Terör Girdabından Kurtulmak için… – (Adnan Boynukara)

0
138

Şimdi yukarıdaki talepler dikkate alındığında, PKK ve yörüngesindeki kesimlerin dile getirdiği taleplerin, meselenin çözümüne karar verildikten sonraki süreçte dikkate alınabilecek ve cevaplandırılabilecek

Girdabı bilirsiniz, akıntılı su yataklarında karşılaşılan bir doğa olayı. Önüne gelen her şeyi içine çekerek parçalamaya çalışır… İşte, terör konusu da, Türkiye için tam bir girdap. Önüne gelen maddi-manevi her değeri çekiyor, içine alıyor ve öğüterek yok ediyor. Öylesine etkili ki, terörün öğüttükleri konusunda söylenmedik söz kalmadı. Bu haliyle olsa gerek ki terör, temel konuşma ve tartışma alanlarımızdan birincisi konumunda.

Konuşma ve tartışmaların gelip dayandığı temel nokta ise çözüm arayışı oluyor…

Türkiye için oldukça önemli ve acil olan çözüm arayışının, doğru bir zeminde yürütüldüğünü söylemek ise zor. Çözüme yönelik tartışmaların, “silahlar nasıl susacak” sorusunu es geçerek yapılması, sürecin bilerek veya bilmeyerek yanlış bir biçimde değerlendirildiğinin temel işareti olarak ortadadır.

Çözüme yönelik tartışmalara bakınca, iki farklı yaklaşımdan bahsetmek mümkündür: (1) PKK ve PKK çizgisinde silahlı/siyasal/kültürel mücadele veren örgüt, parti, sivil toplum kuruluşları, yazarlar ve (2) bunların dışında kalan kesimler…

PKK ve PKK çizgisinde olan kesimlerin, silahların susması ve çözümün başlangıcı olarak ortaya koydukları talepleri; (1) siyasal mücadelenin önündeki yasal engellerin (seçim barajı ve seçilmişlerin tutuklanması dahil) kaldırılması, (2) anadilde eğitim hakkının tanınması, (3) kültürel haklar konusunda gerekli düzenlemelerin yapılması, (4) örgüt liderine verilen cezanın ‘ev hapsine’ dönüştürülmesi ve (5) ‘operasyonların durması’ şeklinde özetlemek mümkün.

Şimdi yukarıdaki talepler dikkate alındığında, PKK ve yörüngesindeki kesimlerin dile getirdiği taleplerin, meselenin çözümüne karar verildikten sonraki süreçte dikkate alınabilecek ve cevaplandırılabilecek konular olduğu açık. Bu nedenle de, çözüm süreci ile çözümü konuşmak için gerekli olan dönemin koşullarını birbirinden ayırmakta yarar var! Çözümü konuşmak için masaya oturmanın ön koşulu farklı, çözüm sürecine ilişkin gündem maddeleri farklıdır. Çözüme ilişkin ön koşulu; şiddeti, hak arama aracı olarak gören anlayıştan vazgeçilmesi ve buna ilişkin araçların terk edilmesi olarak ortaya koymak doğru bir tutum olacaktır. İşte, silahlar susunca ve şiddet hak arama aracı olarak kullanılmaktan çıkarılınca, çözüm için konuşmanın şartları da sağlanmış olur. Bu ayrım yapılmadan atılabilecek hiçbir adımın olmadığını hepimiz görüyoruz.

Evet, sahici bir çözüm aranıyorsa, süreci şu şekilde formüle etmek mümkün: silahlar susacak, silahlı yapılanmalar ülkeyi terk edecek, kentlerdeki şiddet uygulamaları terk edilecek ve ondan sonra da meselenin çözüm koşulları konuşulabilecek… Dolayısıyla da, pozisyonları buna göre yenilemek şart. Aksi durum ise çözüme karşı olmak ve terörün devamından yana tutum almakla eş anlamlı.

Bu noktada altı çizilmesi gereken birkaç konuya değinmekte de yarar var:

1. Kürt meselesinin, tek celsede çözülebilecek kadar basit bir mesele olmadığının altını çizerek süreci tasarlamakta fayda var. Çünkü çözüme, uzun soluklu ve derinlikli tartışmalardan sonra ulaşmak mümkün. Burada önemli olan, terörden arındırılmış atmosferde, konuşma sürecini başlatmaktır. Kürt meselesinin çözümüne ilişkin yolların konuşulabilmesi için PKK’nın ve onun yörüngesinde şiddete dayalı mücadele veren oluşumların kullandıkları silahları susturması ve kentlerdeki terör faaliyetlerinin sonlandırılması şart. Bu olmadan çözümü konuşmak mümkün değil.

2. Bazı kesimlerin dile getirdiği “her iki tarafta aynı anda silahları bıraksın ve operasyonlar dursun” talebinin, ‘terör sürsün’ demek ile aynı anlama geldiğini ortaya koymak lazım. Çünkü taraf olarak tanımlanan kesimlerden birisi devlet, diğer ise hak arama aracı olarak şiddeti ve terörü benimsemiş olan örgüt. Dolayısıyla bu talep, doğru ve çözüme katkı sunabilecek bir talep değil. Örgüt, silahları bırakmalı veya silahlı unsurlarını ülke dışına çıkarmalı ve devletin güvenlik birimleri de, bu süreci sabote edecek girişimlerden uzak durmalı… İşte temel ilk bu

3. Örgüt ile aynı çizgide olan, örgüt desteği ve oluru ile siyaset yapan kadroların inisiyatif alarak çözüm sürecinin tarafı olmaları da önemli adımlardan birisidir. Bu kesimin dahil olmadığı sürecin sonuç alması mümkün değil. Sürecin olabildiğince sağlıklı yürütülebilmesi ve kalıcı bir çözüm atmosferinin sağlanabilmesi için ihtiyaç duyulduğu oranda, bu kesimin, örgütün legal olmayan kadroları ile görüşmelerinin zemini de oluşturulmalıdır. Bu, onların taraf olarak kabul edilmeleri ve dikkate alınmaları için önemlidir.

4. Örgüt politikalarını ve siyasal tercihlerini benimsemeyen, taraf olmayan Kürtlerin de, çözüme ilişkin konuşma sürecine dahil edilmeleri de diğer önemli bir şarttır. Çünkü teröre destek vermeyen Kürtleri siyaseten temsil edecek bir mecra yok. Mevcut siyasi partilerde yer bulan siyasi aktörlerin temsil sorunu yaşadığı açık. Bu noktada Kürtlerin teröre destek vermeyen tüm sosyal ve siyasal dinamiklerini de kapsayacak yerel kanaat önderlerini konuşmanın tarafı yapmak ta kaçınılmaz bir gerekliliktir.

Bu ön hazırlık ve kabullerden sonra, çözüme ilişkin tartışma ve konuşma süreci başlatılabilir. Çözüm tartışmalarının konuşulabileceği zemin ise halkın oyları ile seçilmiş olan siyasilerin temsil edildiği meclis olmalıdır. Hatta TBMM’de, bu süreci yönetmek için bir komisyon kurulabilir. Silahlardan ve terörden arındırılmış ortamda, ‘Kürt Meselesinin Çözümünü Konuşma Komisyonu’… Komisyon, çözüm sürecine ilişkin adımları ve yapılacakları net bir biçimde ortaya koymalı ve bunun için i
htiyaç duyduğu çalışma gruplarını da oluşturabilmelidir.

adnanboynukara@yahoo.com

 Haber10

———————————-
Adnan Boynukara
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI