Sözün İtibarı ve Değeri

0
99

İnsanın kendisini temsil eden hâl ve davranışları olduğu gibi sözleri de kendisini temsil eder. Birbiriyle doğrudan ilgili.

Karmaşık bir süreçteyiz. İnsan itibarının ve değerinin olmadığı bir zaman. Çok bildiğini düşünen ve bunun boşluğuyla ortamı olumsuzlaştıran gene insan. Cahil kalmak bir kusur, ancak insanın kendisini suçlamak çok da doğru değil. Koşullar ve süreç insanı kişilik olarak oluşturur. Bu, bir bakıma nasip işidir de. Aynı anne babanın çocuklarından biri diğerlerinden farklı olabiliyor. Bu, kişinin kendi özel konumuyla ilgili. İnsanın yetenekleri olabilir, yeteneklerini ve özel hâllerini oluşturan insanın çabasıdır.

Bir toplumun ya da cemaatin, çevrenin içinde bulunan insanlar birbirlerinden çok farklı olabiliyorlar. Ya da ister tevafukların, ister rastlantıların bir araya getirdiği insanlar arasında büyük farklıklar olabilir. Bu, bir bakıma insan zenginliği. Biri çok kaba, kabadayı olabileceği gibi biri de tam tersi özelliklere sahip olabiliyor. Öteden beri İstanbul ruhunu özümsemiş ve beslenmiş olanlara hâl ve davranışlarından ötürü “İstanbul beyefendisi” yakıştırmasında bulunulur. Köylülük bir kusur değildir. Bu yaşanılan hayat ve çevrenin oluşturduğu bir durumdur. Şehir genelde bir üst kültür çevresidir. Geçmişte bir çevrede bulunan medreseler çevreye rengini verirdi. Medreselerde âlimler ve bilgeler olurdu genelde.

Değişen zaman ile birlikte, bilgiden çok sadece bir okur yazarlık var. Gelişen zamanla oluşan yapı insanı değersizleştirdi. Bilgisiz, bilinçsiz insanlar topluluğu. Okur yazar sayısı artık hemen yok gibi. Büyük çoğunluk iradesiyle ortaya bir şey koyamıyor. Güdülenlerden oluşuyor. Özellikle medya kültürü insanlara bilgiden çok sıradanlık veriyor. Her şey bir göz atımlık. Bak ve geç. Düşünme, fehmetme, anlama ve kavrama yoksunu. Görsel ve söze dayalı medya kirliliklerini ve bulanıklığını insanlığın üzerine abandırılıyor. Göz açtırmıyor.

Bütün bunlar insanın kendisinden kaynaklanıyor ve doğrudan ilgili. Zaman değil insan karmaşık, bulanık ve huzursuz. Zaman soyut ve sonsuz. İnsan, onun içinde akan nehrin suları gibi. Sürekli değişen ve yenilenen bir ırmak. Irmağı renk veren bulandıran ya da duru kalmasını sağlayan insan.

Bir toplumun, çevrenin, ülkenin ya da insanlığın önünde yer alan, temsil eden özel insanlar var. Bunlar genelde büyük sanatçılar, düşünürler, manevi önderlerdir. Kitleleri yönetenler, siyasa insanları değerler ortamından çıkıp geliyorlarsa erdemli siyasa, erdemli kişilikler de belirir. Eğer böyle bir ortamdan gelmiyorsa çıktığı çevreyi temsil eder ve onların bir yansıması olur.

İnsan sözünün değer yitirdiği bir zamanda güven duygusu olmaz. Güvensizlik insanın kendisinden doğar, oluşur.

Çok konuşulan, gevezelik edilen bir ortam var. Söz değersiz olduğu için böyle bir durumda yazılı olanın hiç değeri olmaz. Yazının ilgi görmesi insan itibarıyla ilgilidir. Okuma yazma oranı artarsa cehalet biter gibi bir düşünüş var. Oysaki durum hiç de öyle değil. Değerli olanın itibar bulmadığı bir süreçteyiz. Çok bağıran, çok konuşan, patırtı çıkaranların dünyasında sağlıklı olan hiçbir şey yok. İyilik ve güzellikler görünmez. Karanlık bir ruh gibi insana abanan bilgiçlik cehaleti çok daha tehlikeli. Kendinin çok şey bildiğini iddia eden aslında hiçbir şey bilmiyor.

Yazı, edebi yansımasıyla değer kazanır. Şiir, öykü, deneme, roman güzelliğin yansımaları. Söz sanatının incelikleri ve zarafeti oradadır. Şiirin etkisi göz ardı edilebilir mi. Söz konusu ortamda hakiki şiir de görünmez, fark edilmez.

Sözü güzelleştiren insandır insanı güzelleştiren de sözleridir.

Söz incisi hiçbir zaman değer yitirmez. Sözün sahibi de inci cinsinden. Bunlar birbirlerini tamamlarlar.

Ali Haydar Haksal

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.