Ana Sayfa Yazarlar Ahmet Taşgetiren Suruç: Vahşete lanet – (Ahmet Taşgetiren)

Suruç: Vahşete lanet – (Ahmet Taşgetiren)

0
Suruç: Vahşete lanet – (Ahmet Taşgetiren)

Suruç. Kobani’nin sınır komşusu. Kobani’ye gitmek üzere ilçede toplanan bir grubun içinde bir canlı bombanın kendini berhava etmesi ile gelen katliam: 28 ölü, 100’den fazla yaralı.

Olağan şüpheli DAİŞ mi, kuvvetle muhtemel.

Diyarbakır’daki patlamanın arkasında da bir yığın örgütle temastan sonra DAİŞ’te karar kılan bir militan vardı.

DAİŞ bölgenin belalısı.

Ama DAİŞ’i tanımlamak bile kolay değil.

Bünyesinde hangi gruplar yer alıyor, hangi amaca yönelik savaşıyorlar, tanımlamak kolay değil.

Bu sebeple, mücadele de kolay değil.

Acaba bu son sabotaj, Türkiye’ye karşı mı, yoksa Kobani’de etkinlik sağlayan PYD’ye karşı mı?

Eylem Türkiye’de gerçekleşiyor ve tabii ki bir tek vatandaşımızın başına bir şey gelmiş olsa bile öncelikle Türkiye, kendisini hedef durumunda görecek.

Kaldı ki Suriye’de, Irak’ta ya da daha geniş anlamda tüm bölgede gerçekleşen her hadise bir yönüyle Türkiye’yi ilgilendiriyor.

Ne Arap Baharını Türkiye’den uzaktan yaşanan bir hadise olarak görmek mümkün, ne Mısır’daki darbeyi, ne Suriye’de, Irak’ta olan bitenleri. İran’ın nükleer pazarlığında gelinen sonuçlar nasıl bölgedeki dengeleri etkiliyorsa, Suriye’de İran’ın mevcudiyeti nasıl anlamsız değilse, Mısır’daki darbe nasıl Amerika’dan Avrupa’dan soyutlanamıyorsa, bütün bu hadiselerin Türkiye boyutu da görmezden gelinemez.

Türkiye’nin çözüm süreci de bölgede olan bitenden bağımsız ilerlemiyor işin gerçeğine bakılırsa.

Suriye’de olan bitenler ve Amerika’nın bölgeye ilişkin hesapları, Kandil’in kimyasını Türkiye aleyhine bozmadı mı? Kandil, gelişen süreç içinde, kendileri adına başka alanlar açılabileceği hesabıyla, silahlı yapının Türkiye’yi terk etmesi noktasında ayak diremeye yönelmedi mi?

Kendimizi tecrit etseydik tüm bu olaylardan, başımız bu kadar ağrımazdı yaklaşımını hiçbir biçimde gerçekçi bulmak mümkün değil. Aslında Türkiye, kendi çözüm sürecini, uluslararasılaştırmaktan ısrarla kaçındı ve İmralı ile kurduğu temasın anlamı da bu uluslararası ilgiyi bertaraf etmeye yönelikti. Ama bölgeye ilişkin başka hesaplar devreye girdi ve bölge derin kaosun içine sürüklendi.

Henüz hiçbir şey stabilize olmuş değil. Belki de bölgede tek Türkiye göreceli bir istikrar yaşıyor.

Silahlı yapının varlığı da o istikrar için tehdittir, Kobani’deki çatışmaların içeriye yansıyan boyutu da Suriye’deki çatışmaların gelişme seyri de ve tabii bölgedeki ana aktörlerden biri olarak DAİŞ’in üzerinden yürüyen hesaplar da.

Kolay bir coğrafyada değiliz.

Bu ülkede yaşayan herkese ciddi bir sorumluluk düşüyor.

Ülkemizdeki barış ikliminin kıymetini bilmek ve onu korumak için azami itinayı göstermek durumundayız.

Kırılgan alanlardan birisinin Doğu – Güneydoğu olduğunda kuşku yok.

PKK – KCK’nın bu kırılgan yapının en hassas yerinde olduğunda kuşku yok.

HDP’nin 80 milletvekili ile geldiği seçimden sonra, kırılganlığı aşmak için ciddi bir sorumluluk yüklenmesi noktasında kuşku yok.

Bölgenin tüm Kürtlerinin Türkiye ile ilişkiyi sağlıklı yürütmesi gerektiği noktasında kuşku yok.

Aynı şekilde Türkiye’deki tüm yönetim kadrolarının, bölgedeki Kürt varlığı  üzerinde küresel bir oyun oynandığını görmesi ve sağlıklı bir ilişki geliştirmesi gerektiği noktasında kuşku yok.

Şu anda Başbakan, üç bakanı bölgeye gönderdi. Bölgenin milletvekilleri orada. Ankara’da bir kriz yönetimi oluşturuldu. Bunlar ciddi hassasiyetler.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Lefkoşa’da vahşeti lanetledi. En ciddi tepkiyi seslendirdi.

Bu tür olaylarda sür’atli tedbirler almak ve kamuoyunu tatmin edici açıklamalar yapmak gerekiyor. Diyarbakır sabotajında inceleme – açıklama uzun sürdü. Bunlar kara propagandaya zemin hazırlıyor.

Bu olayda kamuoyu sık sık bilgilendirilmeli ve kamuoyunun hassasiyeti paylaşılmalı.

Sayın Başbakan’ın da bölgeye gelerek acıları paylaşmasında büyük zaruret olduğunu düşünüyorum.

HDP’ye söylenecek söz şudur: DAİŞ’in vahşeti ile Ankara arasında irtibat kurmak Türkiye’ye karşı cinayettir, bir. “Kendi güvenliğimizi kendimiz sağlarız” söylemi ile öz savunma birliği hesaplarını yeniden devreye sokmak, Meclis’teki temsili hazmedememek ve ilk sıcak hadisede Türkiyelileşmeyi ıskalamaktır, iki. Yapmayın, aklı selimi tepelemeyin.

———————————-

Ahmet Taşgetiren

 

DİĞER KÖŞE YAZILARI