Srebrenitsa… “öteki” korkusu yaşayan Batı’nın iflası – (Hasan Öztürk)

0
105

Ötekine yaşama hakkı tanımayan Batı’nın Endülüs’ü unutmadığını biliyoruz. Holokos’u unutmadığını biliyoruz. Srebrenitsa’yı, Bosna’yı unutmadığını biliyoruz. Biz de unutmadık!

“Mavi i kelebek nereye konarsa biz orayı acı içinde kazıyorduk” diye başlayan cümlenin sahibi benim yaşımdaki bir Boşnak’tan başkası değildi.

“Üst üste kapanmış cesetleri, paramparça olmuş vücutları gördükçe hınç ve öfkemizi kabartırken intikam duygumuzu törpülemeye çalıştığımız nicedir” diye devam eden cümleyi kuran da…

“Kamyonete zorla bindirilirken, anne merak etme her şey güzel olacak, diyerek yüzüme bakan oğlumu Srebrenitsa’da doğurdum orada kaybettim” diyen anne ise binlerce Boşnak anneden sadece bir tanesi.

“Bugün kurbanlardan şu kadarını daha toprağa veriyoruz” diye başlayan protokol konuşmalarını dinleyerek…

Poçatari Şehitliği’ndeki defin ve anma töreni daha bitmeden, yakın köylerdeki Sırpların onlar açısından 11 Temmuz’un “onursuz” anısına domuz çevirmelerini görerek…

İnsanlığın bittiği, Birleşmiş Milletlerin (BM) bir kez daha iflas ettiği, Batı’nın onursuzluğunun tescil edildiği Srebrenitsa soy kırımının 22’nci yılına geldik..!

Poçatari Şehitliği’nde bir keresinde 505 tabut saymıştım. O yıl kimliği belirlenen 505 Boşnak’ın yeşil tabutunu omuzlamıştık. Elden ele taşımıştık. Taze açılmış mezarlara tabutlarıyla birlikte defnetmiştik. Öncesinde pil fabrikasını yalnız gezmiştim. Bir korku filmini canlı canlı izliyorum hissiyle. Çünkü hala duvarlarda kararmış kan lekeleri, hala işkence aleti olarak kullanılan zincirler, calaskallar ortalık yerdeydi.

Bir de, o zaman küçük bir alana soykırıma uğramışların özel eşyaları koyulmuştu. (Bugün o pil fabrikası müze oldu.)

Bir Boşnak’ın cüzdanı, diğerinin eldivenleri vardı. En dikkatimi çekense, kan bulaşmış birkaç misketti. Misketler henüz 30’una ulaşmamış bir Boşnak gencine aitti..!

SIRP KASAP MLADİÇ: TÜRKLERDEN TARİHİN İNTİKAMINI ALIYORUZ

Katledildikten sonra toplu mezarlara gömülen…

Yıllar sonra geriye kalan kemik ve ceset parçalarından DNA testi sonucunda isimleri tespit edilen Müslüman Boşnakların 71’nin yine Srebrenitsa’da Potoçari Şehitliğinde defin töreni var bugün.

Bu vesile ile “Srebrenitsa ve Bosna’da ne oldu” sorusunun cevabını ararken, Batı’nın ikiyüzlülüğü ve “öteki”ne bakışını hatırlamakta yarar var.

Srebrenitsa, Bosna savaşında BM tarafından “güvenli bölge” ilan edildi. İsmini gümüş madeninden alan Srebrenitsa o güne kadar küçük bir kasaba iken, güvenli bölge ilan edildikten sonra silahsız Boşnakların akınına uğradı. Nüfusu 50 binin üzerine çıktı. Srebrenitsa’nın güvenliği BM gücü Hollandalı askerler tarafından sağlanıyordu. Ne olduysa 1995 yılının Temmuz ayında oldu. Sırplar Hollanda askerlerinin gözetimindeki Srebrenitsa’ya girdi. Hollanda askerleri silahsız Boşnakları Sırplara teslim etti. Birkaç gün içerisinde çoğu 30 yaşın altında binlerce Boşnak erkeği katledildi. Çoğu ormanda, dağ yollarında toplu mezarlara gömüldü.

Srebrenitsa, Bosna savaşında yüzbinleri aşan Boşnak katliamının soykırıma dönüştüğü yer olarak tescillendi.

Geçtiğimiz hafta Hollanda mahkemesi Hollandalı askerleri Srebrenitsa katliamından sorumlu tutan kararını açıkladı.

Ve Srebrenitsa Anneleri’nin onurlu mücadelesi sonucunda 1995’den bu yana her yıl Temmuz ayının 11’nde Poçatari Şehitliği’ndeki anma töreni ile dünya gündemine taşınıyor.

Avrupa’nın orta yerinde 20’nci yüz yılın son soykırımı Boşnaklara uygulandı.

Batı’nın çifte standardını gösteren bu soykırım, ötekine bakışın da tipik bir örneği.

Sırp kasap Radko Mladiç, Srebrenitsa’ya girdiğinde, “Nihayet bu topraklarda Türklerden tarihin intikamını alıyoruz” cümlesini kurmuştu. Bu cümle, Mladiç’in şahsında Batı’nın Türklere ve Müslümanlara bakış açısını da göstermektedir.

Bugün, Batı’da hızla yayılan İslam düşmanlığı, Müslüman düşmanlığı ve Türk düşmanlığının kodlarını tarihin derinliklerinde aramak gerekir. Yoksa modern zamanların bir sorunu olarak İslamafobi ile konuyu izah etmek yeterli olmayacaktır.

Mladiç’in “Nihayet Türklerden tarihin intikamını alıyoruz” cümlesi, İstanbul’u fetheden, Viyana kapılarına dayanan Türkleri ve Müslümanları yeniden Asya’nın derinliklerine gönderme hayalinin bir tezahürüdür.

15 Temmuz darbe teşebbüsü ve iç işgal girişiminin dış desteğinin düşünce dünyasında da parçalanmış bir Türkiye ve Asya steplerine sürülmüş Türkler düşüncesi vardır.

BATI UNUTMADI BİZ DE…

Boşnaklar Poçatari şehitliğinde gözyaşları ile Kur’an ve dualarla şehitlerini anıyor…

Sırplar hemen şehitliğin aşağısında günün anısına domuz çeviriyor..!

Ötekine yaşama hakkı tanımayan Batı’nın Endülüs’ü unutmadığını biliyoruz. Holokos’u unutmadığını biliyoruz. Srebrenitsa’yı, Bosna’yı unutmadığını biliyoruz.

Biz de unutmadık!

Ne Endülüs olmaya, ne bir daha soykırıma tabi kalmaya, ne de arkamızdan domuz çevrilmesine müsaade etmeyeceğiz.

15 Temmuz 2016 gecesi çıplak elleriyle tanklara, uçaklara, bombalara, mermilere… FETÖ’cü alçaklara direnen bu millet dünyaya bunu bir kez daha ilan etti.

Yeni Şafak

———————————-

Hasan Öztürk

 

DİĞER KÖŞE YAZILARI