Sırada Ne Var Hocam! – (Ömer Faruk Söyler)

0
165

Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır

Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır

Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır

Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır

 

-Sezai Karakoç

Dershane tartışmalarının başladığı ve Hükümet cenahından “dershaneler kapatılacak” şeklinde açıklamaların yoğunlaştığı dönemde bu işin aceleye getirilmemesi ve 2-3 yıllık bir geçiş sürecinden sonra dershanelerin dönüşümünün sağlanması gerektiğini düşünerek, yazar olmadığım halde bu konuda bir yazı karalamayı düşünmüştüm hocam.

Üç çocuğunu sizin kolejlerinize ve dershanelerinize gönderen bir baba olarak bu satırları yazıyorum hocam.

İki aydır hükümete karşı yapmış olduğunuz her türlü sert açıklamalara rağmen yirmi gün öncesine kadar, Amerika’da sizi bilgilendiren çevrenizdeki müntesiplerinizin ve Türkiye’deki temsilcilerinizin Başbakan ve Hükümetle ilgili olarak sizi yanlış bilgilendirdiklerini ve yönlendirdiklerini düşünüyordum hocam.

Ancak aralık ayı başında videosu internet sitenizde yayınlanan sohbetinizde; şu an devletin üst düzey görevlilerinden biriyle ilgili olarak yıllar önce size gelen bir telefon ihbarı ile gündeme getirdiğiniz şantajla ilgili konuşma bir kırılma noktası oldu hocam.

Sohbetin devamında “bunu anlatmasa mıydım” şeklindeki pişmanlığınız zihnimizde yer eden muhterem hoca efendi imajının zedelenmesine engel olamadı hocam. Yıllarını sohbet ve vaazlarla geçirmiş muhterem hocamız, isim vermeden gayrı ahlaki bir şantajı gündeme getirerek ülkenin yarısından oy alarak iktidara gelmiş bir hükümeti ve liderini tehdit ediyordu.

Bununla yetineceğinizi, çevrenizden tepkiler alacağınızı ve daha dikkatli konuşacağınızı düşünürken ekranlara bedduanız düştü hocam. Geçmişte “Bizim dünyamızda bedduaya yer yoktur” derken şimdi Müslümanlara beddua ediyordunuz, çevrenizde sizi seven ve yanlışlarınızdan dolayı sizi uyaran bir tek dostunuz bile yok mu hocam?

Bedduanızın Türkçe olan kısmını hazmetmeye çalışırken, Arapça yaptığınız bedduanın peygamber efendimiz tarafından müşriklere yapıldığını öğrenince, o şaşkınlık içerisinde hemen bir doktora gittim hocam.

Gittiğim psikiyatriste durumumu anlattım: Çok sevdiğimiz bir hoca bugünlerde;

“Allah’ım onları hezimete uğrat!
Onları sars!
Birliklerini boz!
Onları paramparça et!
Onları birbirlerine musallat et!
Onları birbirlerine kırdır!
Güçlerini birbirlerine karşı kullandır!”

şeklinde başbakana ve hükümete beddua ediyor dedim.
Kendimi iyi hissetmiyorum, depresyondayım, tedaviye ihtiyacım olduğunu söyledim.

Doktor teşhis için benimle biraz muhabbet ettikten sonra; “Senin herhangi bir rahatsızlığın yok, gayet sağlıklısın. Asıl tedaviye ihtiyacı olan o bedduayı yapan hoca efendidir” deyince kendi adıma rahatladım ama ülkem adına endişelerim devam etti hocam.

Benim rahatsızlığım sadece bana zarar verirdi çünkü ama sizin rahatsızlığınız tüm ülkeye zarar veriyor hocam.

17 Aralık’ta yapılan son operasyonu cemaatiniz (samimi tabanınızı istisna tutmak gerekir) ve bu olaydan siyasi gelecek devşirmek isteyen çevreler dışında hiç kimse yolsuzluk operasyonu olarak görmüyor hocam. Amerika’dan nasıl görünüyor bilmiyorum ama Türkiye’deki büyük çoğunluk bu operasyonun hükümeti ve Başbakanı yıpratmak, 2014’teki yerel seçimlerde Ak Parti’nin oy kaybetmesi ve Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olarak seçilmemesi için tertiplenmiş olduğunu düşünüyor hocam.

Bu operasyonu İsrail, Amerika, İngiltere gibi ülkelerin organize ettiğini ve cemaatin emniyet ve yargıdaki mensuplarının kullanılarak yapıldığını söylüyorlar hocam.

Amerika’nın Irak’a saldırdığı ve bir milyon civarında masum insanı öldürdüğü savaşı hatırlarsınız hocam. Saddam o dönemde İsrail’e bir füze fırlatmış, siz de bu füzeden dolayı korkan Yahudi çocuklara üzülmüş ve hüngür hüngür ağlamıştınız.

Mavi Marmara olayında Gazze’ye yardım götüren uluslararası organizasyonu, dokuz şehidimizin kanı henüz kurumamışken eleştirmiş ve “İsrail’in onayı olmadan hareket etmek, otoriteye başkaldırıdır” demiştiniz.

Başbakan’ın İsrail’e yaptığı “One Minute” çıkışını da içinize sindirememiştiniz hocam.

Cemaatinizin Hakan Fidan konusundaki rahatsızlığını ve 7 Şubat krizini hatırlatmama gerek var mı hocam.

İsrail konusunda niçin bu kadar hassassınız hocam?

Bir sohbetinizde 17 Aralıktaki operasyonu cemaatin yaptırmadığını, operasyonu bin kişi yapmışsa bir kişiyi bile tanımadığınızı ifade ediyorsunuz.

Ama siz de dahil olmak üzere televizyonlarınız, gazeteleriniz, internet siteleriniz, köşe yazarlarınız operasyonun “siyaset mühendisliği” boyutunu görmezden gelerek ve tek pencereden bakarak, yolsuzluk ve hırsızlık söylemi üzerinden hükümetin tamamının yolsuzluğa bulaştığı algısını oluşturmaya çalışıyorsunuz hocam.

17 Aralık operasyonunu yapanların cemaatle olan ünsiyetleri ile cemaat medyasının operasyon haberlerini sunuş tarzı sizi ve cemaatinizi işaret ediyor hocam. Hukuk Fakültesini bitirdikten sonra Bursa’ya dönen, orada babasıyla birlikte ticaretle uğraşan, aynı zamanda hukuk bürosu açan ve müreffeh bir yaşantısı olan hangi avukatın kimin talimatıyla savcı olduğunu camiadan herkes biliyor hocam.

Ayrıca bugüne kadar hırsızlık ve yolsuzluğa bulaşmış birilerinin yargılanmasına hükümet içerisinden kim karşı çıkmış ki hocam, tüm söyleminizi bunun üzerine kurguluyorsunuz.

Başbakan, bazı bakan ve milletvekilleri defalarca bu operasyonun yolsuzluk boyutunun ortaya çıkartılması için konunun takipçisi olacaklarını ifade ederlerken, henüz yargılanmamış insanları hırsız gibi göstermek ne kadar Müslümanca bir tavır hocam.

Tek boyutuyla sahiplendiğiniz ve organize ettiğiniz düşünülen bu operasyonun Türkiye’yi maddi ve manevi olarak çökerten, ülkenin her açıdan geleceğini karartan, Menderes-Özal-Erdoğan çizgisinde elde ettiği özgürlükleri ve kazanımları tehlikeye atan, devlet-millet bütünleşmesini sarsan, size ve cemaatinize olan güveni bitiren ve uluslararası boyutları göz ardı edilmemesi gereken tarafını neden görmüyorsunuz hocam?

Sırada ne var hocam?

Kaderin üstünde bir kader vardır

___

Ömer Faruk Söyler

———————————-
Ömer Faruk Söyler
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI