Taşeron – (Ardan Zentürk)

0
148

Yaşanılan gelişmeler ve son açıklama, hafta başında bir masanın etrafında Kürt sorunuyla ilgili görüşlerini dinlemek fırsatı bulduğum emekli büyükelçi ve MİT eski müsteşarı Sönmez Köksal’ın şu sözlerini de haklı kılıyor:

Başbakan R. Tayyip Erdoğan’ın, Bitlis’in Güroymak ilçesi yakınlarında PKK’nın düzenlediği bombalı saldırıda 5 polisimizin şehit olması, biri çocuk 3 vatandaşımızın da yaşamını kaybetmesi üzerine yaptığı açıklamadaki şu sözleri önemli: Terör örgütü, taşeronluğunun bir gereği olarak aldığı ihaleyi ifa etmek gibi bir alçaklığın içindedir. Kardeşliğimizi tahrip etmeye, ülkenin huzur ve istikrarını bozmaya, Türkiye’nin asil yürüyüşünü yavaşlatmaya yönelik bu saldırılar asla ve asla hedefine ulaşamayacaktır.

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, terör örgütünün “birilerinin taşeronu olduğunu” açıkça ifade etmektedir. Kuşkusuz, Başbakan’ın oturduğu makam, terör örgütünü Türkiye’ye karşı kullanan “asıl gücün” kimliğini açıklamak için pek uygun bir makam değildir. Ama artık, hepimiz biliyoruz. Ülke olarak “üçüncü bir gücün” komplo, hatta saldırısıyla karşı karşıyayız.

Yaşanılan gelişmeler ve son açıklama, hafta başında bir masanın etrafında Kürt sorunuyla ilgili görüşlerini dinlemek fırsatı bulduğum emekli büyükelçi ve MİT eski müsteşarı Sönmez Köksal’ın şu sözlerini de haklı kılıyor: Kürt sorunu uluslararası ilişkiler dışında düşünülemez. Sadece iç önlemler sorunu çözemez. Sorunun dış boyutu asla akıldan çıkarılmamalı!

Esasen, Oslo’da gerçekleştiği sızdırılan bir kayıtla ortaya çıkan MİT-PKK görüşmesini kimin kaydettiği sorusuna bulunacak yanıt, belki de Başbakan’ın işaret ettiği ‘azmettirici’yi bulmamıza yardım edecek. Bu tür bir görüşmede kayıt tutulması kararlaştırılmışsa, görüşmenin kaydının yasal olarak iki ülkenin istihbaratında bulunması gerekiyor: Türkiye ve Norveç. Söz konusu kaydın bu iki ülke istihbaratından sızmadığı bilindiğine göre, o görüşmeye kulak uzatan ‘üçüncü ülke’ kimdi?..

· PKK, kurulduğu günden bu yana, Türkiye’nin çevresindeki bütün ülkeler ile çok rahat ilişki kurabilen bir terör örgütü. Öcalan, İmralı’ya doğru yola çıkmadan önce Suriye’deydi ama

1980’lerde onu Bulgaristan’da da görmek mümkündü. Kendisini Yunanistan’ın Nairobi Büyükelçiliği’nde ele geçirdik! Ama bütün o serüvende Rusya, İtalya, Hollanda’ya elini kolunu sallayarak gitmesini unutmadık.

Terör örgütünün 1995 yılında tek taraflı ateşkes ilan ettiğinde İran Devrim Muhafızları’nın silah desteğini durduğu ve çok sert tepki gösterdiği biliniyor. Son olarak yine İran topraklarında yaşanılan Murat Karayılan’ın yakalanması iddiaları ise kocaman bir muamma. Irak’ın kuzeyindeki İsrail varlığının gelişmelerde ne tür bir rolü olduğunu belki devletimizin güvenilir kaynakları bir gün açıklama gereğini hissedecektir.

Bir terör örgütünün bu kadar güçlü ilişkiler ağına sahip olması düşündürücüdür. Türkiye toprakları üzerinde yaşayan Kürtler’in haklarını korumak için yola çıktığını savunan bir örgütün, bu ilişkiler ağı içinde sürekli kullanılması ise çok ciddi bir güvenlik riskidir.

· PKK gibi bir örgütle Kürt meselesinin çözümünü konuşmak, öncelikle Kürtler’e karşı büyük bir saygısızlıktır. Kürtler bu toprakların kadim varlıklarıdır ve bir taşeron örgüt tarafından temsil edilmeyi asla hak etmemektedirler. PKK ile ancak PKK’nın geleceği görüşülür. Dağdan hangi şartlarda ineceği ve silahı nasıl bırakacağı. Kürt sorunu ise ülkenin yüzünü

demokrasiye dönmüş bütün güçlerinin elbirliğiyle çözülecek bir sorundur.

Artık şu bir gerçek: Kürt sorunu, özgür, demokratik bir Türkiye’nin bünyesinde çözülür. PKK gibi bir örgüt muhatap alınarak gerçekleştirilmeye çalışılacak bir çözüm Türkler kadar Kürtler’in de önemli bir bölümünü hayal kırıklığına uğratacaktır. Kürtler, demokrasinin güveni içinde huzurlu, saygı gördükleri bir dünyada yaşamak istemektedirler. Hırsları birikimlerinden önde giden bir takım insanların kendi diktatörlüklerini kuracakları Kuzey Irak tarzı bir dünyada yaşamayı asla düşünmemektedirler.

· Demokrasinin sonu olduğunu en iyi PKK biliyor ve sivilleri de hedef alan, şehit sayısını artıran saldırılarıyla sinirlerin sonunu sınamaya çalışıyor. Her şeyin kontrolden çıkmasını, Güneydoğu’nun 1990’lara benzer bir duruma gerilemesini, Kürt halkının mağduriyetinin artmasını hedefliyor. Ancak o şartlarda varlığını koruyabilecek. Unuttuğu bir nokta var: Deneyimli Türk devleti bu kez bu tuzağa düşmeyecek.

Yazıma noktayı koymuştum ki Hakkari ve Çukurca’daki şehitlerimizin acı haberlerini aldım. Hain saldırıda evlatlarını yitiren acılı ailelere başsağlığı, şehitlerimize de Allah’tan rahmet diliyorum.

 Star


———————————-
Ardan Zentürk
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI
[catlist name=”Ardan Zentürk”]