Suriye Kaddafi’nin yoluna girdi – (Sedat Laçiner)

0
98

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esed’i, Saddam Hüseyin’in kaderini paylaşmaktan Türkiye’nin ve Arap-İslam dünyasının tepkileri kurtarmıştı.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esed’i, Saddam Hüseyin’in kaderini paylaşmaktan Türkiye’nin ve Arap-İslam dünyasının tepkileri kurtarmıştı. Özellikle Türkiye, Suriye’yi İsrail’in telkini altındaki Batı’nın pençelerinden adeta çekip almıştı. Bu açıdan bakıldığında Arap dünyasının ve Türkiye’nin desteğini kaybetmek Esed için sonun başlangıcıdır.

Bir türlü demokratikleşemeyen Suriye, bölgesel desteklerini kaybetmemek için oynayabileceği tüm oyunları oynadı. Örneğin Arap Ligi toplantısından önce 1.000’den fazla tutukluyu serbest bıraktı. Ancak Arap Ligi’nin Suriye’nin üyeliğini askıya alma kararı Suriye’yi kontrolden çıkarmaya yetti. Aslına bakarsanız, Arap Ligi hiçbir konuda anlaşamayan ve ortak eylem sergileyemeyen bir kuruluş. Başka bir zaman olsaydı Suriye, Arap Ligi’ni bu kadar ciddiye almayabilirdi. Fakat durum şimdi farklı. Arap Ligi’nin kararı Suriye’nin de Tunus, Mısır ve Libya’nın kaderini izleyeceğini gösteriyor. Bu nedenle Suriye karara sözlü tepki vermekle kalmadı, ülkesindeki Katar, Suudi Arabistan ve Türkiye’ye ait diplomatik temsilciliklere de saldırılar düzenletti.

“Düzenletti” diyorum, çünkü ülkede adı geçen ülkelere karşı, özellikle Türkiye’ye karşı bahsi geçen saldırıyı haklı çıkartacak bir nefret ve tepki birikimi halkta yok. Dahası Suriye gibi ülkelerde halk en meşru konularda bile kendiliğinden gösteri yapamaz, özellikle resmi binaları kuşatıp işgal edemez. Bu konudaki bir diğer kanıtımız ise saldırganların tamamına yakınının devlet memuru olmasıdır. Hatta saldırganların içinde bazı müdür vs. yöneticiler de bulunmaktadır. Kısacası saldırıları bırakın halkı, Baas’ın sıradan adamları bile düzenlemedi. Başka bir ifadeyle Türk bayrağını, Atatürk resimlerini yakanlar ve temsilciliklerimizi işgal etmeye kalkanlar has be has Suriye devletin adamlarıdır. Zaten başka türlüsünü düşünmek de mümkün değil.

Suriye saldırıyor, çünkü Türkiye’nin ve Arapların desteği tamamen sona erdiyse bu Beşar Esed ve çevresi için sonun başlangıcı demek. Esed de çok iyi biliyor, ülkenin özellikle orta ve kuzeyinde halk Suriye’den çok Türkiye’yi seviyor. Türkmenler, Kürtler, Sünnilerin ezici bir çoğunluğu, hatta yaklaşık 40 yıldır devam eden Esed diktatörlüğünden bıkan bazı Nusayriler ve Hıristiyan azınlık bile Türkiye’ye bel bağlamış durumda. Türkiye’nin en ufak bir hareketi, Başbakan Erdoğan’ın en ufak bir sözü Suriye sokaklarında dalga dalga yayılabiliyor, halkı harekete geçirebiliyor. İşte, Türkiye’nin Suriye’de böylesine güçlü bir etkisi var ve Beşar Esed de babası gibi bunun farkında.

***

Görünen o ki tıpkı Türkiye gibi Araplar da Esed’den ümidi kesti. Örneğin komşu Ürdün’ün Kralı Abdullah, Esed’in gitmesi gerektiğini açıkça söyleyen ilk Arap lider oldu. Abdullah da Başbakan Erdoğan gibi konuştu ve dedi ki “ne zaman kendi insanınıza şiddet uygularsanız, onun sonu iyi olmuyor”. Ne yazık ki Kral’ın tavsiyesine Esed’in tepkisi son derece çocukça, hatta ahmakça oldu ve birkaç Suriyeli memuru sivil hareket gibi gösterip Ürdün’ün Şam’daki elçiliğine saldırtıp Ürdün bayrağına hakaret ettiler. Diğer Arap ülkeleri de Esed’i iktidarı bırakması için uyarmada Türkiye ve Ürdün’ü izleyeceklerdir. Nitekim Suudi Arabistan Prensi Turki el-Faysal, Esed’in eninde sonunda gitmek zorunda kalacağını açıkladı bile.

Aylar önce belirttiğimiz gibi Suriye tam hız bir iç savaşa doğru gidiyor. Görünen o ki Esed de Kaddafi gibi çarpışmadan çekilme yanlısı değil. Bu durum Suriye için olduğu kadar Türkiye için de büyük riskleri barındırıyor. Türkiye Esed’e “çekil” diyor, muhaliflere ülkesinde kucak açıyor. Ancak Ankara pek çok Arap devleti ile birlikte askeri bir müdahaleye şiddetle karşı. ABD ve Avrupa ise gidişattan en azından şimdilik memnun. Eğer Batı askerleri olmaksızın, sadece siyasi baskılar ile Suriye’de rejim değişir ise bu belki de Ortadoğu’da yeni bir modeli de ortaya çıkarmış olacak.

 Star


———————————-
Sedat Laçiner
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI