Sevgi ve Merhamet Yüklü Yüreklerden, Acının Dokunduğu Yüreklere

0
165

Konteyner Kente Ziyaret

 

“Yaşanan her büyük savaş, her büyük trajedi, her haksız yere ölen insan bir “ahlak krizi” olgusunu gündeme getirir ve belki daha ötesi yüzümüze çarpar. Geride büyük bir yıkım bırakan savaşların karşısında insanlığın kayıtsızlığı, temelde ahlak sorununun ürünüdür ve bütün bunlara şahit olup da bir şeyleri değiştirmeyen insanların ahlak anlayışı hakkında bir şeyler söyler.”

Hanımeli derneği Gençlik Komisyonu olarak 29 Mart 2014 Cumartesi günü “Yardım ve Dayanışma Gönüllüleri Platformu’nun düzenlediği, ilimizde bulunan Merkeze bağlı Fatih köyünde “Beydağı Konaklama Tesisi” (MABEK)adıyla kurulan Suriyeli mülteci kardeşlerimizin yaşadığı konteyner kenti ziyaret ettik.

Ziyarete “Okur”,”Sosyal Medya-İletişim” ve “Namaz Merkezli Yaşam” platformlarının temsilcileriyle, lise ve üniversite öğrencilerinden oluşan “sevgi ve merhamet yüklü yürekler”den 20 kişi katıldı.

Kente vardığımızda nereden geldiğimiz ve izin belgemiz olup olmadığı sorulduktan sonra, Suriyeli kardeşlerimiz için getirdiğimiz hediye paketlerini -dağıtımını kendileri üstlendiği için- güvenliğe teslim ettik. Daha sonra konteyner kentin sorumlusu Nihat Yazıcıoğlu ile görüşmek için yanlarına gittiğimizde, Müdür beyin, hepsi Suriyeli gönüllülerden oluşan bir grupla, yaşadıkları kenti güzelleştirmek için elbirliğiyle kaldırım taşlarını onardığını gözlemledik. Bizleri görünce yaptığı işleri bırakıp yanımıza geldi ve “Hoş geldiniz” diyerek kent hakkında bilgi vererek sorularımızı cevaplandırdı, ardından süremizin elverdiğince konteyneri gezdirdi.

Sorumlusu olduğu konteynerin 10.000 kapasiteli olduğunu ve şu an kentte 7.500 kişinin bulunduğunu belirtip; konteynerde 2 okul, 2 cami, çocuk parkı, market, giyim mağazaları (erkek ve bayan ayrı), sağlık ocağı ve bay-bayan kuaförü, kütüphane, terzihane, nakış kursu, dokumacılık ve kuaför eğitim merkezleri gibi halkevleri mevcut olduğu gibi, gençlerin aktivitede bulunacağı spor merkezleri, bilgisayar salonları ve top sahalarının da bulunduğunu ifade etti.

Okullarda her gün MEB ve Halk Eğitimin görevlendirdiği öğretmenlerle 2760 öğrenci eğitim görüyor ve 450 öğrenci mezun olmuş. Ana dilleri ile eğitimlerini devam ettiriyorlar aynı zamanda okullarından sonra etüt şeklinde Türkçe dersleri veriliyor. Türkiye’deki en iyi konteyner eğitim sistemi burada mevcut.

Ayrıca üniversite okumak isteyen öğrencilere hazırlık kurslarının bulunduğunu belirtti. 6 mahalleden oluşan konteyner kentte Suriyeli minik çocukların yarı öğrendikleri türkçe ile bizlere “Merhaba” ve “Hoş geldin” demeleri ve hemen sıcacık bakışlarıyla  “Biz Malatya’yı çok severiz. Biz sizleri çok severiz” sözleri yüreklerimizde bir şeyleri eritirken, ekmek pişirme konteynerlerinde, ekmek pişiren teyzelerimiz, “ehlen ve sehlen” diyerek, bizlere yeni pişirdikleri ekmeklerden ikram ettiler. Ekmeğin buğusu ve o herkesin aşina olduğu kokusu; paylaşımı, kardeşliği ve sevgiyi kat kat artırdı.

Konteynerleri gezerken bilgilendirmeye devam eden Nihat Yazıcıoğlu, alışverişin nasıl yapıldığını sorduğumuzda; her ailede kişi başına aylık 80 TL aile kartlarını oluşturduklarını, dileyen ailenin konteynerde bulunan markette dilediği şekilde alışveriş yaptığını belirtti. Dolaştığımız her mahallede bizleri gören kadın ve çocuklar içten bir gülümsemeyle selam verirken, kendilerine sağlanan imkanlardan ve gösterilen güler yüzden çok memnun olduklarını dile getirdiler.

Mültecilerin her ihtiyacı düşünülerek düzenlenmiş olan konteyner kent, Dünya ve Avrupa’da birinci sırada, Türkiye’de de en iyi kamp. BM’den ve UNICEF’ten görevlilerin merak ederek buraya geldiklerini,  geçen haftaki ziyaret başvurumuzu bundan dolayı iptal ettiklerini belirttiler.

Turumuzun sonuna doğru yanımıza gelen bir teyze, bu topraklara ilk geldiklerinde tedirginliklerini belirterek, zulümden kaçarak ülkemize sığındıklarında kardeş duygularla gelmelerine rağmen, bir meçhule uzanan yolculuklarında: “Geldiğimizde çok korkuyorduk. Ama sizleri yakından gördüğümüzde, bizlere candan kucak açmanızla korkumuz kalmadı. Günlerdir yiyecek yememekten zayıf düşmüştük, bizlere çok iyi baktınız. Allah razı olsun”  diyerek hayır dualar edip bizleri uğurladılar.

Ziyaretimizi sonlandırırken; ellerimizden sımsıkı tutan ve etrafımızı çevreleyen çocuklara (Muhammedlere, Haticelere, Saralara,  Aişelere…) veda etmek en zor işti belki de… “Sizleri çok sevdik, bizden ayrılmayın” diyerek ellerimizi bırakmamaları, gitmek zorunda olduğumuzu söyleyerek, bir daha gelme vaadinde bulunduğumuzda, gözlerindeki o parıldayan ışıkları unutmayarak, yaşadığımız yoğun duygularla ayrıldık kardeşlik kentinden.

Kardeşlik, kutlu ve güçlü bir bağ olduğu kadar büyük bir sorumluluktur da…  Aynı dine mensup insanların adedince büyüyen bir sorumluluk…