Sözün En Güzeline Uymak

0
164

“Kur’ân Ayı” Ramazan-ı Şerif’te, mideler yeme-içmeye kapalı ama kalpler Allah’a açık iken “Sözün En Güzeli” olan Kur’ân-ı Kerim’i okumak, anlamak ve hayatın bütün alanlarını Kelâmullah’ın ilkeleri doğrultusunda düzenleme gayreti içinde olmak, her Müslüman’ın kaçınılmaz görevlerindendir.

Kur’ân-ı Kerim’i düşünüp öğüt almak amacıyla okudukça, hayatımıza dokunanâyetler bizi bir bir sarsıyor, silkeliyor ve talimatlarına uyanları diriltiyor. Zümer suresinin diriltici iki âyetiyle başlayalım:

“Tâğut’a kulluk etmekten kaçınıp, Allah’a yönelenlere müjde vardır. O kullarımı müjdele ki, onlar sözü dinlerler, sonra da en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah’ın doğru yola ilettiği kimselerdir. Gerçek akıl sahipleri de onlardır.” (Zümer, 17-18)

Tâğut, ‘tuğyan (azgınlık)’ kökünden türemiş olup, Allah’ın kulları için çizdiği sınırı aşan her tür düşünce, sistem ve ideoloji; bir anlamıyla da insanları kendine kul olmaya zorlayan, buna karşılık Allah’ın hükümlerini yaşanılır kılmaktan engelleyen kişi, kurum, güç ve otorite demektir.

İmdi, Allah’ın razı olduğu yegâne Din olan İslâm’ı engelleyip, kendi sapık ve azgın ideolojilerini insanlara dayatan -yani insanlarıAllah’a kul olmaktan alıkoyup kula kul olmaya zorlayan- yeryüzünün egemen güçlerinin, söylemlerini oldukça cazip ve etkin biçimde sundukları bir ortamda ve sözler karmaşasında “sözün en güzelini” seçip kavramak, dinleyip uymak/uygulamak zorundayız.

Zümer suresinin 22-23. âyetlerinde, sözün en güzelinin (ahsene’l-hadîs) Kur’ân olduğu açıklanır:

“Allah kimin gönlünü İslâm’a açmışsa o, Rabbinden bir nûr üzerinde değil midir? Allah’ı anmak hususunda kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte bunlar apaçık bir sapıklık içindedirler.

Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bıkılmadan tekrar tekrar okunanbir kitap (Kur’ân) olarak indirdi. Rablerinden korkanların, bu Kitab’ın etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah’ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu Kitab, Allah’ın, dileyeni/dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren olmaz.”

Ayetteki “Kitaben müteşabihen” ifadelerinden, âyetlerin birbirini pekiştirdiği anlamı çıkarılır ki, Kur’ân-ı Kerim, 23 senede farklı zaman ve şartlarda inmiş olmasına rağmen ayetlerinin hiçbiri diğeri ile çatışmaz, aksine birbirini teyit ve tefsir eder. “Mesâniye” kelimesi ise, ‘çeşitli üsluplarda tekrarlanan’ şeklinde de,‘okunmaya doyulmayan’ şeklinde de anlaşılmıştır.

Kur’ân-ı Kerim’in bu özellikleri ve güzellikleri, elbette onun “hak söz” olmasından kaynaklanır.

“(Resûlüm)! Şüphesiz Biz bu Kitab’ı sana, insanlar için hak olarak indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de sapıklığı tercih ederse ancak kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.” (Zümer, 41)

Fatır suresinin 10. âyetinde ise, insanlara izzet ve şeref kazandıracak sözlerin, yaldızlı ideolojik söylemler değil, hak ve hakikatin ta kendisi olan güzel sözler (kelimü’t-tayyib) olduğu beyan edilir:

“Kim izzet ve şeref istiyor idiyse bilsin ki, izzet ve şerefin hepsi Allah’ındır. O’na ancak güzel sözler yükselir/ulaşır. Onları da Allah’a amel-i sâlih ulaştırır. Kötülükleri planlayıp tuzak kuranlara gelince, onlar için çetin bir azap vardır ve onların tuzağı boşa çıkar.”

Müminlerin Allah katında izzet ve şeref kazanıp yeryüzünün belirleyici gücü haline gelmeleri, sadece sözün en güzelini dillendirmekle gerçekleşmez, güzel sözün mutlaka sâlih amele dönüşmesi gerekir. İşte o zaman, kötülük odaklarının ve tâğutların kötü plân ve tuzakları da elbette boşa çıkar.

***

Yeri gelmişken, Kur’ân-ı Kerim’i Peygamberimizin (s.a.) öğrettiği ve ashabının uyguladığı gibi, on âyetlik bölümler (aşırlar) halinde okumak, anlamak ve yaşamak amacıyla yaptığımız derslerin notlarını iki yeni kitap olarak istifadenize sunduğumuzu paylaşalım: Maide ve Enam surelerine ait ders notlarımızı “Takvâ ve Adalet”, Âraf ve Enfâl surelerine ait notlarımızı da “Tevhid ve Risâlet” olarak yayımladık (Pınar Yayınları).

“Takvâ ve Adalet”te, katıksız adaletin ancak arındırıcı takvâ/sakınma bilinci ile gerçekleşeceği; “Tevhid ve Risâlet”te ise, peygamber kıssaları bağlamında tevhid mücadelesinin evrensel ilkeleri incelendi.

Abdullah Yıldız / Yeni Akit

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.