Suriye Direnişi: Kalem ve Kılıç – (Ramazan Kayan)

0
76

Suriye’de yaşanan bu süreç İslam dünyası ve Ortadoğu’da yüzyıldır süregelen haksızlığa karşı bir başkaldırı olup, zulmü ve katliamı defetme mücadelesidir.

20 Şubat 2013 tarihinde ev sahipliğini Anadolu Platformu’nun üye kuruluşlarından olan Gaziantep Bülbülzade Vakfı’nın yaptığı, Suriye’de zulme ve katliama karşı çıkan alim, aydın ve kanat önderlerinin gerçekleştirdiği istişare toplantısına katıldım. Gün boyu devam eden ve oldukça verimli geçen buluşmayla ilgili izlenimlerimi paylaşmadan önce toplantıdan çıkan sonuç bildirisini köşeme taşımak istiyorum:

“Suriye’de yaşanan bu süreç İslam dünyası ve Ortadoğu’da yüzyıldır süregelen haksızlığa karşı bir başkaldırı olup, zulmü ve katliamı defetme mücadelesidir.

Kendilerine zulmedilmesi dolayısıyla onlara karşı savaş açılana(müminlere savaşma) izni verildi. Şüphesiz Allah onlara yardım etmeye güç yetirendir (Hac,39)

Bu savaş iki farklı kavmin birbiriyle savaşı değil; Hakkı yok etmek isteyenlerle Hakkın taraftarları arasındaki bir savaştır… Bu mücadele bize kurşun sıkan, bombalayan ve zulmeden kimselerle kayıtlı ve sınırlıdır.

Bu savaş asla iki kardeş mezhebin birbirleriyle savaşı değildir. Bu savaş bizi katleden zalimlerle yapılan bir savaştır.

Mücadelemizin şekli ve yöntemini Âlemlerin Rabbi Allah ve O’nun elçisi belirler. Dolayısıyla taşkınlık, yağmalama, zulüm, gasp fiillerinden uzak durulacak, çocuk ve kadınların, yaşlı ve savaşmayan kimselerin katledilmesi gibi haddi aşan uygulamalardan kaçınılacak ve bu konuda, savaşan kardeşlerimiz aydınlatılıp nasihat verilecektir.

Bize destek veren dâhili ve harici her oluşum kabulümüzdür, düşmanımız değildir. Zalime silah ve destek veren düşmanımızdır.

Bizimle birlikte mücadelemize destek verenlerin, hata ve yanlışlarını af ve hoşgörüyle karşılayıp, dikkatlerimizin dağıtılmasına, enerjimizin zayi olmasına yol açacak her türlü husumetten uzak durulmalıdır. Allah bizi kardeş kıldı. Kardeşlerin birbirlerine karşı hukukları diri tutulmalıdır.

Bu fırsat iyi değerlendirilmelidir. Hayatta fırsatların kazası yoktur.

Selam ve barışın tüm İslam âlemine yeniden adalet, merhamet, bereket getirmesi ve Suriye’nin bir selam yurdu olması için hep beraber gayret etmeliyiz.

Ortadoğu’daki ve özelde Suriye’deki bu cihada destek vermeye her Müslüman şer’an sorumluluk altındadır.

Mücadelemizin güçlü devam etmesi ve savaş sonrası meydana gelecek yeni durumda başarılı olabilmek için, bu tür toplantıları belli aralıklarla devam ettirmemiz gerekmektedir.

Onlar ağızları ile Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa Allah kendi nurunu tamamlayacaktır, müşrikler hoş görmese bile.’ (Saf, 8)

Sair zamanlarda ve Suriye’de ulema-i su’/kötü âlimler olduğunu biliyorduk… el-Buti vari… Şimdi sorumluluk bilinci ile sahaya inen ulema-i mücahidine tanıklık ediyorduk… Yıllarını “sarf ve nahiv” ile sarf edenlerin şimdi direniş saflarında yerlerini aldıklarını görüyoruz… Kalem ile kılıcın mutabakatı Suriye’nin akıbeti ile ilgili olumlu bir gelecek tasavvurunu besliyor… Ehli ilmin inisiyatif alması olası aşırlık ve asabiyetlere karşı koruyucu bir önlem anlamına da geliyor. Sindirilmiş âlimlerin silkinişi yeni sürecin aktörlerini tanıma fırsatı sunuyor… Yakın tarihte aciz ve pasif bırakılmış âlimlerin aktif ve aksiyon yüklü bir ruhla sorunlara müdahil olmaları hatta belirleyici ve sürükleyici rol üstlenmeleri oldukça anlamlı… İlmin haysiyeti, cihadın izzeti ile buluşunca özgürlüğe giden yol açık demektir.

Suriye ile ilgili gözlemlerim; geniş bir halk kitlesine yaslanan bu kıyam, havası ve avamı ile toplumun tüm katmanlarının direnişe olan ilgi ve katkısı mücadelenin geleceği açısından oldukça umut verici…

Bu umudumuzu ifade ederken hala Suriye’de merkezi ilmi bir otoritenin olmayışını da bilmek gerekir…

Kayda değer önemli bir tespitte; Suriyeli direnişçilerde İran ve Hizbullah’a karşı birikmiş olan öfke… Tüm ihtiyat, ihtimam, temkin telkinlerine rağmen oldukça gergin ve kızgın olduklarını gördüm… Daha da kaygı veren durum bu tepkinin sadece şu anki İran ve Hizbullah yöneticileri ile sınırlı kalmayıp tüm Şia dünyasını aynı kefeye koyuyor olmalarıdır…

Ümmetin yumuşak karnı olan mezhepçilik Suriye’de daha bir yumuşak… Mezhepçi, milliyetçi, fırkacı, cemaatçi asabiyetlerle yeniden sınandığımız bu süreçte, sömürgeci güçlerin elini güçlendirecek fırsatlar ve malzemeler vermekten özellikle imtina etmek gerekiyor…

Şimdi sağduyu zamanı… Aklı selim süreci…

Haklı davamızda bizi haksız kılacak hatalardan özellikle kaçınmak lazım… Hakkaniyet, adalet, insaniyet ne diyorsa orada durmalıyız…

 Milat

———————————-
Ramazan Kayan
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI