Talep Eden Değil, İkram Eden Bir Davet Anlayışı

0
102

Körfez Derneği, 23 Kasım Cumartesi günü Hatay’ın Payas ve Dörtyol ilçelerinde çoğunluğu esnafa olmak üzere 1.000 kişilik aşure dağıttı.

Körfez Derneği, 23 Kasım Cumartesi günü Hatay’ın Payas ve Dörtyol ilçelerinde çoğunluğu esnafa olmak üzere 1.000 kişilik aşure dağıttı. Dernek, aşure paketlerini esnafın dükkânlarını ziyaret ederek ulaştırdı.

500 esnafa da aşure ile birlikte Kur’an-ı Kerim Meali hediye edildi. Aşure paketlerinin yanında Kur’an mealini de gören esnaf çok olumlu tepkiler verdi. Aşure dağıtımı ile ilgili açıklama yapan dernek yetkilileri, “Talep eden değil, ikram eden olmak istiyoruz. ‘Aşure’yi gelenek ve menkıbe yönünü yadsımadan DAVET için insana ulaşmanın bir vesilesi olarak görüyoruz. 1435’e girdik. Ancak “tarih ve vakit bilincini” canlı tutarak canlı kalabileceğimize inanıyoruz.” Dedi.

Aynı günün akşamı Anadolu Platformu Başkan Yardımcısı Gazi Kılıçparlar tarafından, Payas Mescid-i Aksa Camii’nde dernek gönüllülerine yönelik Hicret ve Sorumluluklarımız adlı bir sunum gerçekleştirildi.

Sunumun öne çıkan mesajları şöyleydi :

*Gazi Hocamız, siretin en önemli konularından biri olan “hicret” konusuna “siyeri okuma metodumuz” ile ilgili çarpıcı bir tespitle girdi: “Kur’an okumalarımızda kör noktalarımız var. Ahzab suresinde geçen “Allah ve melekleri peygambere salat ve selam ederler, ey iman edenler siz de ona salat ve selam edin.” ayetini sadece peygambere (sav) söz ile salatu selam göndermek olarak anlamak yeterli olamaz. Salat, eğri olan ağacı ateşe tutup ısıtarak düzeltmek demektir, bu kök anlam çerçevesinde bu ayetin en vurgulu anlamı Peygamber’in (sav) destekçisi olmaktır. O halde Nebi’nin hayatını iman ettiğimiz gerçekler üzerinden anlamamız gerekir, hicreti de imanımızın desteklenmesi, ziyadeleşmesi anlamında ele almalıyız. Siyeri Kur’an perspektifinde okumazsak menkıbe mertebesinde kalabiliriz.

*En büyük destekçilerinden Ebu Talib’i ve Hz Hatice’yi bir Ramazan ayında kaybeden Nebi a.s. en yakınlarını kaybettiği bu“hüzün” dönemden çok kısa bir zaman sonra Şevval ayında DAVET için Taif’e gidiyordu.

*Hicret “furkan ve basiret” sahibi olmamız ve gözümüzü açmamız gereken noktadır. Nebi a.s. hicretinde İslam toplumunun temellerini atarken evinden Yasin suresi’ni okuyarak çıkmıştır. Bizler ise anlamı üzerinde kafa yormadan sadece ölülerimize okuyoruz. Kur’an’ın kalbini sadece bir kalbin durduğu anda okumak ile Nebi’nin okuma biçimi arasındaki çok büyük farklar vardır.

*Dönemin en büyük gücü olan Bizans’a sefer için emrolunan bir topluma Tevbe Suresi’nin 38. Ayeti size ne oldu, neden ağırlaştınız diyordu. Bu zamanda sohbete, bir çalışmaya, etkinliğe, bırakın seferi bir aşureye çağrıldığında ağırlaşan arkadaşlarımıza bu ayet “size ne oldu, niye ağırlaştınız” diye soruyor. Kur’an’ı ve siyeri insanın kendi üzerinden okuması sahabenin okuma biçimidir ve en doğru okuma metodudur.

*Dualarımıza İsra Suresi’nin 80. ve 81. ayetleri arasındaKİ yakınlık kadar yakın inanmalıyız. Sohbet halkamıza gelen insanlar için, ilgilendiğimiz insanlar için kendi akrabalarımız için dua etmeliyiz. Bu dualar mücadelemiz devam ederken olmalı.

*Nisa 97. ayette Melekler insanın ruhunu alırken soracaklar: “ne haldeydiniz?” Onlar da bizler zayıf bırakılmıştık diyecekler. Melekler de onlara Allah’ın arzı geniş değil miydi, hicret ediverseydiniz diyecekler. Allah’ın dinini, davasını dert edinemediğimiz her yeri, her mekanı terk etmemiz lazım. Bu ayeti duyan ve bu gece evde kalamam diyen 90 yaşlarındaki sahabe bize neler anlatıyor, neler öğretiyor?

*Nebi a.s. Mekke’nin fethinden sonra artık hicret (ya da sevabı) yoktur dediğinde hüzünlenen ve peki biz ne yapacağız dercesine sorular soran sahabesine Allah’ın haramlarını terk etmek de bir hicrettir diyecekti.