindeki Gaziantep’in seçilmiş olması ve PKK’nın geçmişte pek başvurmadığı (hatırladığım kadarıyla sadece bir kez) ‘bomba yüklü araç’ yönteminin seçilmesi, kafalarda soru işareti uyandırıyor. Bomba yüklü araç, Lübnan’da, Irak’ta kullanılan bir yöntem. İşin içinde PKK bile olsa, Gaziantep’in Suriye politikası konusunda Türkiye’ye bir ‘mesaj’ olduğu, Halep’ten 1,5 saat uzaklıktaki şehirde patlayan bombanın ‘Halep’e dokunma, muhaliflere ağır silah verme!’ altyazısıyla geldiğine şüphe yok.

Peki ne yapmalı? “Türkiye bu işlere hiç bulaşmayacaktı!” diyenler, bu isyanı Türkiye’nin değil Suriyelilerin başlattığını, Türkiye’nin “rejime değil halka oynamak” dışında bir seçeneği olmadığını, Esad’la bozuşmayıp şu anda kanka durumunda olsak, yine de etkileneceğimizi unutuyor. Unutmayın, o zaman da birileri çıkıp “Sadece ramazanda 4795 kişinin ölümünden sorumlusunuz” diyor olacaktı televizyonda. Bunun da altından kalkmak zor.

Diyeceğim, bu işin kolay çözümü yok. Biz Ortadoğu’ya yeni gelmedik; zaten binlerce yıldır bu coğrafyadayız. Suriye’deki sürecin geri dönüşü de yok. Rejim gidene, iç savaş durulana kadar bizleri zor günler bekliyor

 Milliyet

———————————-
Aslı Aydıntaşbaş
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI