Sözün gücü – (Ramazan Kayan)

0
326

Söz, zihinlerimize ekilen tohumdur. Bu cesarette üretebilir, korkuda. Sevgide yeşerebilir, nefrette… söz yapıcı olabileceği gibi, yıkıcı da olabilir. Zulme direnmeyi mümkün kıldığı gibi, zulme yol açmayı da mümkün kılabilir. Hem öldürücü etkisi, hem de diriltici gücü vardır

“Önce söz vardı, der kadim kitaplar… Aslında söz insanın kendisidir. Söz anlamın ve değerin adıdır. Zaten bizler söz medeniyetinin çocukları değil miyiz? Bizler sohbet halkalarında kimlik ve kişilik kazanmadık mı?

Söz kutsaldır. Öyle olduğu içindir ki, Allah kulları ile konuşmaya tenezzül etti. İlahi vahiy/ilahi söz insanı muhatap aldı.

İnsan söz ile değer buldu… Yaşamın anlam ve amacına erdi… ve denildi ki: “Lisanü’l hali kalemül-Halıg (iyi insanların dili/sözü Yaratıcı’nın kalemidir).

Beyan insanı ayan eder…

İnsanoğlunun kurucu gücü sözdedir… Sözde mucize gücü de, musibet gücü de saklıdır…

Söz, zihinlerimize ekilen tohumdur. Bu cesarette üretebilir, korkuda. Sevgide yeşerebilir, nefrette… söz yapıcı olabileceği gibi, yıkıcı da olabilir. Zulme direnmeyi mümkün kıldığı gibi, zulme yol açmayı da mümkün kılabilir. Hem öldürücü etkisi, hem de diriltici gücü vardır.

Söz asıldır ve asildir..

Kimi zaman silah, kimi zaman şifadır.

Kiminin elinde zehir, kimininkinde panzehirdir…

Bazen sihir bazen de ilaçtır… büyüleri bozanda yine sözdür.. İyinin de, kötünün de aynası sözlerimizdir.

Evet, sözümüz sermayemizdir. Kelimeler azığımız… cümleler servetimiz… Bunları hoyratça tüketemeyiz. Çünkü bize emanettir. Her söz kayıt altında ve hesaba tabi…

Ama zannetmeyin ki söz biter… Ömür biter, söz bitmez… Merak etmeyin söz biterse çığlık imdada yetişecektir. Bu çığlık bazen sessiz olabilir, bazen kulak zarını patlatacak güçte olabilir.

Sözün yaydığı enerjinin insan yaşamını ne kadar etkilediğini kimse göz ardı edemez.

Sözün gücü ile güçlenenler küresel sömürüye de, her türlü köleleşmeye de karşı koyabilecek gücü kendinde bulabilirler. Ekonomik güç, siyasi erk, askeri kuvvet hepsi bir yana sözün dönüştürücü gücü iktidarları zorlayacaktır. Kitlelerin kansız devrimleri gücünü nereden alıyor?

Söz güçlü ve güzel olunca sınır tanımaz… Sözü bir coğrafya ile bir çağ ile, bir ırk ile, bir renk ile bir dil ile sınırlayamazsınız… Sözün etki gücünü, kapsam alanın daraltamazsınız… Yeter ki, söz söz olsun… Kaynağı sağlam, taşıyanı samimi olsun.

Gelecek zaman gücün sözcülerine karşın sözün gücünün yükselişe geçeceği günlerdir… Arap Baharı bu geleceği müjdelemiyor mu?

Artık sözün gücü özgüven kazandı. Sözün gücü gücünü doğruluğundan ve güzelliğinden almaktadır. Yeryüzünde ki haykırışı da bu hakikatten neşet ediyor.

Kelam-ı kudret engel tanımıyor. Sözün gücü en güçlü silahları bile gölgede bırakır… Çünkü silah insanları yok ederek etkisizleştirir. Söz insanı dirilterek zoru başarır. Ayrıca düşmanın silahı ile silahlanmaya da gerek yoktur. Çünkü düşmanın silahı kirlidir.

İnsanlık tarihi boyunca “söz” ve “güç”, insanların hep ilgisini çekmiştir. Gücü tapınanlar söz ile meşruiyet arayışının girmişlerdir. Sözü yüceltenler ise güce karşı direniş yolunu seçmişlerdir. Hakikatler söz aracılığı ile etkilerini sürdürmüşlerdir..

Sözü yüceltenler ise güce karşı direniş yolunu seçmişlerdir. Hakikatler söz aracılığı ile etkilerini sürdürmüşlerdir..

“Sözü” ve “güç”, insanları hep cezbetmiştir. Çağımızda bu cazibenin gittikçe arttığı görülmektedir. Keşfedilen, öğrenilen, bilinen, hissedilen ve benliğe mal edilen hakikatler, “söz” aracılığı ile bir “güce” dönüşmekte ve çok farklı etkilerde bulunmaktadır.

Sözün etki gücü, gücün iktidarını zorluyor.

Tabii ki, sözün gücü birazda söyleyenin gücü nisbetincedir. Söyleyenin gücü ise sadakat ve samimiyetinde saklıdır.

Sözün gücünü göstermek için sesini yükseltmek, bağırmak, haykırmak, fiziki destek almak gerekmiyor. Sözü güçlü kılan yürekle
rdeki inanç, ruhlardaki direnç, zihinlerdeki bilinçtir.

O halde sesini değil sözünü yükselt. Sözün gücü hep susturmak değil bazen de susmaktır. Anlam ilişkisi olmayan milyonlarca harfi bir araya getirseniz hiç kimse böylesi bir karmaşayı ne çözebilir ne de okuyabilir. Ruhuyla buluşmamış harfler ışık geçirmez, anlam içermez.

Sözün serüvenini Hz. Ali (ra) ne güzel özetliyor:

“Sözün dikildiği yer gönüldür, ısmarlandığı yer düşüncedir, onu kuvvetlendiren akıldır, meydana çıkaran dildir.”

Sırası gelmişken şimdi birde “söz”ün kitabi tanımına bakalım: Söz, beyin tarafından tasarlandıktan, kalp cihetinden onaylandıktan ve gayesi belirlendikten sonra, ses ve dilimizin yardımı ile iki dudağımızın arasından süzülen anlamlı ses ya da seslere denir.

Söz Allahı’ın insana verdiği konuşma kabiliyetinin en temel unsurudur. Söz beynimizin ve kalbimizin dili, meramımızın ifade yoludur. Söz, kelamdır, ifadedir, anlatıştır, haberdir.

Sözde doğruluk temel şart, güzellik tercih sebebidir.

Sözün mahiyeti makul ve meşru ise söz o zaman doğrudur.

Sözün ifadesi ve üslubu muhatabın içine ferahlık veriyorsa o söz güzeldir. Sözün en güzeli bizi Allah’a taşıyan sözdür.

“Laf” ile “söz” arasındaki farkı far etmek lazım. Sözün bir görevi, hedefi vardır. İkna etmek, inşa etmek, etkilenmek, belirlemek, hareket geçirmek gibi… “Laf” boş lakırdıyı, kuru gürültüyü, “söz” ise anlamı, değeri ve derinliği ifade eder.

Sözün güçlü olması için, özgür, adil, ahlaklı ve meşru olması lazım. Başıboş ve içi boş sözün ne gücü olabilir ki?

Şimdi güzel ve güçlü sözler söyleme vakti…

Sözü ete-kemiğe büründürme zamanı… Sözün hayat bulması ve hayat vermesi gerekiyor.

Söze kulak veren herkese sözümüz olmalı.

Farkımız sözümüz olsun.

Unutmayın ki; sözü tükenenler kendileri de bitmiş demektir.

Tükenmemek ve bitmemek için sözün özüne dönmek lazım…

O da; La ilahe illallah’tır..

Bu söz var oluş hakikatinin önü ve sonudur. Bu söz, özdür…

Milat

———————————-
Ramazan Kayan
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI