Ana Sayfa Kategoriler Haberler Tekin: Maarif Davamızı Hep Beraber Yüceltelim

Tekin: Maarif Davamızı Hep Beraber Yüceltelim

0
Tekin: Maarif Davamızı Hep Beraber Yüceltelim

10. Öğretmen Sempozyumunda bir konuşma yapan Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin, öğretmenlere seslenerek; “Allah rızası için bize yardım edin, maarif davamızı hep beraber yüceltelim” dedi.

Anadolu Platformu 10. Öğretmen Sempozyumu açılışında bir konuşma yapan Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin, öğretmenler olmadan, öğretmenlerle iş birliği yapmadan eğitim sürecinin hiçbir esprisi olmadığına inandığını belirterek; “Allah rızası için bize yardım edin, maarif davamızı hep beraber yüceltelim” dedi.

Tekin, öğretmenlere yönelik olarak gerçekleştirdiği selamlama konuşmasında Anadolu Platformu’nun bundan önce Gaziantep’te yaptığı toplantıda da bulunduğunu belirterek şöyle konuştu:

"Öğretmen nitelikleri ile ilgili toplantıda faydalı sunumlar oldu. Kendilerine bu organizasyondan dolayı teşekkür ediyorum. Elimizdeki eğitim sistemini buradaki öğretmen arkadaşlara sorsak, sokağa çıksak herkese sorsak, eğitim sistemimizi çok sık değiştiriyoruz o yüzden başarısızız denir. Bunun tam tersine bir eleştiri daha var.

Yaklaşık 100 yıllık eğitim sistemini hiç değiştirmedik eleştirisi var. Bu ikisinden birisi yanlış, bir yerde hata yapıyoruz. Bir yanlışlık var, bunu dikkatlice irdelemek lazım. Ya gerçekten hiçbir şey yapmadık. Ya da çok değişiklik yaptık. Benim kişisel kanaatim Türkiye’de milli eğitimin temel sistematiği hiç değişmedi. Son 10 yılda 15 yılda yaptığımız değişiklikler sistemin özüne dokunan değişiklikler değildi. Bilmem ne sınavında değişiklik yapıldı. Bunlar eğitim sisteminin küçük parçaları. Bunlarda yapılan değişikliklere eğitim sisteminde değişiklik demek yanlış." 

Teba, Özgürce Düşünen, Özgürce Eğitilen İnsan Topluluğudur

Siyasal literatürde modern devlet algısı 16-17. yüzyıldan itibaren tartışılır. Bundan 3 bin yıl önce yaşamış eski Yunan literatüründe ve sonraki dönemde eğitimin ulus yaratan, vatandaş yaratan bir misyonu olmamıştır. Mesela Platon’un ideal devletinde en çok yer ayırdığı kısım eğitimdir. Ama hiçbir prototip vatandaş oluşturma kaygısı yoktur. Ne zaman kadar? Modern devlet olgusu ortaya çıkıncaya kadar, yani 17. yüzyıla kadar. Biz de bu süreci 19. yüzyılda Osmanlının son döneminde ve Cumhuriyet döneminde yaşadık.

Teba, özgürce düşünen, özgürce eğitilen bir insan topluluğu demektir. 19. yüzyıl sonuna kadar Osmanlı medreselerinde hilafetin Kureyş’e ait olduğuna dair hadis okutulmuştur. Bu örneği neden verdim? Eğitim sistemine özgür bakışla alakalı. Niye Osmanlı padişahı kendisini halife olarak tanımlarken medreselerde hilafet Kureyş’e aittir hadisi okutulmaktadır.

Bu, devletin oradaki müfredata karşı çıkmadığının kanıtıdır. Ama 19. yüzyıldaki modernleşme ile birlikte Osmanlı, batının büyüsüne kapılmış ve modern kavramını batıya endekslemiştir. Devletler var, devletlere bir ulus gerekiyor. Ülkeler de bir ulus yaratma sürecine başlamıştır. 19. yüzyılda başlayan süreç Türkiye Cumhuriyeti ile devam etmiştir. Eğitimi resmi ideolojinin, devlete bağımlılığın bir aracı olarak görmekten vazgeçmemiz gerekiyor.

Devlet Sadece Özgürleştirsin

Burada bir de küçük eleştiri yapayım; devlet resmi ideolojisini bize dayatmasın, bizi bilinçlendirmesin. Peki, kim bilinçlendirecek o zaman? Değerlerimizi, referanslarımızı kim yayacak? Devlet elini eğitimden çektiği zaman sivil toplumun güçlü olması lazım. Devlet elini çeksin, aynı devlet bizim manevi değerlerimizi öğretsin, bu yanlıştır. Doğrusu devlet herhangi bir ideolojiyi vatandaşlarına dayatmasın. Biz çocuklarımıza nasıl bir bilinç vereceksek bunu sivil toplum kuruluşları aracılığı ile verelim. Devlet özgürleştirsin sadece.

Burada eksiklik nerede? Eksiklik şu arkadaşlar; sivil toplum kuruluşlarımız maalesef henüz o düzeyde değil. Bakın Türkiye’de bu platform benzeri eğitim platformlarını bir araya toplayın, 18 milyon öğrencinin içerisinden 1 milyon öğrenciye bile ulaşamazsınız. Öğretmen kitlesi olarak baktığımızda hepimiziz öğretmenlerimize yönelik bir sürü eleştirisi var. Maalesef sistemimiz işin çok başında. Bütün bunları total olarak düşünüp ona göre politika belirlemek lazım. Dönüşen, değişen Türkiye’nin eğitimi özgünleştirip sivil alanın etkinliğini arttırılması gerekir. Bunun için sivil alanın güçlü olması gerekir.

Öğrencilerimizin Ders Yükü Azaltılacak

Bu toplantının konusu ile ilgili yani müfredatla ilgili birkaç şey söyleyeyim. Eğitimde anti demokratik ya da yasakçı bir mantık ve algı ile ilgili. Sembolik olarak andımızdan tutun, başörtülü arkadaşların sistemin dışına çıkarılması, bir sürü şey sayabilirsiz. Bunlar sembolik adımlardır. Asıl yapılması gereken şeyler daha geride duruyor. Önümüzdeki günlerde çokça tartışılacak iki hususu sizlerle paylaşacağım. Bir tanesi öğretmenlerin yetiştirilmesi süreci. Çok başka apayrı bir süreç başlattık. Aday öğretmenlerimiz çok farklı bir perspektifle eğitilecekler. İkinci olarak müfredatla ilgili hem bir öğretmen olarak, hem bir veli olarak çok eleştirileriniz var. Çok ağır bir müfredatımız var. Haftalık ders saatlerinin azaltılması gerekiyor.

Bu ülkeyi bir arada tutan değerlerin ders kitaplarında yer alması gerekir. Bizim de yaklaşık bir yıldır yürüttüğümüz tam da bunlar. Hem eğitim öğretim müfredatımız hafifletilecek, öğrencilerimizin ders yükü azaltılacak. Hem de bu ülkeyi bir arada tutan temel referans değerlere aykırı hususlar kitaplardan çıkarılacak. Çimento işlevi gören değerler müfredatta yer alacak. İnşallah önümüzdeki eğitim öğretim yılında bunlar yetişmiş olacak. Evinize gittiğinizde, çocuğunuzun ders kitabını açtığınızda sizi rahatsız eden en azından ifadeler, görseller ders kitaplarından çıkartıldı. Bu yıl o ifadelerin olmadığı ders kitapları öğrencilerin elinde olacak. Yeni müfredatla ilgili olarak da yaklaşık bir yıllık bir çalışmamız var. Önümüzdeki eğitim öğretim yılında belki bir kademeden başlayarak yeni müfredatın hayata geçirilmesi düşünülebilir.

Maarif Davamızı Hep Beraber Yüceltelim

Ne kadar mükemmel bir metin oluşturursanız oluşturun, ne kadar mükemmel bir eğitim sistemi oluşturursanız oluşturun, bu eğitim sisteminde çocukların karşısına çıkan kişi yani sizler, yani öğretmenler, yetersiz olurlarsa, gönülsüz olurlarsa atacağınız adımların hiçbir anlamı yok. 

Hepimizin birer mürebbiye, birer öğreticiye ihtiyacımız var. Müfredatımızda yapacağımız değişikliklerle, adımlarla bunu size emanet edeceğiz. Bu sorumluluğu taşıyabilecek, yürütebilecek arkadaşlarımız var. Biz sizlere güveniyoruz. Öğretmenlerimiz olmadan, öğretmenlerimizle iş birliği yapmadan bu sürecin hiçbir esprisi olmadığına inanıyorum. Allah rızası için bize yardım edin, maarif davamızı hep beraber yüceltelim.

Anadolu Platformuna, katkı sağlayan herkese teşekkür ediyorum. Allah, emeklerimizin karşılığını alacağımız bir süreci bize nasip etsin. Allah hepimizin yardımcısı olsun.”

.

.