`Sen, Allah`a şükret Erdoğan` – (Hilal Kaplan)

0
137

Kongreyi izlerken sözlerine dikkat kesilinmesi gereken diğer üç lider kuşkusuz Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani ve Hamas lideri Halid Meşal`di. Bu üç ismin aynı platformda

Ak Parti kongresine ilişkin söylenecek çok söz var şüphesiz. Lâkin kanaatimce dile getirilecek ilk söz, Ak Parti`nin bir Türkiye partisi olmaktan çok bölgenin lider siyasî güçlerinden birisi olduğu gerçeğinin bir kez daha sarih biçimde ortaya çıkmasıdır. Başbakan Erdoğan, sadece Türkiye`nin değil, Ortadoğu`nun liderlerinden birisidir.

Kongreyi izlerken sözlerine dikkat kesilinmesi gereken diğer üç lider kuşkusuz Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani ve Hamas lideri Halid Meşal`di. Bu üç ismin aynı platformda yan yana gelmesi bile Ortadoğu`da, Başbakan Erdoğan ve hükümetinin kurulmasına katkı sunduğu yeni bir bölgesel denklem olduğuna işaret etmeye yeterlidir. Ortadoğu coğrafyasında Kürtler, Araplar ve Türkler arasında tarihî bir buluşma gerçekleşiyor ve bu biraraya gelişin ana eksenini İslâm kardeşliği oluşturuyor. Gönül isterdi ki davet edilen Maliki de seyahat programını bahane ederek uzatılan eli geri çevirmeseydi ve ümmetin kadim halklarından birisi daha bu tablonun içinde temsil edilebilseydi… Zamanla bunun da gerçekleşebileceği ümidini taşıyarak devam edelim.

Mursi`yi dinlerken, Mısır`a ilk gittiğimde tecrübe ettiğim hisleri bir kez daha yaşadım. O günlerde Yeni Şafak`ta yine şöyle yazmıştım:

`Ümmet`, özellikle modern dönemlerde fazlasıyla tartışılır hale geldi. Ümmetin kendisinden veya dertlerinden çok ümmet kavramının işlevselliği veya gerçekliği tartışmanın merkezine oturtuldu. `Hayali bir cemaat olarak ümmet` diye burun kıvıranlara veya `İslâmî bir hiper gerçeklik olarak ümmet` diye teori parçalayanlara rağmen Müslüman olanlar için, iradesini Allah`ın iradesine teslim edenler için `bir ümmet` hep oldu. Çünkü cetvelle sınır çizen efendilerin Müslümanların elinden alamadığı yegâne değerlerden birisi ümmete olan inançtı. Ümmet inancı ve davası, bir Müslümanın yabancı bir ülkede karşılaştığı ve hiç tanımadığı birisinin Müslüman olduğunu öğrenmesiyle beraber hissettiği o `fazla`da hep var oldu.

Kahire Üniversitesi`ndeki toplantılar sırasında dinlediğim konuşmalar boyunca sıklıkla oturduğum salona baktım. Tunus`tan, Libya`dan, Cezayir`den ve diğer pek çok İslâm ülkesinden gelen kardeşlerimle aynı salonda, benzer hissiyatlarla, aynı dertlerin üzerine eğiliyorduk. Artık surda bir gedik açılmıştı… Ümmetin birliği önündeki yapay sınırların koruyucusu olan diktatörler yıkıldıkça da kahpe rüzgarın nereden estiğinin önemi gittikçe azalacaktı. Mısır`dan bana kalan en önemli his ve belki de `bilgi` buydu sanırım.`

Devamı için Yenişafak

———————————-
Hilal Kaplan
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI