Siyasi slogan yasağı ve fotoğraftaki komiser – (Kürşat Bumin)

0
97

Hatırlarsanız, söz konusu gelişmenin yaşandığı gün rektör ile adı geçen öğrenci arasındaki diyalog gerçekten “koleksiyonluk”tu. Şu diyalog yani:

Manisa Celal Bayar Üniversitesi`nden “atılan” öğrenciyle ilgili birçok haberde “Rektör sonunda sözünü tuttu ve öğrenciyi attı” başlığı kullanıldı.

Yanlış bir seçim değildi bu, rektör gerçekten de sözünün eriymiş doğrusu… 2010 yılının Aralık ayında Bülent Arınç`ın üniversiteyi ziyaretini protesto eden gençlerden Erdem Özdemir`in öğrencilikle ilişkisi kesilmiş. (Yanlış anlamadınız, bir üniversitede öğrencilikten çıkarma cezası alan öğrenciye bütün yüksek öğretim kurumlarının kapısı kapatılıyor. Hatırlıyorsunuzdur, yeni YÖK Başkanı da bu durumdan şikayetçiydi.)

Hatırlarsanız, söz konusu gelişmenin yaşandığı gün rektör ile adı geçen öğrenci arasındaki diyalog gerçekten “koleksiyonluk”tu. Şu diyalog yani:

Öğrenci: Biz bu görevi Atatürk`ten devraldık. Atamızın izindeyiz.” / Rektör: “Atatürk`ten sen görev alamazsın. Görev aldıysan ben de sizi okuldan atarım. Cumhuriyet`i savunacak biri varsa o da benim. Ben Rektörüm. Siyasi slogan atarsanız üniversiteden atarım sizi.”

Gerçekten de “koleksiyonluk” bir diyalog değil mi bu? “Okul”dan söz eden üniversite rektörü kendisini “okul müdürü” sanarak “Cumhuriyet”i savunuyor. Üniversite öğrencisi ise hâlâ “Okul”da öğrendiği “Atamızın izindeyiz”i ezberini tekrarlamakla meşgul…

Yanlış anlaşılmasın, öğrenci üniversiteden bu diyalog ve ona neden olan protesto gösterisi nedeniyle uzaklaştırılmamış. Üniversiteden “çıkarma cezası” (cezanın kesildiği fakülte kararında böyle deniyor) bir başka “suç”a dayandırılmış. Şu “suç” (gazeteden aktarıyorum) yani: ” 2011 Ağustos ayında Ak Parti İzmir karşıyaka İlçe Teşkilatı binasında protesto amaçlı basın açıklamasında bulunmak” Nitekim cezaya hükmeden Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanlığı disiplin kurulunun kararında da soruşturmanın öğrencinin “bir partinin ilçe başkanlığını işgal etme eylemine” katılması nedeniyle açıldığı belirtilmiş.

Siz ne düşünürsünüz bilemem ama bana sorarsanız “önemsiz” gibi görünen bu gelişme – “ileri” ya da “geri”si fark etmez- demokrasilerde karşılaşılmayan cinsen bir uygulamadır. Rektör ile öğrenci arasında geçen -sözünü ettiğimiz- “koleksiyonluk” diyalog kendi başına bir problem, öğrencinin yüksek öğrenim hakkının bir siyasi partiyi protesto gösterisine katılmasından dolayı gaspedilmesi bir başka vahim gelişmedir. Demokrasinin toplumdaki farklıkların birbiriyle “çekişmesi” olmadan oluşabileceğini mi düşünüyoruz hâlâ? Bu meselede tarafların kendilerini “Atanın izinde” ya da “Cumhuriyet`in savunucusu” olarak görmeleri önemli ama apayrı bir konudur. Demokrasilerde öğrencilerin üniversite alanında “siyasi slogan atmaları”nı ya da dışarıda bir siyasi partiyi protesto edebilmelerini eğer “Okul”dan değil de gerçek anlamda “Üniversite”den söz ediyorsak makul bir gerekçeyle cezalandırmak mümkün müdür?

Neyse, haberlere bakılacak olursa bu meselenin henüz tamamen kapanmış olmadığı anlaşılıyor. Üniversiteden uzaklaştırılan öğrencinin bu disiplin kurulu kararına itiraz hakkı varmış. Bu kez üniversite yönetim kurulu toplanacak ve bu itirazı değerlendirecekmiş. Söz konusu “Kurul”un itidali elden bırakmadan karar vermesi dileğiyle…

* * *

Bu sefer daha taze bir haberden yola çıkalım.

Gazete “Samast`la bayraklı hatıra fotoğrafı kariyerini yükseltti” diyor.

Yalan değil, gerçekten de yükseltmiş…

Eline Türk bayrağını verdikleri Hrant Dink`in katili Ogün Samast`ı aralarına alarak Asayiş Şube Müdürü ve bir askerle birlikte objektife gülümseyen komiserle ilgili bir haber bu. Aradan geçen beş yıl içinde biraz kilo almış. O günlerde dördüncü sınıf komisermiş.

Ama geçen zaman içinde bu fotoğraf onun mesleğinde terfi almasını, yükselmesini engellememiş. Kendisi son olarak Malatya Emniyet Müdür Yardımcısı olarak görev yapıyor.

Ne demeli bilmiyorum ki? Yakup Kurtalan ve onun gibi benzer fotoğraf karelerinde yer alan “güvenlik görevlileri”ne zamanında kesilen “1 günlük maaş kesim cezası”nın toplumla alay etmek anlamına geldiğini mi hatırlatalım; yoksa toplum olarak Polis Haftaları dolayısıyla caddeleri süsleyen şu “güzel sözler”e göz atıp “Ciddi olamazsınız!” diye mi mırıldanalım : “Türk Polisi kanun hakimiyetinin teminatıdır”, “Türk polisi gücünü yasalardan ve halkından alır”, “Polis iç güvenliğimizin teminatıdır”, “Polise saygı devlete saygıdır”, “Polis demokratik düzenin kararlı koruyucusudur”… Yoksa Türk polisi hakkında Atatürk`ün şu sözlerini mi tercih edersiniz: “Polis kanun adamıdır. Ona her zaman saygı göstermeli ve itaat etmelidir.”

Hatırlıyorsunuzdur. Samsun`da Türk bayrağı ile zenginleştirilmiş Samast`lı fotoğraf kareleri ortaya çıktığında karelerde yer alanlar beraat ederken “soruşturmanın gizliliğini ihlal” gerekçesiyle bu fotoğrafları medyaya sızdıranların peşine düşülmüştü. Bu hukuksuzluk ortadayken, Hrant Dink Cinayeti`nin hâlâ niçin açıklığa kavuşmadığını sormak yersiz kaçmıyor mu dersiniz?

Bu fotoğraf kareleri hakkında DDK`nın raporunda şu sözler yer alıyordu: “Esasen, Hrant Dink`i hedef haline getiren ve Hrant Dink`i öldüren kişinin eline bayrak vererek resim çektiren marjinal anlayışların ortaya çıkmasına yol açan bazı paradigmalarla yüzleşilmesi;…”

DDK raporunda yer alan bu cümleler beni şaşırtmıştı doğrusu. “Marjinal anlayışlar” da nereden çıkmıştı? Sözü edilen “bazı paradigmalarla yüzleşilmesi” de neyin nesi idi? Baksanıza, Yakup Kur
taran örneğinde görüldüğü gibi “marjinal anlayışlar” yerinde durmakla yetinmeyip terfi bile ediyor.. Baksanıza, o fotoğrafların çekilebilmesine izin veren “paradigma” da yerli yerinde duruyor.

Lafı fazla uzatmaya gerek yok. Bu tabloyu birilerinin bize açıklaması gerekiyor. Bu fotoğraf karelerinde yer alanlar “gücünü yasalardan ve halkından” mı alıyor, bu görevliler mi “demokratik düzenin teminatı”dır? Tabloyu kim açıklamak ister bilmiyorum. Ama tercihimi soracak olursanız, çok daha aydınlatıcı olacağını düşünürek İçişleri Bakanı açıklasın derim… Nedir bu durum, medeni ülkelerde bunun bir benzeri var mıdır? Bir katilin eline bayrak tutuşturarak objektife gülümseyen polis ve jandarma görevlilerine toplumun güvenliğinin emanet edilmesinin açıklaması nedir??

 Yenişafak

———————————-
Kürşat Bumin
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI